Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/13346 K.2025/4524
10. Hukuk Dairesi 2024/13346 E. , 2025/4524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/380 E., 2024/1425 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.05.2006 - 01.05.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı şirkette "hasta kabul ve teknik servis" departmanlarında çalıştığını ve "hasta satış ve adaptasyonu" işlerini de yaptığını, 01.05.2006 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başlamasına rağmen işe giriş bildiriminin davalı işveren tarafından gecikmeli olarak 02.05.2007 tarihinde yapıldığını ve 01.05.2008 tarihine kadar çalışmış olmasına rağmen de 01.12.2007 tarihinde işten çıkış bildirimi verildiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından düzenlenerek imzalanmış belgede davacının 01.05.2006 - 30.12.2007 arasında davalı şirkette "işitme cihazı satış ve uygulama" elemanı olarak çalıştığının belirtildiğini, ancak bu belgede gösterilen sürenin de eksik olduğunu, zira davacının 01.05.2008 tarihine kadar çalıştığını belirterek davacının 01.05.2006 - 01.05.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak, bildirimi yapılmayan dönemler de dâhil olmak üzere davalı şirkette çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının son işten ayrılış tarihinin 01.12.2007 tarihi olduğunu, bu nedenle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının 01.05.2006 - 01.05.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı iddiasının doğru olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz açıldığını, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait 1112746.006 sicil sayılı işyerinde Kuruma bildirilen 02.05.2007 - 01.12.2007 tarihleri arasındaki süreler dışında, 01.05.2006 - 01.05.2007 tarihleri arasında 360 ve 02.12.2007 - 30.12.2007 tarihleri arasında 29 gün olmak üzere toplam 389 gün daha 506 ve 5510 sayılı Kanun'a tabi hizmet akdiyle asgari ücret tutarı üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvrularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Mahkemece verilen kararın hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, Mahkemenin dayandığı gerekçenin kamu düzenine ilişkin bu dava yönünden hükme yeterli olmayıp tanık anlatımlarının birbirleriyle çelişkili olduğunu, iddiayı ispattan uzak olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 01.05.2006 - 01.05.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Öte yandan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.05.2006 - 01.05.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiş; Mahkemece davanın kabulü ile davacının Kuruma bildirilen süreler dışında davalı işveren yanında 01.05.2006 - 01.05.2007 ve 02.12.2007 - 30.12.2007 tarihleri arasında olmak üzere toplam 389 gün daha hizmetinin bulunduğunun tespitine karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
4. Somut olayda, davalı işveren tarafından davacı adına 02.05.2007 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek 01.12.2007 tarihine kadar hizmet bildirimi yapıldığı, dava konusu edilen ihtilaflı çalışma döneminin ise bildirim öncesi ve bildirim sonrası dönem olduğu anlaşılmıştır.
5. Bu kapsamda; davalı işveren tarafından 02.05.2007 - 01.12.2007 tarihleri arasında hizmet bildirimi yapıldığı, uyuşmazlık konusunu oluşturan 01.05.2006 - 01.05.2007 ve 02.12.2007 - 30.12.2007 tarihleri arasındaki çalışma dönemlerine ilişkin bildirim yapılmadığı dikkate alındığında bildirim öncesi çalışma süresi bakımından hizmetin sona erdiği 01.12.2007 tarihini izleyen yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği, anılan sürenin hak düşürücü süre olduğu, resen gözetilmesi gereken hak düşürücü süre yönünden usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, buna göre eldeki davanın 29.01.2014 tarihinde açıldığı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu 01.05.2006 - 01.05.2007 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği belirgin olup, bildirim öncesi dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu dönem yönünden de kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.