Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5119 K.2025/7383

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5119 📋 K. 2025/7383 📅 30.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5119 E.  ,  2025/7383 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2580 E., 2024/2426 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/482 E., 2023/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde, davalı şirkete ait iş yerinde 24.06.1997 tarihinde, davalı Kuruma işe giriş bildirgesi verilerek sigortasının başlatıldığını, ancak prim ödemelerin yapılmadığından sigortalılık başlangıç tarihinin ilk prim ödemesinin yapıldığı 01.09.2000 tarihi olarak Kurum kayıtlarında göründüğünü, bu durumun emeklilik yaşını ve diğer tüm sosyal haklarının verilmesini neredeyse 3 yıl kadar ileriye attığını, ilk olarak davalı şirkete ait iş yerinde satış elemanı olarak çalışmaya başladığını ve 3 ay çalıştığını belirterek; ilk işe giriş tarihinin 24.06.1997 olarak tespit edilerek, sigorta başlangıç tarihi olarak kabulünü, davalı şirketteki üç aylık çalışmasının sigortalılık süresinden sayılmasını talep etmiştir.
Davacı asil, 24.01.2020 tarihli celsede davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığı 24.06.1997 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespit edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini, Kurumun bu davada feri müdahil olduğunu, çalışma olgusunun kanıtlanması bakımından Yargıtay içtihatları ile belirlenen ilkelere uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğini, resmi kayıt ve belgelerin aksinin tanık sözleri ile kanıtlanamayacağını, işe giriş bildirgesinin tek başına çalışmayı kanıtlamadığını ve çalışmanın Yargıtay tarafından belirlenen ilkelere uygun bir biçimde kanıtlanması gerektiğini, Kurum dava açılmasına sebep olmadığından aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının Davacının davalı ... sicil numaralı ... San. ve Tic. Paz. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde çalışmaya başladığı 24.06.1997 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereği sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 31.10.1997 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili davanın hakdüşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacının davalı iş yerinde herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, salt imza bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, dinlenen tanıkların beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, çalışma olgusunun her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edilemediğini, tek başına işe giriş bildirgesinin çalışma iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığını, belirterek eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9, 79, 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına davalı işverenin ... sicil. nolu ... İş Merkezi No: ...-İstanbul adresli işyerinden 24.06.1997 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, konfeksiyon satışı mahiyetli işyerinin 01.09.1995-31.07.1997 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu işyerinden dava konusu 1997/2. dönem ile 3. dönemden bordro verilmediği, 1997/1. dönem bordrolarının geldiği,öte yandan her ne kadar komşu işyeri araştırması emniyet,vergi dairesi ve belediye aracılığıyla yapılmışsa da bu araştırma işe giriş bildirgesindeki adres yerine davalı işveren şirketin ticaret sicil kayıtlarındaki ... sk. No:.../B ...-İstanbul adresinden yapıldığı,davacının sigorta sicil no.sunun 1997 yılı serisinden olduğu, öte yandan bordro tanığı olarak dinlenen ve davacıyı tanımayan tanıkların şirketin başka sicil no.lu işyerlerinden bildirimlerinin olduğu,davacı tanığı olarak dinlenenlerin ise davacının akraba ve arkadaşları olduğu, böylelikle mahkemece davacı tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre,mahkemece öte yandan davacı adına verilen işe giriş bildirgesindeki işyeri adresine dava konusu dönemdeki komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanları,emniyet, SGK,vergi dairesi ve belediye aracılığıyla yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının işyerinde ne iş yaptığı,kimlerle birlikte çalıştığı hususunda beyanı alınmalı ve bu kişilerin de hizmet döküm cetvelleri ve işe giriş bildirgeleri celbedilerek dinlenmeli, komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle , toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.