Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2576 K.2025/5125

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2576 📋 K. 2025/5125 📅 18.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2576 E.  ,  2025/5125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/2 E., 2024/94 K.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Niğde ili, ... ilçesi, ... köyü sınırlarında bulunan dükkan vasıflı çekişmeli taşınmazı satış tarihinde Belediye statüsünde bulunan ... Belediyesinden 09.01.1998 tarihinde 1998/02 karar sayılı Encümen kararı ile bedelini ödeyerek satın aldığını, o tarihten bugüne taşınmazın davacının kullanımında olduğunu ileri sürerek davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 09.07.2021 tarihli keşifte davaya konu taşınmazın 1 50... parsel sayılı taşınmazdaki dükkan olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili 11.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmaz satış bedeli ile faizinin denkleştirici adalet gereği hesaplanarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığını, davalı adına kayıtlı tapunun varlığına karşı tanık dinletilemeyeceğini, taşınmaz satışlarında resmi şeklin geçerlilik şartı olduğunu, taşınmazın mülga Belediye adına tespit edildiğini, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacının satış bedelini ödediğine dair delil sunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, kadastro tutanağı içeriğine göre satışın varlığı ve zilyetliğin tesliminin dosya kapsamına göre sabit olduğu, davacının terditli talebi yönünden sicilin temlikine ilişkin ifanın hak düşürücü sürenin dolduğu 2017 yılında imkansız hale geldiği, dava tarihi itibariyle genel zamanaşımı süresinin dolmadığı, 12.01.1998 tarihinde ödenen 409.000.000 TL bedelin dava tarihindeki değerinin usulüne uygun bilirkişi raporuyla belirlendiği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine, terditli talebin kabulü ile 41.879,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davanın harici alıma dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu, taşınmazı satın alma tarihinden itibaren davacının kullandığı, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı, bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinin hak düşürücü süreye uğradığını; ancak terditli talep yönünden Mahkemece zamanaşımı itirazına ilişkin değerlendirme yapılarak zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de esasen taşınmaz halen davacının kullanımında olduğundan zamanaşımı süresinin zaten işlemeye başlamadığı, hal böyle olunca terditli bedel isteği yönünden verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 05.10.2023 tarih, 2022/7839 Esas, 2023/5188 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece, davacı tarafından satış bedelinin dava tarihine göre belirlenen değerinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2022 tarihli ve 2020/(16)1-691 Esas, 2022/1680 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 3. fıkrasında hak düşürücü süre içinde açılacak davada ileri sürülecek hakkın türü bakımından herhangi bir ayrıma yer verilmediği, hak düşürücü sürenin dolması halinde bir hakkın yalnızca dava edilebilirliğinin değil kendisinin de ortadan kalkacağı, somut olayda davacının kadastrodan önceki satış işlemi nedeniyle dayandığı hakkın hak düşürücü sürenin geçmesi ile ortadan kalktığı, taşınmazda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etme olanağı bulunmayan davacının dava tarihi itibariyle tazminata hak kazanabilmesi için sebepsiz zenginleşmede ileri sürülen “haklı sebep olmaksızın diğer tarafın zenginleştiği” iddiasını ispat edemeyeceği, zira bu unsurun ancak davacının uyuşmazlık konusu taşınmazda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etmesi sonucunda ortaya çıkacağı açık olduğundan davanın tapu iptali ve tescil ile terditli olarak tazminat talebi yönünden de reddedilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle kabulünün doğru olmadığı’’ belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, tapu iptali ve tescil talebi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair önceki karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının terditli tazminat talebi yönünden ise bozma kararı uyarınca davanın reddine hükmedilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; somut olayda mülkiyet davacıya intikal etmediğinden harici satış sözleşmesine dayanarak bedel iadesi talebinde bulunulduğunu, terditli talebin hak düşürücü süreye tabi olmadığını, zira talebin kadastro işlemi ve eki belgelere değil doğrudan taraflar arasında imza edilen harici satış sözleşmesine dayandığını, harici satış sözleşmesine göre mülkiyet nakledilmediği halde satıcının uhdesinde kalan bedel nedeniyle satıcının sebepsiz zenginleştiğini, bu hususta emsal Yüksek Mahkeme kararlarının bulunduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile tescil ile terditli bedel isteğine ilişkindir.
2. Kadastro sonucunda Niğde ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan davaya konu 1 50... parsel sayılı taşınmazın 05.04.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışması sırasında ... Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 06.07.2007 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 03.06.2014 tarihinde tashihen Niğde İl Özel İdaresine devredildiği anlaşılmaktadır.
3. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan kararın ONANMASINA,
Taraflar duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.