Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5751 K.2025/5341
1. Hukuk Dairesi 2024/5751 E. , 2025/5341 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/412 E., 2024/1834 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/311 E., 2022/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı asıl, davada; mirasbırakanları ... ve ...’in tüm taşınmazlarını aynı gün çocukları ..., ... ve ... arasında paylaştırdığını ,kendisine ise herhangi bir devir yapılmadığını, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 444, 467, 6 46... parsel sayılı taşınmazlar ile davalı ... adına kayıtlı 643, 6 45... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
2. Davacı birleştirilen davada; mirasbırakanları ... ve ...’in tüm taşınmazlarını aynı gün çocukları ..., ... ve ... arasında paylaştırdığını, kendisine ise herhangi bir devir yapılmadığını, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 1578 parsel sayılı taşınmaz ile davalı ... adına kayıtlı 1472 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar; davacı ...'in ... 6. Noterliğinin 24.02.20 11... yevmiye nolu "Düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi" ile mirastan feragat ettiğini, bu nedenle mirasçı sıfatı kalmadığını ve sözleşmede belirtilen ivazın da davacıya ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı ile murisleri arasında resmi şekil şartına uygun olarak 2011 yılında ivazlı bir mirastan feragat sözleşmesi yapıldığı, davacının mirastan feragat sözleşmesindeki iradesinin sakatlandığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, davacının mirastan ivaz karşılığında feragat ettiği, bu halde mirasçı sıfatını kaybettiği, feragat sözleşmesinden tek yönlü olarak dönmenin mümkün olmadığı, murislerinin sağlığında davacının onlara karşı feragat sözleşmesinin geçerli olmadığı veyahut ivazın ödenmediği yönünde bir talep ileri sürülmediği, toplanan delilerden ve dinlenen tanık beyanlarından davacıya ivaz bedelinin ödendiğinin anlaşıldığı, mirastan ivazlı feragat eden davacının mirasçılığının kalmadığı, bu nedenle eldeki davaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... 6. Noterliğinin 24.02.2011 tarihli mirastan feragat sözleşmeleri ile asıl ve birleştirilen davada davacı ...’in muris ... ve ...’in mirasından ivazlı olarak feragat ettiği, mirastan feragat sözleşmesinin mirasbırakanla mirasçı arasında ve mirasçılık sıfatından vazgeçmeye yönelik iki taraflı bir sözleşme olduğu, mirastan feragat sözleşmesinin mirasçının miras hakkından kısmen ya da tamamen bir karşılık alarak ya da almayarak vazgeçmesi olduğu, bu sözleşme ile mirasçının hem saklı payından hem de miras hakkından vazgeçtiği, mirastan feragat sözleşmesinin noterde resmi şekilde yapılması gerektiği, mirastan feragat eden mirasçının terekeden bir talepte bulunamayacağı, mirastan feragat sözleşmesinin, feragat eden mirasçının mirasçılık sıfatını kaybetmesine yol açacağı, somut olayda, davacı tarafın, murislerinin mirasından feragat etmesi ve mirastan feragat sözleşmesi ivazlı olup davacı tarafın ivaz bedelini almış olması nedeniyle davacının mirasçılık sıfatı bulunmadığından, asıl ve birleştirilen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak asıl ve birleştirilen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm temliklerin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, davacı tarafça yapılan feragat sözleşmesinin dava konusu devirlerin muvazaalı olduğunu gösterdiğini, açılacak davaların önüne geçmek için devirlerden sonra mirastan feragat sözleşmesinin yapıldığını, her iki sözleşmenin bedeli olan 130.000,00 TL'nin ödenmediğini, bu nedenle de davacının sözleşmeden dönme iradesini 24.10.2019 tarihli ihtarnameler ile davalılara bildirdiğini, çok uzun süredir sözleşme bedelinin ödenmemesinin borçluların temerrüdünü oluşturduğu, 2011 yılında ... hesabından, ... hesabına 65.000,00 TL meblağın feragat sözleşmelerinin bedeli olarak yatırıldığı iddiasının kabul edilmediğini, hem ..., hem de ...’in feragat sözleşmelerinin tarafı olmadığını, mirastan feragat sözleşmelerinin bedelinin davacıya ödendiğinin ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1931 doğumlu mirasbırakan ...’in 09.12.2013 tarihinde, eşi mirasbırakan 1932 doğumlu ...’in 13.11.2017 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı oğlu ... ile davalı oğulları ..., ... ve ...’in kaldığı, muris ...’in 27.02.2009 tarihli 2837 yevmiye nolu resmi senetle 1472 parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu ...’ye, 1578 parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu ...’e satış suretiyle devrettiği, yine muris ...’in 27.02.2009 tarihli 2838 yevmiye nolu resmi senetle 467, 444, 646, 1753 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’e, 643, 645, 1471 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’ye satış suretiyle devrettiği, ... 6. Noterliğinin 24.02.20 11... yevmiye nolu mirastan feragat sözleşmesi ile davacının, murisi ...’den, ... 6.Noterliğinin 24.02.20 11... yevmiye nolu mirastan feragat sözleşmesi ile de murisi ...’den intikal edecek tüm taşınmaz ve taşınırlardaki miras payından 65.000’er TL bedelle feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harcının asıl ve birleştirilen davada davacıdan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.