Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3806 K.2025/5581
1. Hukuk Dairesi 2025/3806 E. , 2025/5581 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/316 E., 2025/106 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı tereke temsilcisi vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı tereke temsilcisi; mirasbırakan ... ’ın maliki olduğu 2826 (yeni 1 28... ) parsel sayılı taşınmazını 21.06.2000 tarihinde satış suretiyle dava dışı ...’e, ...’in de 04.03.2005 tarihinde davalı ...’a temlik ettiğini, taşınmazın ... tarafından da ...’in oğlu olan diğer davalı ...’a devredildiğini, temlik tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olmadığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan ... ... mirasçıları adına payları oranında tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; taşınmazı iyi niyetle ...’den satın aldığını ve uzun süre malik olduktan sonra ...’a sattığını, kayıt maliki olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; mirasbırakanın temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunu, taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetli olarak satın aldığını, temlikin üzerinden uzun zaman geçtiğinden zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2014/244 Esas, 2016/153 Karar sayılı kararı ile; temlikin 21.06.2000 tarihinde gerçekleştiği 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 09.01.2020 tarihli ve 2016/13869 Esas, 2020/114 Karar sayılı kararıyla; “ ..Bilindiği üzere; ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali - tescil davalarının zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmadığı, davanın niteliğine göre bu tür iddiaların süreye tabi kılınmaksızın her zaman ileri sürülmesinin olanaklı bulunduğu tartışmasızdır. Somut olayda, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 07.03.2007 tarih ve 888 sayılı raporu ile mirasbırakanın 21.06.2000 tarihi itibari ile fiil ehliyetini haiz olmadığı sabittir. Bu durumda ilk el ...’e yapılan temlikin ehliyetsizlik nedeni ile geçersiz olduğunda kuşku yoktur. Ne var ki; ...’den taşınmazı temlik alan ...’ın iyi niyetli olması durumunda ediniminin korunacağı kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, ...’ın iyi niyetli olup olmadığı, bir başka anlatımla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunda tarafların bildirdikleri delillerin toplanması, ...’ın iyi niyetli olmadığı saptanır ise son kayıt maliki ...'ın, ilk malik ...’in oğlu olup durumu bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğundan iyi niyetli sayılmayacağından davanın kabul edilmesi, ...’ın kötü niyetinin ispatlanamaması durumunda davanın reddedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2022 tarihli ve 2020/163 Esas, 2022/111 Karar sayılı kararıyla; davalı ...’ın iyi niyetli olmadığı, son kayıt maliki ...'ın ise ilk malik ...’in oğlu olup durumu bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğundan iyi niyetli sayılmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.02.2023 tarihli ve 2022/5281 Esas, 2023/988 Karar sayılı kararıyla; “Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... ...'ın 16.08.2007 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak eşi ... (2010'da öldü) ile çocukları..., ..., ..., ..., ... ... ve ...’ın kaldığı, Suşehri Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.05.2014 tarihli ve 2013/61 Esas, 2014/152 Karar sayılı kararı ile; mirasbırakan ... ... terekesini Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/93, 2005/94, 2008/79, 2005/207 ve İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/202 Esas sayılı dava dosyalarında temsil etmek üzere ...'in tereke temsilcisi olarak atanmasına karar verildiği, eldeki davanın tereke temsilcisi adı altında ... tarafından açıldığı, ne var ki; ... somut dosyada tereke temsilcisi olmadığı gibi, mirasbırakan ...'in terekesinin yönetimi için de atanmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; öncelikle mirasbırakan ... ...'ın mirasçılarının tamamının davaya muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanması sağlanarak davanın tereke temsilcisi huzuruyla görülmesi gerekirken anılan usuli eksiklik gözardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmektedir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 07.03.2007 tarihli raporu ile mirasbırakanın temlik tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığının saptandığı, bu durumda mirasbırakan tarafından ilk el ...’e yapılan temlikin geçersiz olduğu, taşınmazı ...’den temlik alan davalı ...’ın ise ... ile aynı mahallede oturduğu, ...’in oğlu ...’un eşi ...’ın, ...’ın eşi ...’nin kardeşi ...’ın kızı olduğu, davalı tanık beyanları ile ... ve ...’ın yakın arkadaş oldukları, ...’ın iyi niyetli olmadığı, ...’ın da taşınmazı devrettiği son kayıt maliki ...’ın ...’in oğlu olup iyi niyetli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu verildiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini, davacı tarafça iddianın ispat edilemediğini, davalılar arasında herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmadığını, tarafların aynı köylü olduğunu, köyde tek bir kahvehane bulunduğunu, bu nedenle aynı kahvehaneye gittiklerini, bu hususun davalı ...’ı kötü niyetli yapmayacağını, mirasçıların Mahkeme huzurunda murisin ehliyetsiz olduğunu çevreden sakladıklarını beyan ettiklerini, davalının taşınmazı ...’den satın aldığını, 9 yıl boyunca da ekip biçtiğini, bu dönemde tüm tarımsal destekleme ve primlerin davalı ...’a ödendiğini, davalının tapu kaydına güvenerek taşınmazı iyi niyetle satın aldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, dava türünün yanlış tespit edildiğini, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, satış tarihinde muris ... ...’ın kısıtlanmadığını, ayırt etme gününü kaybettiğine ilişkin de herhangi bir delil bulunmadığını, Mahkeme kararı ile tapuya güven ilkesinin hiçe sayıldığını, murisin hukuki fiil ehliyetine sahip olduğunu, mirasçıların murisin hastalığını bildiklerini ancak çevreden sakladıklarını ikrar ettiklerini, mirasçıların kendi kusurlu davranışlarından hukuki yarar sağlamalarının haksızlık olduğunu, ...’ın muris ... ...’ın oğlu ...’e traktörünü verdiğini, ancak ...’in borcunu ödeyemediğini, bunun üzerine bu borca karşılık olarak murisin dava konusu taşınmazını ...’e devrettiğini, ...’in de taşınmazı ...’a sattığını, ...’ın da taşınmazı satmak istemesi üzerine taşınmazı ...’ın satın aldığını, psikiyatri uzmanı görüşünde murisin temlik tarihinde herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığının belirtildiğini, diğer davalı ...’ın ve davalı ...’ın taşınmazı edindiği sırada tapuda herhangi bir şerh bulunmadığını, her iki davalının da iyi niyetli olduklarını, muris ... ...’ın ayırt etme gücüne sahip olduğunu, Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... ...'ın maliki olduğu 2826 (yeni 1 28... ) parsel sayılı taşınmazı 21.06.2000 tarihinde satış suretiyle dava dışı ...’a temlik ettiği, ...’in de 04.03.2005 tarihinde davalı ...’a,onun da 06.05.2014 tarihinde ...’in oğlu olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, ... ... vasisi tarafından çekişme konusu taşınmazın devri nedeniyle, aynı hukuksal nedene dayalı olarak davalı ... aleyhine Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2005/93 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının reddedildiği, anılan kararın Dairece bozulması üzerine Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/337 Esas, 2012/193 Karar sayılı kararı ile; davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu dosyada Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 07.03.2007 tarih ve 888 sayılı raporu ile ... ...’ın ...’e yaptığı temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı, ... ...’ın 16.08.2007 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın kaldığı, çocuklarından ..., ... ve ...’ın mirası reddettikleri, bu nedenle Suşehri Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.12.2017 tarihli ve 2016/471 Esas, 2017/600 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre mirasçıları olarak çocukları..., ..., ..., kızı ...’dan olma torunları ... ve ..., kızı ...’den olma torunları ... ve ..., kızı ...’dan olma torunu ...’in kaldığı, Su Şehri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/17 Esas, 2024 Karar sayılı kararı ile murisin terekesine temsilci olarak davacı ...’in atandığı anlaşılmaktadır.
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı tereke temsilcisi ... vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Aşağıda yazılı 4.058,23 TL’şer bakiye onama harcının temyiz eden davalı ... ve ...’dan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.