Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3494 K.2025/5320

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3494 📋 K. 2025/5320 📅 24.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3494 E.  ,  2025/5320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2370 E., 2025/586 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 E., 2023/5 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava dışı ...'ın, davacının karısının kardeşi ...'ın sahibi olduğu ... Metal Limited Şirketinden demir alacağı olduğunu, tarafların arasında buna ilişkin 15.01.2019 tarihli protokol bulunduğunu, alacak miktarının yüksek olması nedeniyle dava dışı ...'in teminat talep ettiğini, bunun üzerine davacıya ait dava konusu 1 44... parsel sayılı taşınmazın ...'in babası ...'a devredildiğini, buna dair de protokol düzenlendiğini, protokole göre ...'e alacağı demir teslim edildikten sonra ...'ın da taşınmazı iade edeceğine karar verildiğini, ... Metal Limited Şirketinin ...'a borçlarını ödemeye devam ederken ...'nın dava konusu taşınmazı davalı ...'ya muvazaalı olarak devrettiğini, davalının tarafların arasında inançlı işlem bulunduğunu bildiğini, dava konusu taşınmazda ... Metal Limited Şirketine ait tesis bulunduğunu ileri sürerek dava konusu 1 44... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının ... adlı iş yerini işlettiğini, iş yerinde bulunan ağır vasıtaların kış aylarında çatılı bir alanda bulunması için makine parkı amacıyla dava konusu taşınmazı 2.810.000 TL bedelle satın aldığını, dava dışı kişiler arasındaki inançlı işlemden haberi
olmadığını, davalının uzun süre taşınmazın boşaltılmasını beklediğini akabinde de davanın açıldığını, davalının tapu kaydına güvenen iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, dava açıldıktan sonra davalının dava dışı ... ile iletişime geçtiğini, ...'ın davacıya ödemeleri banka aracılığıyla yaptığını, davacı tarafın 15.01.2019 tarihli ilk protokolden sonra dava konusu taşınmazın davacı tarafından ...'a devredildiğini iddia etmesine rağmen devre ilişkin tarihin 26.11.2018 olduğunu, böylece davacı ile dava dışı ... arasında gerçek bir satış ilişkisi bulunduğunu, dosya kapsamında inançlı işlemin şartları oluşmadığını belirterek davanın reddini bunun mümkün olmaması halinde ise davacı tarafın sunduğu protokolde zikredilen 656.814 kg demirin bedelinin depo edilmesi, edilmezse davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu yerin tapu iptali ve tesciline karar verilmesini talep ettiği, bu parseli resmi satış yolu ile devrettiği, inançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklendiği, ayrıca 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inanç ilişkisinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceği ve bu yazılı delilin tarafların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği ya da inanılanın elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin bulunması gerektiği, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 28.01.2016 tarihli adi sözleşmenin ise davacı ile davalı arasında yapılmadığı, bunun dışında taraflar arasında düzenlenen yazılı bir belgenin veya inançlı temliğin şartlarını oluşturan delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı ... Metal Ltd.Şti.'nin (yetkilisi ...), dava dışı ...'a olan borcu için hazırlanan 15.01.2019 tarihli "Alış - Veriş Protokolüdür" adlı adi yazılı sözleşmenin ve bu borca karşı dava konusu taşınmazın teminat olarak verilmesine dair bila tarihli (dava dilekçesinde bu sözleşmeden sonra yapıldığı kabul ve beyan edilen) "Protokolüdür" adlı adi yazılı sözleşmenin, dava dışı ... ve ... tarafından imza edildiği, taşınmaz maliki ... ile taşınmazı devir alan ...'ın söz konusu sözleşmelerde imzasının bulunmaması nedeniyle bu sözleşmelerin imzası olmayan tarafları bağlamayacağı gibi söz konusu bu sözleşmenin 3. kişileri de bağlamayacağı, davaya konu 1 44... parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde, söz konusu inanç sözleşmesi olarak davacıların adlandırdığı 15.01.2019 tarihli sözleşmeden sonra yapılan teminat olarak taşınmazın verildiğine dair protokol tarihinden çok daha önce 26.11.2018 tarihinde dava konusu taşınmazın, davacı ... tarafından davalı ...'a 805.000,00 TL bedel karşılığında devredildiği, yani söz konusu inançlı işleme dayanak gösterilen teminat sözleşmesinin yapılmasından daha önce dava konusu taşınmazın devredildiği ve 805.000,00 TL olan devir bedeli de yine söz konusu sözleşmelerden önce davalı ... tarafından banka vasıtasıyla davacı ...'in hesabına ödendiği, aradan 2 yıldan daha uzun bir süre geçtikten sonra, davalı ... tarafından dava konusu taşınmazın 26.02.2021 tarihinde 810.000,00 TL bedelle ...'tan satış yoluyla alındığı, bedeli de banka aracılığıyla ... tarafından ...'a ödendiği, davalı ... ve vekili tarafından dosyaya sunulan yazılı ve sözlü beyanlarında açık ve tevilli ikrarı yer almayıp, davacı tarafça bu iddiaların ispat olunamadığı gibi, davalılar arasında gerçekleşen satışın, inançlı işlemi sonuçsuz bırakmak amacıyla muvazaalı yapıldığına dair iddianın da ispat edilemediği, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı YİBK'da belirtildiği üzere inanç sözleşmesinin ancak tarafların imzasını taşıyan yazılı delille ya da karşı tarafın (inanılan) elinden çıkmış olan delil başlangıcı niteliğindeki belge bulunması halinde başka delillerle ispat edilebileceği, inançlı işlem tarafları davacı ... ve davalı ...'ın imzaları bulunmadığı gibi inançlı işlem tarafı olduğu iddia edilen bu kişiler arasında imzalanmış yazılı bir sözleşmenin veya delil başlangıcının bulunmaması, iddia edilen inanç sözleşmesinden zaten aylar öncesinde dava konusu taşınmaz hissesinin davacı ... tarafından davalı ...'a satış suretiyle devredildiği ve bedelinin banka yoluyla kendisine ödenmiş olduğu anlaşılmakla taraflar arasında inanç sözleşmesinin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilememiş olması ve yine davalılar ... ile ...'ın taşınmazın devrine yönelik işlemin muvazaalı olarak yapıldığına yönelik iddiasının ispat olunamamış olması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı; davalı ... vekilinin aleyhlerine verilen ihtiyati tedbirin ilerde telafisi imkansız sonuçlara yol açacak şekilde tasarruf etkisini kısıtladığından bahisle tedbirin kaldırılması için kararın kaldırılmasına yönelik istinaf talebinin, HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin çekişmeli ve dolayısıyla dava konusu olan şey hakkında önleyici nitelikte olması ve ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma olması nedeniyle bu kararın kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin devamı gerektiğinden yerinde bulunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararında isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in savcılık soruşturmasında alınan ifadesinden dava konusu taşınmazı borcuna teminat olarak aldığının anlaşıldığını, ceza davasındaki ikrarın hukuk hâkimini de bağlayacağını, bu ifadenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarından da davalının dava konusu taşınmazın emaneten devredildiğini bildiğinin anlaşıldığını, davalı taraf dava konusu taşınmazı makine parkı olarak aldığını iddia etmişse de taşınmazın 1/2 payını satın alması nedeniyle diğer maliklerin onayı olmadan taşınmazı bu şekilde kullanamayacağını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 4.5 90... yüz ölçümlü ve kargir ziraat dairesi ve müştemilatı nitelikli 1 44... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının ... Metal Limited Şirketi adına kayıtlı iken 14.02.2017 tarihinde davacı ...'e satış suretiyle devredildiği, davacının bu 1/2 payı 26.11.2018 tarihinde 805.000,00 TL bedelle dava dışı ...'a satış suretiyle devrettiği; ...'nın da bu payı 26.02.2021 tarihinde 810.000,00 TL bedelle davalı ...'ya satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.