Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/212 K.2025/8237
10. Hukuk Dairesi 2025/212 E. , 2025/8237 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/203 E., 2024/339 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1996 yılı Haziran ayı başından itibaren davalıya ait nakliye firmasında çalışmakta iken, 2000 yılında askere alınarak 18 ay işe ara verdiğini, 2002 yılının 6. ayında tekrar davalının yanında çalışmaya başladığını, 2006 yılında ehliyetinin elinden çıkması neticesi 3 yıl kadar davalıya ait işyerindeki çalışmalarına ara verdiğini, 2009 yılının Nisan ayında tekrar davalının yanında şoför olarak çalışmaya başladığını ve sürekli hayvan yemi nakliyesi yaparak 2014 yılının Nisan ayına kadar kesintisiz çalıştığını, ancak davalı tarafça sigortalı yapılmadığını beyanla, davalıya ait işyerinde 1996 yılı Haziran ayı başından (aradaki giriş çıkışlar hesaplanmak suretiyle) 2014 yılı Nisan ayına kadar geçen sigortalı çalışmalarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının doğru olmadığını, davada 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının müvekkilinin yanında çalışmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının müvekkilinin zaman zaman bazen de sıkça görüştüğü bir arkadaşı olduğunu, müvekkilinin bazen ihtiyaç duyduğu zamanlarda davacıyı yevmiye usulü 1-2 gün çalıştırdığının da olduğunu, davacının bildirdiği tarihlerde henüz 18 yaşını dahi doldurmadığından, o dönemde müvekkilinin yanında çalışmasının mümkün olmadığını, davacının hangi iş ile ilgilendiğini ve hangi bölümde çalıştığı hususlarını da dava dilekçesinde belirtmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davada 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının diğer davalıya ait işyerinde 1996 Haziran ayından itibaren hayvan yemi nakliyesi işinde çalıştığını iddia etmekte ise de, çalışmaya başladığını iddia ettiği tarihte 16 yaşında olup, sürücü belgesi sahibi olamayacağı gibi, ehliyetsiz olarak araç kullanamayacağını, ayrıca tespitini istediği tarihler arasında başka işverene ait işyerinde geçen ve çakışan çalışmalarının bulunduğunu, davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli kararı ile davacının 1996 yılı Haziran ayından itibaren, askerlik süresi ve ehliyetinin geri alındığı süreler dışında 2009 yılı Nisan ayına kadar sigortalı çalışma iddiasının 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddelerinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin müruru nedeniyle, 2009 yılı Nisan ayından 2014 yılı Nisan ayına kadar kesintisiz çalışma iddiasının ise dosya kapsamına göre benimsenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli kararı ile davanın açıldığı tarih dikkate alındığında 23.04.2010 tarihinden önceki sigortalı çalışma iddiasının 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle dinlenemeyeceği, 23.04.2010 tarihinden sonraki çalışmalarına ilişkin olarak herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, davacı tanığı ...’ın davalı işyerinden en son 13.09.2010 tarihinde işten ayrıldığı gözetildiğinde; davacının 13.09.2010 tarihinden sonra da çalıştığına dair somut tanık beyanları bulunmadığı, Emniyet Müdürlüğünün yazısı ile davacı hakkında davalıya ait ... plakalı kamyonu kullanırken 10.08.2006 tarihinde ve başkasına ait .... plakalı aracı kullanırken 23.04.2008 tarihinde trafik para cezası tutanağı düzenlendiği anlaşılmakla, kaza evraklarının getirtilmesinin dosyaya ayrıca bir katkı sağlamayacağı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.04.2010 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Eldeki davada; 10.04.1980 doğumlu davacının dava dilekçesi ile üç ayrı devre olarak, 1996 yılı Haziran ayından askerlik döneminin başladığı 21.08.2000 tarihi arasında ilk dönem, askerlik sonrası 2002 yılının Haziran ayından 10.08.2006 tarihine kadar ikinci dönem, 2009 yılının Nisan ayından 2014 yılının Nisan ayına kadar üçüncü dönem çalışmasının bulunduğunu beyan ederek, anılan dönemlerdeki hizmetlerinin tespitinin istenildiği anlaşılmakla, davacı tarafça tespiti talep olunan ilk iki dönem yönünden davalı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, sigorta bildiriminin yapılmadığı, davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin kurum tarafından herhangi bir tespit yapılmadığı hususları ile dava tarihi bir arada değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde geçtiğini iddia ettiği birinci ve ikinci dönemdeki çalışmalarının tespiti yönündeki talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair mahkeme kararı yerinde olup, davacının üçüncü çalışmasının bulunduğunu iddia ettiği 2009/Nisan-2014/Nisan tarihleri arasındaki eylemli çalışma olgusu hakkında ise yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirleme olmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de dosya arasında davalı işyerine ait bordrolar bulunmamaktadır. Yerel Mahkemece bu hususta araştırma yapılmaksızın taraf tanıklarının beyanları ile yetinilmiş, dinlenen davacı tanıklarından ...’ın, davalı ...’e ait olduğu anlaşılan .... sicil numaralı işyerinde 24.03.2007 - 01.06.2007 ve 07.05.2009 - 13.09.2010 tarihleri arasında çalışması bulunmakta ise de; söz konusu tanığın beyanlarının davacı tarafın talep ettiği üçüncü dönem çalışma süresi bakımından hüküm kurmaya elverişli olmayıp, bunun dışında 2009/Nisan-2014/Nisan tarihleri arasında çalışması bulunan başka tanık da dinlenmemiştir.
Somut olayda; öncelikle 2009/Nisan-2014/Nisan arası dönem bordroları kurumdan eksiksiz celp edilerek, kanaat edinmeye yetecek kadar bordro tanıkları resen belirlenerek dinlenmeli, beyanlar arasında çelişki var ise giderilmeli, yeterli görülmediği takdirde, çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerine komşu işyerleri ile bunların bordrolu tanıkları tespit edilip beyanlarına başvurulmalı, ayrıca davacının davalı nezdinde yük taşıma işi ile uğraştığı nazara alınarak davacı taraftan yük teslimi yapılan işyerleri sorularak, tespit edilecek bu işyerlerinde çalışması bulunan işletme sahiplerinin/çalışanlarının beyanlarına da başvurulmak suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı öncesi ve sonrası yapılan araştırmalar, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı adına yazılan trafik cezalarının Emniyet Müdürlüğünden celp edilmediğini, eksik ve hatalı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu beyan etmektedir.
Davacı vekili Mahkemenin 15.11.2024 tarihli ek kararına karşı sunduğu temyiz dilekçesinde; tüm harç ve giderlerin eksiksiz olarak yatırıldığını, kaldı ki Mahkemece usulüne uygun olarak HMK'nın 344. maddesi gereği muhtıra düzenlenmediğini, Mahkemenin ek kararının usul ve esas açısından kanuna aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 1996 yılı Haziran ayı - 2014 yılı Nisan ayı arasında davalı yanında geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
1- Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2024 tarihli kararına karşı davacı tarafından 22.07.2024 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğu, istinaf yoluna başvurma ve karar harcının ise 19.07.2024 tarihinde yatırıldığının tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen kararın temyiz yoluna tabi olduğu gözetilerek dosyasının İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, bu defa 24.10.2024 tarihli muhtıra ile temyiz harç ve giderlerinin yatırılmasının istenildiği, söz konusu muhtıranın davacı vekiline 29.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmadığından 15.11.2024 tarihli ek karar ile davacının temyiz talebinin reddine karar verildiği, temyizin reddi kararının süresinde 29.11.2024 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece söz konusu karar temyiz yolu açık olarak verilmiş olup, davacı tarafça sehven istinaf edilerek istinaf harç ve giderleri yatırılmış ise de daha önce temyiz incelemesinden geçen dosyada gerekçeli kararın temyiz yoluna tabi olduğu açıktır. Davacının 22.07.2024 tarihli istinaf dilekçesinin temyiz dilekçesi olduğu kabul edilerek, yatırılan istinaf harç ve giderleri mahsup edilmek suretiyle bakiye miktarın istenilmesi gerekirken temyiz harç ve giderlerinin tamamının istenilmesi ve yatırılmaması üzerine temyiz talebinin reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Açıklanan sebeple, temyiz harcının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 15.11.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına,
2- Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3- Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin temyiz başvurusunun, temyiz harcının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle verilen reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2024 tarihli EK KARARININ KALDIRILMASINA,
2. Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.