Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12186 K.2025/7285
10. Hukuk Dairesi 2024/12186 E. , 2025/7285 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/453 E., 2024/972 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/98 E., 2023/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 01.10.2007 ila 27.06.2016 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli biçimde kalıp ustası olarak çalıştığını, ancak SGK kayıtlarında davalı işverence hizmetlerinin tam bildirilmeyerek eksik ödendiğini, davacının 01.10.2007 tarihinde işe girmiş olmasına rağmen sigortalılığının 23.12.2008 tarihinde yapıldığını beyanla eksik bildirilen ve ödenmeyen hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil emrinde haftanın 6 gün süreyle yılda 360 gün kalıp işlerini tam süreli, fiili ve devamlı suretle yapmasının söz konusu olmadığını, kış mevsiminde ve fındık mevsiminde inşaata ara verildiğini, davacının kalıp işi olduğu zaman çalıştığını, kısmi zamanlı puantaja dayalı yevmiye usulü ile çalıştığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının tam süreli sürekli ve kesintisiz çalışmasının söz konusu olmadığını, ayrıca davacının 25.05.2017 tarihinden önceki iddalarının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasındaki sürekli bir hizmet ilişkisi olduğu hususunun belirsiz olduğunu, müvekkili Kurum kayıtlarında davalı işverenin davacıyı kısmi çalıştırdığının görüldüğünü, Kurumca yapılan işlemlerin resmi kayıt ve belgeler nazara alınarak yapıldığını, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının imzası bulunan ve ATK raporunda davacının eli ürünü tespiti yapılan dönemlere ilişkin kayıtlara göre çalışma yaptığı kabul edildiği, imzalı ücret bordrosu (puantaj cetveli) olmayan veya olup da itiraz edilen ve imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemler bakımından sigortalılığı tam bildirilen dönem bordro tanıklarının beyanlarında davacının yevmiye usulü, puantaja bağlı çalışma yaptığı, komşu işyeri tanıklarının davacının çalışması hakkında bilgi sahibi olmadığı, dosya kapsamında davacının sürekli ve kesintisiz çalıştığına dair yazılı delil de olmadığı da dikkate alınarak davacının sigortalılığı Kuruma doğru bildirildiği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dinlenen tüm tanık anlatımlarından davacı gibi kalıp ustası olarak çalışan işçilerin haftanın 6 günü sürekli ve devamlı olarak çalıştıklarının, alacakları yevmiye için bir kayıt tutulsa da davacı işçinin çalışma süresinin ilgili Kuruma eksik bildirildiğinin, Kuruma bildirilen gün kadarı olan maaşlarının banka hesaplarına üstünün ise elden ücret verilerek çalışma günlerinin SGK ya eksik bildirildiğinin anlaşıldığını, her ne kadar dinlenen bordro tanıklarından ...'nun davalı işverenle aralarında hizmet tespiti davası olması nedeni ile beyanları dikkate alınmamış olsa da Mahkemece dinlenen bordro tanıkları ... ve ...'ün beyanlarına kendilerinin de sigortalılığının eksik bildirildiği gerekçesi ile itibar edilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, bordro tanıklarının beyanlarına kendilerinin de sigortalılıklarının Kuruma eksik bildirilmiş olması ve aralarında dava olmamasına rağmen itibar edilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf kaldırma kararından sonra tekrar dinlenen bordro tanığı ...'nun beyanı davalı ile aralarında husumet olması nedeni ile dikkate alınmamış olsa da bu tanığın 03.01.2018 tarihinde alınan ifadesinde davalı işveren nezdinde halen çalıştığının ve aralarında husumet olmadığının dosya kapsamında açık olduğunu, nitekim İstinaf kaldırma kararından sonra tekrar dinlenen bordro tanığı ...'nun ''sigortaya yatırılan gün karşılığı bankadan, diğer günlerdeki çalışmaları ise elden ödenmiştir, davacı haftada en az 6 gün çalışmıştır, işin yoğunluğuna bağlı olarak 7 gün çalışma yaptığı da olmuştur" dediğini, 03.01.2018 tarihli beyanında ise '' davacının aylık ortalama 25 günden az çalışmadığını '' beyan ettiğini, bu nedenle davalı işveren ile aralarında husumet olmadığını, hatta davalı işverenin işçisi olduğu o dönemdeki beyanı ile istinaf kaldırma kararından sonraki beyanının aynı olduğunu, bu nedenle Mahkemece beyanına itibar edilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı gibi kalıp ustası olan ...'ın '' Davacı haftada 6 gün çalışmıştır. Davacı 08:00-18:00 arasında çalışmıştır. Davacı sadece cenaze ve bayramlarda çalışmasına ara vermiştir, diğer günlerde aralıksız çalışmıştır. Benim sigortam kuruma tam olarak bildirilmiştir. Puantaj kayıtlarına imza atılmamıştır, fiilen çalışma ile kuruma bildirilen kayıtlar aynı değildir'' dediğini, bordro tanıklarından ...'ün ''davacının ayda 25 hatta bazen 30 gün çalıştığını buna rağmen sigortalarının 15 gün yani eksik ödendiğini '' ifade ettiğini, bordro tanıklarından ...'nin ''kendisinin tuttuğu puantaj kayıtlarına göre ödeme yapıldığı ancak işyerinde çalışan gün kadar sigortaya bildirim yapılıp yapılamadığını bilmediğini, davacının ise aylık en az 20 gün çalıştığını' söylediğini, şirket ortaklarından ve bordro tanıklarından ...'nin ise beyanında ''davacının dilediği zaman işe gelme, dilediği zaman işe gelmeme hakkına sahip olmadığını, bir ay boyunca mutlaka çalışmak zorunda olduğunu, bir kalıp ustasının ayda en az 20 ve üzeri günler çalıştığını'' dediğini, şirket ortağının ve puantaj kayıtlarını tutan tanık beyanlarından davacının sigortaya bildirilen günlerin eksik olduğunun çok açık olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 01.10.2007 ila 27.06.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.