Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/8154 K.2025/7149

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/8154 📋 K. 2025/7149 📅 29.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/8154 E.  ,  2025/7149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1 E., 2024/773 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/18 E., 2023/307 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 29.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı işveren yanındaki çalışmaları nedeniyle meslek hastalığına yakalandığı, bu hususta davalının kusurlu olduğundan bahisle 874.323,28 TL maddi, 131.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının meslek hastalığı sürekli iş göremezlik oranının %13,10 olduğu, meslek hastalığının davalının %100 oranındaki kusurundan kaynaklandığından bahisle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının dava konusu yaptığı rahatsızlığın hukuken meslek hastalığı sayılmadığını, bu nedenle davacı açısından meslek hastalığına bağlı meslekte kazanma gücü kaybı oluşmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunu gerektirecek bir zararın da doğmadığını, bu halde davacı lehine müvekkili aleyhine hükmedilen maddi tazminatın herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, SGK ve sağlık kurumlarından alınan raporların farklı sonuçlar içerdiğini, özellikle Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 13.02.2020 tarihli Kararında hastalığın meslekle ilişkisinin tıbben belirlenemediğinin açıkça ifade edildiğini, bu rapora her iki tarafça da itiraz edilmediğinden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu Raporunun dikkate alınmamasının hükme esas alınan değerlendirmeyi hukuken dayanaksız hâle getirdiğini, Adli Tıp Kurumu kurulları arasındaki hiyerarşi gereği üst kurul kararının bağlayıcı olduğunu, önceki raporların hükümde esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. Davacının rahatsızlığının başka işyerlerindeki çalışmaları sırasında ortaya çıktığını, meslek hastalığı oluşması için öngörülen yükümlülük süresinin aşıldığını, bu nedenlerle davacının rahatsızlığının meslek hastalığı kabul edilemeyeceğini savunmuştur. Ayrıca, meslek hastalığı varsayılsa dahi müvekkiline %100 kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda hastalığın işe bağlı olmayan nedenlerle de gelişebileceğinin belirtildiğini, buna rağmen eksik ve hatalı kusur değerlendirmesi yapıldığını, bu kabul ile karar kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Hesap raporunda davacının ücretinin gerçekte olduğundan yüksek kabul edildiğini, asgari ücret üzerinden değerlendirme yapılması gerekirken bu yapılmadığından hesaplamanın hatalı olduğunu, bu nedenle hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu savunmuştur. Manevi tazminata ilişkin olarak, davacının rahatsızlığının meslek hastalığı olmaması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmadığını, buna rağmen hüküm kurulmasının hukuken geçersiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, bu yönüyle felaketi özendirici nitelik taşıdığını, gerekçede iş kazasından söz edilmesinin dosya kapsamı ile çeliştiğini, gerekçe ile hüküm arasında açık tutarsızlık bulunduğunu, bu nedenle kararın HMK 297. maddeye aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacının, boyun ağrısı ve servikal disk hastalığı nedeniyle 22.11.2013 tarihli İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu ile meslek hastalığı şüphesiyle tetkike alındığı, bu raporda 2010–2013 yılları arasında Gebze’de bir otomotiv fabrikasında operatör olarak çalıştığı, uzun süre öne eğilerek sabit pozisyonda çalıştığı, tezgâh yüksekliğinin uygun olmaması nedeniyle 12 saatlik vardiyada sürekli boynunun önde olduğu, bu süreçte boyun ağrılarının başladığı ve işten bu nedenle ayrıldığı, 19.08.2014 tarihli kontrol raporunda henüz karar verilmediği, 30.11.2016–06.12.2016 tarihli yatışta alınan epikrizde servikal disk bozukluğu tanısının sürdüğü, 2010–2013 yılları arasındaki çalışmasının bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğu yönünde kanaat oluştuğu, davacının geçmişte başka işlerde de çalıştığı, ancak özellikle 2010–2013 yılları arasındaki işyerindeki koşulların boyun rahatsızlığını tetiklediği belirtilerek bu dönemin etkili görüldüğü, bu değerlendirme sonucunda Kocaeli SGK Meslek Hastalıkları Kurulunun 10.03.2017 tarihli Raporuyla servikal disk bozukluğunun mesleki olduğu ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %64 olarak belirlendiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 19.02.2018 tarihli Raporunda mesleki nitelik teyit edilmekle birlikte %13,10 oranında kayıp olduğu belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 26.07.2019 tarihli mütalaasında, davacının yaptığı işin servikal disk bozukluğuna etkisinin olabileceği, her ne kadar bu hastalığın iş dışı nedenlerle de gelişebileceği bilinse de, somut olayda mesleki etki bulunduğu kanaatiyle %13,1 oranında meslekte kazanma gücü kaybı tespiti yapıldığı, buna karşın Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 13.02.2020 tarihli değerlendirmesinde, mevcut veriler ışığında hastalığın mesleki olup olmadığının tıbben belirlenemediği gerekçesiyle maluliyet tayini yapılamadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde meslek hastalığının, 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından öğrenmeden sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi Kuruma bildirilmesinin zorunlu olduğu, meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmaların, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabileceği, hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, Kurum kararlarında ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi raporunda davacının rahatsızlığının mesleki olduğu yönünde görüş bildirildiği ne var ki Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunda mevcut veriler ışığında hastalığın mesleki olup olmadığının tıbben belirlenemediği gerekçesiyle maluliyet tayini yapılamadığı yönünde kanaat bildirildiği, Mahkemece bu çelişkilerin giderilmesi noktasında davalı işverene; davacıya ve Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı hastalığın meslek hastalığı olmadığının tespiti davası açması için süre verilmesi ve tespit davasının bekletici mesele yapılarak karar verilmesi gerekirken, Mahkemece hastalığın mesleki olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davalı işverene; davacıya ve Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı hastalığın meslek hastalığı olmadığının tespiti davası açması için süre vermek, tespit davası bekletici mesele yapılarak ve özellikle hastalığın meslek hastalığı olmadığı hususunun kesinleşmesi halinde iş mahkemelerinin eldeki hukuki uyuşmazlıkta görevli olup olmadığını değerledirmek, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
5.Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.