Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3636 K.2025/5040
1. Hukuk Dairesi 2025/3636 E. , 2025/5040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1161 E., 2025/1042 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/318 E., 2024/414 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı Derneğin caminin hak ve menfaatlerini korumak için kurulan bir dernek olduğunu, dava konusu 152 53... parsel sayılı taşınmazın ... Cami Vakfı adına yapılan kadastro tespitinin doğru olmadığını, böyle bir vakfın bulunmadığını, taşınmazın gelirinin eskiden olduğu gibi caminin ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini ileri sürerek taşınmazın şimdilik 1 00... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmazsa bu kısmının cami alanı olduğunun tespiti ile bağışlayanın iradesine uygun kullanım için davacı Derneğe tahsisine, bu da mümkün olmaz ise taşınmazı amacı dışında kullanan davalıdan şimdilik 150.000,00 TL ecrimisil bedelinin temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın hukuki dayanağının olmadığını, iddiaların asılsız olduğunu belirtip davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu iptali ve tescil isteğinin Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle, terditli taleplerin ise dava konusu taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğu, davacının taşınmazda mülkiyet hakkından daha üstün ayni ya da şahsi bir hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda asıl uygulanması gereken hak düşürücü sürenin 3402 sayılı Kanun'un geçici 4/3. maddesinde öngörülen süre olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 25.08.1951 tarihi ile davanın açıldığı 18.04.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. ve geçici 4. maddesinde yazılı hak düşürücü sürelerin geçtiği anlaşıldığına göre tapu iptali ve tescil davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine; terditli taleplerin ise davalının mülkiyet hakkı karşısında davacının üstün hakkının bulunduğu hususunun ispatlanamadığından reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ... Cami veya ... Cami Şerifi Vakfı adı altında kurulmuş bir vakıf bulunmadığını, böyle bir vakıf olduğuna ilişkin hiçbir kayıt, bilgi, belge bulunmadığı gibi neden tapulama esnasında vakıf yazıldığının da taraflarınca açıklandığını, dava konusu yerin vakıf ile uzaktan yakından ilgisi olmadığından davalı ... ile de haksız el atılması dışında ilgisi bulunmadığını, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, zira kadastrodan önceki sebeplere dayalı taleplerinin olmadığını, yolsuz tescil iddiasına dayandıklarını, dava konusu taşınmazın cami giderleri için hayrat olarak tahsis edildiğini ve bu amaçla kullanıldığını, bu hususun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu amaç dışında kullanılıyor olması nedeniyle terditli taleplerinin de reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tahsis, bu da mümkün olmazsa ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiş, aynı Kanun'un geçici 4/3. maddesinde; 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahiplerinin dava açabileceği düzenlenmiştir.
Kadastro sonucu; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 42 parsel sayılı taşınmazın 29.0 00... yüz ölçümü ve tarla niteliği ile "Cami Vakfı" adına olan kadastro tespitinin 25.08.1951 tarihinde kesinleştiği, imar işlemi ile taşınmazın 152 53... parsel numarasını aldığı, taşınmazda kat mülkiyetine geçildiği, A Blok 49 nolu bağımsız bölümün ... Köyü Cami Şerifi Vakfı adına kayıtlı olduğu, davanın 18.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.