Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3015 K.2025/5319

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3015 📋 K. 2025/5319 📅 24.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3015 E.  ,  2025/5319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/403 E., 2025/219 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/196 E., 2021/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 02... parsel sayılı taşınmazın davacılar adına kayıtlı olduğunu, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın yüz ölçümünün eksik tespit edilerek eksik kalan kısmın taşınmaza komşu 1 02... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, davacılara ait taşınmazın iki yol arası olduğunu, mera içerisinde kalan kısmın yıllardır davacıların zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek 1 02... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan kısmın iptali ile 1 02... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2018/74 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararıyla, davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.381,1 88... 'lik taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş; davalı ... temsilcisi ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli kararıyla, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi ve Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen hak düşürücü sürenin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların tesis kadastro tespitlerinin üzerinden geçen 10 yıl dikkate alındığında 1 02... parsel (eski 1 97... parsel) sayılı taşınmaz için 2003 yılında, 1 02... parsel (eski 1 97... parsel sayılı taşınmaz için 2006 yılında Kanun'un aradığı hak düşürücü sürenin dolduğu, eldeki davanın ise 16.07.2018 tarihinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın olumsuz dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 1 02... parsel sayılı taşınmaz 04.10.1992 tarihinde 1 97... parsel numarasıyla mera vasfında tespit gördüğü ve 25.11.2015 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucu 1 02... parsel numarasını aldığı; davacılara ait 1 02... parsel sayılı taşınmazın 1 97... parsel numarası ile tespit görmüşken uygulama kadastro çalışmaları sonrası 1 02... parsel numarasını aldığı, öncesinde yüz ölçümü 58 09... iken uygulama kadastrosu sonrasında 9053, 87... olarak tespit gördüğü, davacıların talebinin içeriği ve öne sürdüğü iddialar değerlendirildiğinde davanın uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde değil mülkiyet hakkına dayalı olduğu, dava edilen 1 02... parsel sayılı taşınmazının mera niteliği ile 1992 yılında tespit gördüğü, bu parseldeki mülkiyet hakkına dair 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılara ait taşınmazın iki yol arasında kaldığını, davanın kadastrodan sonraki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, uygulama kadastrosu ile davacıların taşınmazının bir kısmının ellerinden alındığını, davacıların dava konusu kısımda 20 yılı aşkın süredir zilyet olduklarının da dosya kapsamından anlaşıldığını, eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 97... parsel sayılı (yeni 1 02... parsel) 110.497, 50... yüz ölçümündeki mera nitelikli taşınmaz kamu orta malı olarak 04.10.1992 tarihinde tespit edilmiş, tespite karşı eldeki davada da davacı olan ... tarafından dava açılması sonucunda 1 97... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 9.6 34... 'sinin davacı adına tesciline kalan kısmın mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği; ... Kadastro Mahkemesinin 06.06.1996 tarihli ve 1993/36 Esas, 1996/5 Karar sayılı kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından onanması suretiyle 30.10.1996 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. 1 97... parsel sayılı taşınmaz Kadastro Kanunu'nun 22/a çalışmaları sonucunda 1 02... parsel numarasını almıştır.
Davacılar dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda eksik ölçüldüğünü ileri sürerek mera sınırlandırmasının iptali ve adlarına tescil istemiyle dava açmıştır. Dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tespitin 30.10.1996 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.07.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.