Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2797 K.2025/5715
1. Hukuk Dairesi 2024/2797 E. , 2025/5715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/331 E., 2023/971 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/138 E., 2022/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Bingöl ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 79... ve 42 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan ... tarafından ... Noterliğinin 12.11.1952 tarihli satış sözleşmesi ile ... adlı şahıstan satın alındığını ve cetlerinden intikal eden bu taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığını, evveliyatında bir bütün olarak kullanılan taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 3 parçaya bölünerek 41 parselin davalı ..., 42 parselin davalı ..., kalan kısmın ise Orman İdaresi adına tescil edildiğini, taşınmaza ait tahrir kaydının da bulunduğunu, aynı bölgede bulunan 1 79... ilâ 34 parsel sayılı taşınmazların davacılara ait olduğunu belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/32 esas numaralı davası nedeniyle derdestlik bulunduğunu, öncesinde açılan Kiğı Kadastro Mahkemesinin 2012/74 esaslı dosyasının kesin hüküm teşkil ettiğini, taraf teşkilinin sağlanmadığını, geçersiz senet ve nereye, kime ait olduğunu anlaşılamayan eski tahrir kayıtlarının dava konusu taşınmazlarla ilgisi bulunmadığını, davacıların senede taraf olan .... ile irsi ilişkisinin kanıtlanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların taşınmazların mirasbırakan ... tarafından satın alındığı iddiasına dayanarak tapu kaydının iptali ile adlarına tescil istemiyle dava açtığı, taşınmazların tapu malikleri olan davalıların mirasbırakanın terekesine göre 3. kişi konumunda oldukları, mirasbırakanın davacılar dışında mirasçılarının da bulunduğu, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olması ve mirasçıların belirlenmiş paylarının bulunmaması nedeniyle 3. kişi aleyhine açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, dava tereke adına açılmadığından diğer mirasçıların muvafakatleri alınarak ya da terekeye temsilci atanarak yargılamaya devam olunmasının mümkün olmadığı, davanın tereke adına açılmış olduğuna ilişkin olarak davacı vekili tarafından sunulan 30.11.2022 havale tarihli dilekçenin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirildiği ve dilekçeye itibar edilmediği gerekçesiyle davanın aktif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar vekilinin dava konusu taşınmazların miras bırakan Hasan'dan kaldığını açıkça bildirdiği ancak paylaşımdan söz etmediği gibi vekil edenine intikal biçimi konusunda da herhangi bir açıklamada bulunmadığı, tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tescil talep ettiği, tereke adına tescil yönünde bir talebinin bulunmadığı, davacılar vekilinin 18.11.2022 tarihli dilekçesinde tereke adına tescilden bahsetmesinin HMK’nın 177. maddesine uygun bir ıslah niteliğinde olmadığı gibi bu yöndeki talep sonucunun dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra tahkikat aşamasında ileri sürüldüğü, karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı, bu nedenle davacıların bu yöndeki iddiasının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, terekeye dahil taşınmaz için bir kısım mirasçılar tarafından 3. kişiye karşı miras payının istemiyle dava açılamayacağı, bu istekle açılan davada diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı, davacılar vekili son celsede bildirdiği mazeretin kabulüne rağmen yokluğunda karar verilerek savunma hakkının ihlal edildiğini bildirmiş ise de taraf ve dava ehliyetinin dava şartı olup her aşamada resen araştırılacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesi ve son celseden önce verilen ara karar dilekçesinde parsellerin tamamına yönelik dava açıldığının ve terekeye iade isteminin bulunduğunun beyan edildiğini, terekeye iade isteminin bulunmadığına yönelik gerekçenin doğru olmadığını, hak düşürücü sürenin dolmasına 1 aydan kısa süre kaldığından diğer mirasçıların muvafakatlerinin alınmasının beklenemeyeceğini, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm mirasçılara başvurma yahut terekeye temsilci atama yoluna gidileceğini, Mahkemece terekeye temsilci atamak için kesin süre verilmesine rağmen buna ilişkin davanın sonucunun beklenmediğini, usulüne uygun ıslah olmadığı yönündeki gerekçenin de hatalı olduğunu, dava dilekçesini açıklamalarının akabindeki duruşmada mazeret kabul edilmesine rağmen yokluklarında hüküm kurulduğunu, tahkikatın devam edeceğine dair inanç nedeniyle ıslah yapma hakkının Mahkemece kullandırılmadığını, Mahkemece HMK’nın 146, 147/2. ve 186. maddeleri uyarınca tahkikatın bittiğine ilişkin usul işleminin yerine getirilmediğini, bu hususun kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 1 79... ve 42 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla ... ve ... adına 14.06.2012 tarihinde tespit edildiği, kadastro tespitinin 22.11.2012 tarihinde kesinleştiği, davanın 25.10.2021 tarihinde satın alma, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı, davacıların mirasbırakanı ...'ın 1988 yılında ölümüyle geriye dava dışı çocukları ..., .... ve ...'ın kaldığı, ...'ın da 2007 yılında ölümüyle mirasçı olarak davacı çocuklarını terk ettiği, davalıların terekeye göre 3. kişi konumunda bulundukları, dava dilekçesinde taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığı belirtilerek davacılar adına tescil talep edildiği, ön inceleme duruşmasında davacı tarafa terekeye temsilci atamak ya da tüm mirasçıların muvafakatini almak üzere verilen kesin süre içerisinde davacılar vekili tarafından bu hususta dava açıldığının bildirildiği, daha sonra Mahkemece davacı tarafa talep sonucunu açıklamak üzere verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde davacılar vekilinin taşınmazların ... terekesine ait olduğunu ve taleplerinin terekeye iade istemine ilişkin olduğunu bildirdiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.