Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/5602 K.2025/3229

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5602 📋 K. 2025/3229 📅 03.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/5602 E.  ,  2025/3229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... İnş. Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. de pres operatörü olarak çalıştığını, 02.02.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle uzuv kaybına uğradığını, ...'ün işveren firmanın fabrika müdürü olduğunu, şirketteki görevi nedeniyle işveren vekili konumunda olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı 1.000 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep etmiş, yargılama sırasında talebini 9.656,45 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan, 407.690,23 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zarara ilişkin olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazası nedeniyle müvekkillerine atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davacının yasak olduğu halde otomatik pozisyonda çalışan makinayı manuel pozisyona almayarak temizleme işlemi yaptığını, hem de arkadaşlarıyla konuşması neticesinde işlem sırasını kaçırarak makinanın çevrimini tamamlaması amacıyla basılan düğmeye bastıktan sonra dikkatsiz bir şekilde elini makinaya soktuğunu, davacı işçinin dava konusu iş kazasına tamamen kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği ile sebebiyet verdiğini, makinada fotosel sistemi bulunmuş olsaydı bile dava konusu iş kazasının kaçınılmaz olarak meydana geleceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile pres tezgahında makineci olarak çalışan davacının makineye tel verirken sol eli makinenin pres bölgesinde iken makineyi otomatik pozisyona aldığı ve makinenin presleme yapması sonrası sol bileğinin makineye sıkışarak, sol elini bilek hizasından kaybettiği, davalı işverenin davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermediği, uygun koruyucu ekipman teslim etmediği, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı görevlendirmediği, işyerinde risk değerlendirmesi yapmadığı, davacıyı çalışırken denetlemediği, işin yürütümünü davacının inisiyatifine bıraktığı, tehlikeli ve çok tehlikeli nitelikteki işte mesleki eğitimi olmadan davacıyı çalıştırdığı, makinenin tehlike oluşturan bölgelerine hareket sensörü koymadığı, iş disiplini ve organizasyonu sağlamadığı, işin yürütümü sırasında pres bölgesine elle müdahale yerine uygun aparatla çalışma sağlayarak güvenli çalışma ortamı oluşturmadığı, tecrübesiz ve eğitimsiz işçiyi çok tehlikeli işte çalıştırarak kazanın oluşumuna imkan sağladığı anlaşıldığından %80 oranında, davalı ...'in de işveren vekili olması sebebiyle iş sağlığı ve güveniği konusundaki tedbirlerin alınması ve uygulanıp uygulanmadığı konusunda denetim yapılması yükümlülüğü bulunduğundan %10 oranında kusurlu olduğu, davacının ise dikkatsiz ve özensiz davranarak sol elini makine içinden çekmeden sağ eli ile makineyi otomatik pozisyona getirerek kazanın meydana gelmesine kusurlu hareketleri ile kısmen sebebiyet verdiği, bu açıdan %10 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiği, davacının kaza sebebiyle oluşan maluliyeti ve tarafına isabet eden kusuru karşısında SGK tarafından kaza sebebiyle yapılan ödemeler tenzil edildikten sonra hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne karar vermek gerektiği, davalı ...'in fabrika müdürü olduğu ve bu sebeple işveren vekili olduğu anlaşıldığından davacının kaza sebebiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalı işverenin meydana gelen olayda kusurunun %90 olması, davacının %46 oranında malul kalması, kaza tarihinde davacının yaşı, bir elinin bilek hizasından ampute olduğu nazara alınarak davacının olay sebebiyle yaşadığı üzüntü ve ıstırap için manevi tazminat takdir edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasının 1 ve 2 no.lu fıkralarında 'davalıdan alınarak davacıya verilmesine' denilmişse, dosyada iki adet davalı bulunması ve davacının talebinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil talebi olması ve belirtildiği üzere davalı ...'in işveren vekili olması sebebiyle davacının taleplerinden müşterek ve müteselsilen sorumlu olması nazara alınarak, bu kısım maddi hatayla yazıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 304. maddesine göre resen kısa hükmün tashihine karar verilerek hükmün 1 ve 2 no.lu fıkralarında geçen "davalıdan alınarak davacıya verilmesine' ibaresi yerine 'davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine' ibaresi yazılarak hüküm düzeltildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne "410.084,86 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili davalının diğer davalı şirketin bünyesinde üretim ve planlama mühendisi olarak çalıştığını, bu görev tanımının hiçbir zaman değişmediğini, davalı müvekkilinin resmi ve yasal bir işveren vekilliği, şirket müdürlüğü veya temsilcisi görevi üstlenmemiş olması ve davalı şirket tarafından da müvekkilinin şirket müdürü olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle yerel mahkeme kararının müvekkili davalı açısından kaldırılması gerektiğini, ... İnşaat Malz. San ve Tic. A.Ş şirketinin ve şirketin yetkilisi ... ... ve şirketinin temsilcileri tarafından hileli davranışlar ve eylemler ile iş kazasında gerçek işveren temsilcisi ... ...'nın ve diğer şirket yönetim kurulu üyelerinin ceza almasının engellendiğini, açıklanan nedenlerle Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli 2016/372.E 2018/666.K sayılı ilamı yönünden yargılamanın iadesi talep edileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasanın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı düzenleme altına alınmıştır.
Bu düzenleme doğrultusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde, İlk Derece Mahkemesi kararında bir mahkemenin gerekçe ve hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
Bu husus kamu düzeni kapsamında re'sen incelemeye tabi tutulan sebeplerden olup; kısa karar, bir davayı sona erdiren (nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda hükmedilen tazminatların..."kaza tarihi olan 02.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine", dair hüküm kurulduktan sonra gerekçeli kararın hüküm fıkrasında " davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" şeklinde yazılarak kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O hâlde, HMK’nın 369/1. maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen bu husus re'sen dikkate alınarak, bu aşamada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.