Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/121 K.2025/5687

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/121 📋 K. 2025/5687 📅 04.12.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/121 E.  ,  2025/5687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1084 E., 2024/1123 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/159 E., 2021/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacıların murisi ...’in Gaziantep ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 21 47... parselde bulunan 333/7229 metrekarelik hissesini 12.06.2001 tarihinde davalı oğlu ...’e 500.000.000,00 TL bedelle satış suretiyle devrettiğini ancak murisin ekonomik durumu itibariyle böyle bir satışa ihtiyacı olmadığı, tarafların gerçek iradelerinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bağış niteliğinde bir işlemi gerçekleştirmeye yöneldiğini, görünürdeki satışın ise bu maksatla düzenlenmiş muvazaalı bir işlem olduğunu, davalının söz konusu taşınmazı edinmesinin fiilen mümkün bulunmadığı ve işlemin tamamen diğer mirasçıların miras haklarını bertaraf etmek amacıyla yapıldığını, bu nedenle muris ile davalı arasında gerçekleştirilen satış işleminin muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunu, tapu kaydının iptali ve davacılar adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tescilini, tescilin mümkün olmaması hâlinde ise fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; muris ...’in sağlığında demircilik mesleğini davalı ile birlikte icra ettiğini, dava konusu taşınmaz hissesinin muris ..., davalı ... ve davacı ...’nın eşi .... tarafından birlikte satın alındığı ve bedelinin üçü tarafından ödendiğini, söz konusu hissenin yasal olarak bölünememesi nedeniyle tapunun muris adına alındığını, akabinde tüm aile fertlerinin bilgisi ve katılımı ile kura çekimi yapılarak taşınmazın üçe fiilen bölündüğünü, herkesin kendisine düşen kısım üzerine ayrı ayrı bina inşa ettiğini, murisin kendi bölümüne iki katlı bina yaptırdığı ve bu yerin murisin vefatıyla tüm mirasçılara intikal ettiğini, ....’ya düşen bölümün dört katlı bina yapılarak üçüncü kişiye satıldığını, taşınmaz üzerindeki fiilî taksimin ve inşaatların tüm davacılarca bilindiğini, davalının ise kendi bölümüne tek katlı ev yaptırarak zilyetliğini sürdürdüğünü, olayların bu şekilde gerçekleştiğinin tanık beyanları, tapu kayıtları, esnaf odası kayıtları, keşif ve bilirkişi incelemesi ile ispatlanabileceğini, davacıların gerçek durumu bilmesine rağmen olayları saklayarak kötü niyetle muris muvazaası iddiasında bulunduğunu oysa ortada danışıklı bir işlem bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını ve reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacılar vekili 26.04.2021 tarihinde 474.609,00 TL üzerinden ıslah dilekçesi sunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gaziantep 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli 2020/159 Esas, 2021/251 Karar sayılı kararında; murisin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini gösterir hiçbir somut delil bulunmadığı, davacı tanıkları da dahil olmak üzere kimsenin murisin mirasçılarıyla arasında husumet, anlaşmazlık veya mal kaçırma amacı bulunduğunu belirtmediği, murisin dava konusu taşınmazın arkasındaki kendi evinde yaşamaya devam ettiği ve mülkiyetinin muris üzerinde kaldığının anlaşıldığı, bu nedenle temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığının ispat edilemediği, muris muvazaası koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 18.10.2024 tarihli 2024/1084 Esas, 2024/11223 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazın arsasının muris adına kayıtlı bulunduğunu, arsanın muris, davalı ve murisin damadı ... tarafından birlikte alındığını, arsanın üçe bölünerek taraflar arasında paylaştırıldığını, ...’nın kendi payına bina yaptığını ve bu yerin muris tarafından kendisine devredildiğini, dava konusu yer üzerindeki evin ise murisin sağlığında davalı tarafından yapıldığını gösteren delillerin mevcut olduğunu, davacıların murisin davalıya yaptığı satışın muvazaalı olduğuna ilişkin iddialarının ve murisin mirasçılardan mal kaçırma iradesinin somut olarak ortaya konulamadığını, davalının murisle birlikte çalıştığını ve aradaki yakın fiilî birlikteliğin karşılığı olarak taşınmazın devredildiğini, murisin başka taşınmazlarının da bulunduğunu ve mal kaçırma kastı olsa bunları da devretmesi gerektiğini, bir mirasçıya daha fazla mal bırakılmasının tek başına muvazaa sayılmayacağını gözeten Mahkemenin davayı reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; murisin Gaziantep ili ... ilçesindeki 21 47... parseldeki 333/7229 m² hissesini tek erkek çocuğu olan davalıya gerçekte bedelsiz olarak devretmiş olmasına rağmen satış göstererek kız çocukları olan davacılardan mal kaçırdığını, murisin ekonomik durumunun güçlü olduğunu, davalının devir tarihinde taşınmaz bedelini ödeyebilecek mali güce sahip bulunmadığını, tanık anlatımlarının ve dosya kapsamının murisin gerçek iradesinin bağış olduğuna işaret ettiğini, murisin yöresel ve geleneksel anlayış gereği erkek evladı kayırdığını, davalıyı hayatı boyunca maddi olarak desteklediğini, taşınmazın gerçek bedelle satıldığının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna rağmen Yerel Mahkemenin yetersiz gerekçe ile ve HMK'nın m.31’de düzenlenen davayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeksizin tanık beyanlarının içeriğini araştırmadan davanın reddine karar verdiğini, İstinaf Merciinin de aynı yanılgıya düşerek muris muvazaasına ilişkin Yargıtay içtihatlarını somut olaya uygun şekilde uygulamadığını, özellikle davalı tarafın iddialarını dayandırdığı ...’nın dahi davacı beyanlarını doğruladığını değerlendirmediğini, murisin davalıya yönelik kayırıcı davranışları, devrin bedelsiz niteliği, tarafların ekonomik durumları ve tanık anlatımlarının birlikte değerlendirildiğinde işlemin muvazaalı olduğunun açıkça ortaya çıktığını ayrıca davalının benzer şekilde başka taşınmazları da kendi üzerine geçirerek kötü niyetli davrandığının dosya ile sabit olduğunu belirterek davayı reddeden kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle temyiz incelemesi sonucunda kararların bozulması gerektiğini ve tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelemesinden Gaziantep ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan tapuda 2147 ada, 69 parsel sayılı ana taşınmaz üzerinde 333/7229 oranında hisse ve bu hisseye özgülenen alan üzerinde yer alan toplam iki kattan oluşan betonarme yapı olduğu, davaya konu 333/7229 oranındaki hissenin muris tarafından 11.06.2001 tarihinde 3647 yevmiye numaralı Resmi Senet ile davalı ...'e 500.000.000,00 TL (eski Türk Lirası ile) bedelle satıldığı, işlemin 12.06.2001 tarihinde tapuda gerçekleştirilerek devrin tamamlandığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.