Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/225 K.2025/5410
1. Hukuk Dairesi 2025/225 E. , 2025/5410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/400 E., 2024/1945 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/92 E., 2022/256 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davada özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve tapunun 172, 121, 141, 444, 445, 490, 500, 181, 593, 20 parsel numarasında kayıtlı olan taşınmazların davacının babası muris ...’a ait iken, sırf müvekkilinin miras hissesini almasına engel olmak maksadı ile muvazaalı bir şekilde davalı ...'a ... Tapu Müdürlüğünde satıldığını ancak yapılan bu satış işleminin gerçek olmadığını, muris ...’ın malvarlığını satmasını gerektiren herhangi bir borcu bulunmadığını, aşırı tedavi masrafı gerektirir herhangi bir hastalığının bulunmadığını, ayrıca yapılan bu satış işleminin karşılığında muris ... adına bankaya yatırılmış bir satış bedeli bulunmadığını, davalının söz konusu taşınmazları satın almaya yetecek anlamda ekonomik gücünün mevcut olmadığını, muris ...’ın malvarlığından davacıya verilmiş herhangi bir pay da olmadığını beyanla ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve tapunun 172, 121, 141, 444, 445, 490, 500, 181, 593, 20 parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras hissesi oranında davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleştirilen davada özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve tapunun 306 ada, 3 parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın davacının babası ...’a ait iken, sırf davacının miras hissesini almasına engel olmak maksadı ile muvazaalı bir şekilde, davalı ...’a ... Tapu Müdürlüğünde satıldığını, satış işleminin gerçek bir satış olmadığını, muris ...’ın malvarlığını satmasını gerektiren herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aşırı tedavi masrafı gerektirir herhangi bir hastalığı da bulunmadığını, davalının söz konusu taşınmazları satın almaya yetecek anlamda ekonomik gücünün bulunmadığını, muris ...’ın malvarlığından davacıya verilmiş herhangi bir pay da bulunmadığını belirterek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras hissesi oranında davacı adına tapuya kayıt ve tescilini; ayrıca ... ili, ... Mahallesinde bulunan ve tapunun 1726 ada-1 parselinde kayıtlı 1 kat, 9 nolu bağımsız bölüm ile 16 42... nolu parselinde kayıtlı 3 kat 16 nolu bağımsız bölümde kayıtlı mesken vasfındaki taşınmazların satış bedellerinin muris ... tarafından satıcılara ödenmek sureti ile satın alındığını ancak bu taşınmazların davalı ... adına muvazaalı bir şekilde tapuya tescil edildiğini belirterek bu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras hissesi oranında davacı müvekkil adına tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı takdirde taşınmazların değerinin davacının miras hissesine denk gelen kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ...'ın emekli devlet memuru olduğunu, 02.01.2019 tarihinde beyin kanaması geçirdiğini, bu tarihte davacı ...'nin İstanbul'da olduğunu, davacı İstanbul'a gitmeden bir gün önce babasının davacıdan İstanbul'a gitmemesini rica ettiğini, ancak davacının, babasının bu talebini kabul etmediği gibi giderken babasına hakaret ederek evden ayrıldığını, müteveffa babasının, davacının evli bir insanla ilişkisi olması ve kendisine hakaret ederek İstanbul'a gitmesi dolayısıyla yaşadığı üzüntüden ve stresten kaynaklı olarak beyin kanaması geçirdiğini ve uzunca bir süre yoğun bakımda tedavi gördüğünü, murisin evde bakıma muhtaç olduğu için devamlı surette çocukları davalılar ... ve ... tarafından bakıldığını, bu zamanlarda davacı ... ...'ın evden ayrılarak ... Mahallesindeki müstakil eve yerleştiğini ve babasıyla hiçbir şekilde ilgilenmediğini, baba ...'ın 2019 yılının Nisan ayında ...'deki müstakil eve getirildiğini, bu evde kalan davacı ... ...'ın burada da babasına tekrar hakaretler ederek bu evden de ayrıldığını, murisin çocuklarının kendisine bakması, gösterdikleri ilgi ve şefkat dolayısıyla köydeki tarlalarını ...'e, ...'deki evi ise dava dışı ...'ya bıraktığını, baba ...'ın 2020 yılının Nisan ayında vefat ettiğini, bu süre zarfında ise davacı ... ...'ın hiçbir şekilde babasıyla ya da annesiyle ilgilenmediği gibi yaşadıkları eve dahi uğramadığını, öncelikle muris dava konusu taşınmazları vefat etmeden önce bakıma muhtaç zamanlarında kendisine bakan, her türlü ihtiyacını gören çocuklarına bakım karşılığı verdiğini, muris gördüğü bakım karşılığında söz konusu taşınmazları semen olarak verdiğinden ve murisin iradesi bu yönde olduğundan bir mal kaçırma kastından söz edilemeyeceği gibi yapılan temliklerin muvazaalı kabul edilmesinin de mümkün olamayacağını, dava konusu 17 26... nolu parselde kayıtlı 1. kat bağımsız bölümün 14.11.2018 tarihinde davalı ... tarafından ...'dan alındığını ve satış bedeli için de kredi kullanıldığını, ilgili taşınmaz için hiçbir şekilde murisin bir para ödemesinin söz konusu olmadığını, diğer taşınmazın alımında baba ...'ın çocuklarına borç niteliğinde para vermek suretiyle dahil olduğunu, bu paranın da davalılar tarafından peyderpey ödendiğini, murisin de bu paraları ...'deki evin çevre düzenlemesine, evin tadilatına ve sonrasında ise bilhassa hastalık sürecinde ihtiyaca binaen kullandığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin hastalığı döneminde davalıların murise baktığı kabul edilmişse de murisin tüm taşınmaz varlığını devretmesi karşısında murisin amacının, kendisine bakan mirasçıya bakmasının karşılığı mal devri olmayıp davacıyı mirastan mahrum bırakmak olduğu anlaşılmış olup muris tarafından devredilen taşınmazlar yönünden asıl davada davanın kabulüne, davalı ...'ın dava dışı kişilerden satın aldığı taşınmazlar yönünden davacı tarafça taşınmazların muris tarafından satın alındığı ancak davalı üzerine yapıldığı savunulmuşsa da dinlenen tanık beyanlarından murisin bizzat kendi adına satın alma işlemini yaptığı sabit olmayıp murisin taşınmazın satımı sırasında maddi yardımda bulunduğu anlaşılmakla bu durumda TBK'nın 19. maddesi ve yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda muvazaa olgusu ispat edilemediğinden bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin asıl ve birleştirilen dava konusu taşınmazlardan başka malının bulunmadığı, davalılar ve tanık beyanları ile taşınmazlara ait tüm resmi senetlerin getirtilerek murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma gayesiyle asıl ve 1642/7 ve 1726/1 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki birleştirilen dava konusu taşınmazları muvazaalı olarak devrettiği, 1642/7 ve 1726/1 parsel sayılı taşınmazların birleştirilen davanın davalısı ... adına devredilmesi gizli bağış niteliğinde olup somut olayda tenkis talebi de bulunmadığından bu taşınmazlar yönünden tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait 17 36... parsel 9 nolu bağımsız bölüm ile 16 42... parsel 16 nolu bağımsız bölümlerde kayıtlı mesken vasfındaki taşınmazların satın alma bedellerinin muris tarafından ödendiği ve buna karşılık söz konusu taşınmazların birleştirilen dosya davalısı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiğinin görüleceğini, zira dava dosyasına sundukları banka ödeme belgelerinde söz konusu taşınmazların satış bedellerinin de yine muris tarafından satıcılara ödendiğinin sabit olduğunu, dava dosyasında yazılı bir delil mevcut iken Yerel Mahkemece tanık beyanına itibar edilerek söz konusu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, gizli bağış hususunun dava dosyasında sübuta ermesi halinde tapu iptali ve tescil talebi mümkün değilse taşınmazların değeri üzerinden davacının miras payına denk gelen kısmın davacıya ödenmesi gerektiği hususu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemenin yasaya aykırı olarak ilgili kararı tesis ettiğini belirterek davalı ...' a ait 1736 ada, 1 parsel 9 nolu bağımsız bölüm ile 16 42... parsel 16 nolu bağımsız bölüm hakkında verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, bu tür uyuşmazlıkların doğru bir çözüme ulaştırılabilmesinin, miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlı olduğunu, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, murisin taşınmazları vefat etmeden önce, bakıma muhtaç zamanlarında kendisine bakan, her türlü ihtiyacını gören çocuklarına bakım karşılığı verdiğini, murisin gördüğü bakım karşılığında söz konusu taşınmazları semen olarak verdiğinden ve murisin iradesi bu yönde olduğundan, bir mal kaçırma kastından söz edilemeyeceği gibi yapılan temliklerin muvazaalı kabul edilmesinin de mümkün olamayacağını, murisin gerçek irade ve amacının mirastan mal kaçırma olmadığını, kendisi ile ilgilenen, bakımını yapan çocuklarına duyduğu minnet sonucu dava konusu taşınmazları devrettiğini, bu yönüyle davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ayrıca kabule göre de davanın reddedilen kısmı için her iki taşınmazın toplam değerinin davacının payına düşen 3/16 hissesi nazara alınarak bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken dava değeri eksik hesaplanarak eksik vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, bir kısım taşınmazlar yönünden muris muvazaası nedeni ile tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise bir kısım taşınmazlar yönünden muris muvazaası nedeni ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delilerden; ... ili ... ilçesi ... (eski) ... köyü 19 79... (eski 20), 19 92... (eski 593), 19 70... (eski 181), 12(eski 172), 43(eski 141), 19 69... (eski 500), 19 68... (eski 490), 19 57... (eski 445), 43 (eski 444), 19 89... (eski 121), parsel sayılı taşınmazların muris ... adına kayıtlı iken, 07.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği, ... Mahallesi 3 06... parsel sayılı taşınmazın muris ... adına kayıtlı iken 07.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu 17 26... parsel 9 nolu bağımsız bölümün 14.11.2018 tarihli satış senedi ile dava dışı ... tarafından davalı ...'a, 16 42... parsel 16 nolu bağımsız bölümün 28.10.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile dava dışı ... tarafından davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalılar vekilinin öteki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince; somut olayda, reddedilen 2 taşınmazın keşfen hesaplanan değerleri toplamının davacının miras payına düşen kısmı olan 234.375,00 TL üzerinden harçlandırıldığı ancak Mahkeme kararında harçlandırılan değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Ne var ki, değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 9 numaralı bendi hükümden çıkarılarak yerine 9 numaralı bent olarak "Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği hesap edilen 35.812,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.