Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3974 K.2025/4901

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3974 📋 K. 2025/4901 📅 05.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3974 E.  ,  2025/4901 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1616 E., 2025/1267 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/261 E., 2023/85 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2 38... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait 2 38... parsel sayılı taşınmaza bitişik olup 100 yılı aşkın süredir murislerinden bu yana zilyetliğinde olan bu yer için murisi babası tarafından sağlığında Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine aleyhine tescil davası açıldığını, açılan bu davanın Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.05.1953 tarihli ve 1953/3 Esas, 1953/183 Karar sayılı kararı ile hem dava konusu yerin zilyetliğinin el birliği mülkiyete tabi olduğunu, mirasçılar tarafından birlikte dava açılması gerektiğini, ancak verilen süreye rağmen tüm mirasçılar arasında ittifak sağlanamadığı yönüyle usul yönünden, hem de dava konusu yerin Havza-i Fahmiye Kanunu sınırları içinde kaldığından bahisle reddedildiğini, kararın 29.08.1964 tarihinde kesinleştiğini, Havza-i Fahmiye Kanunu ile getirilen taşınmaz mülkiyetine ilişkin kısıtlama 3303 sayılı Kanun'un Ek - 1 maddesi ile kaldırılmış olup aynı madde uyarınca mülkiyeti Hazine adına tapuya kayıtlı bulunan taşınmazların 14.11.1999 tarihi öncesi ve bu tarihte tapuda kullanıcıları olan zilyetleri adına bedeli karşılığında satılıp adlarına tescil edilmesi hükmü getirildiğini öne sürerek çekişmeli 2 38... parsel sayılı taşınmazda yaklaşık 1 50... alanındaki kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan bu davada hak düşürücü sürenin geçtiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3303 sayılı Yasa kapsamında kullanıcı tespitine ilişkin kadastro yapılmadığı, 1979 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi itibari ile Yasa'da öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, tapu iptali ve tescili davası yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı İdare lehine 1979 yılında yapılan kadastro tespitine dayalı tescilin de haklı maddi ve hukuki dayanağı olmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin davacı aleyhine işlemesinin de söz konusu olamayacağını, anılan kararın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan kök 2 38... parsel sayılı taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile ... ve müşterekleri adına "çalılık ve pırnallık" vasfıyla tespit 27.02.1953 tarihinde "mahkemeye başvurulduğundan malik hanesinin boş bırakılmasına" karar verildikten sonra hükmen 18.09.1964 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, 15.01.1979 tarihinde yapılan ifraz sonucunda 2 38... parsel sayılı taşınmaz oluştuğu tespit edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 18.09.1964 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 23.09.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı tarafından onama harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.