Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3056 K.2025/4944
1. Hukuk Dairesi 2025/3056 E. , 2025/4944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2238 E., 2025/696 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/17 E., 2021/142 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2 86... parselin maliki olduğunu, ailesinden kaldığını ve kendisinden önce ailesi tarafından ekilip biçildiğini, halen müvekkilinin tasarrufunda bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında sehven Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerek kadastrodan önceki gerekse şimdiki haliyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2017 tarih ve 2014/155 Esas, 2017/59 Karar sayılı kararıyla; zilyetlikle mülkiyeti kazanma koşulları ve süresinin davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarih ve 2018/2078 Esas, 2020/903 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece öncelikle taraf teşkili yönünden değerlendirme yapılması ondan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olmasının doğru olmadığı, taraf teşkiline ilişkin hususun çözüme kavuşturulmasından sonra; dava konusu taşınmazın niteliğinin iktisaba elverişli olup olmadığı yönünden inceleme ve araştırma yapılması gerektiği, Mahkemece bu hususta yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
B. Kaldırma Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediği, kendisini bir vekille temsil ettirmediği, geçerli bir mazeret de bildirmediği, 15.04.2021 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının davasını üç ay içinde yenilemediği gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi gereğine açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; davacının vekilini azlettiği, kendisine duruşma gün ve saatini bildirir tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediği, kendisini bir vekille temsil ettirmediği, geçerli bir mazeret de bildirmediği anlaşıldığından 15.04.2021 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının davasını üç ay içinde de yenilemediği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline veya vekiline duruşma günü öncesinde tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, işlemden kaldırma kararı sonrasında müvekkili tarafından imzalanan bir zapt bulunmadığını, kararın yaklaşık 3 yıl boyunca tebliğ edilmediğini, dava dosyasının akıbetine dair müvekkilinin bilgilendirilmediğini, bu durumun yalnızca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesine değil aynı zamanda HMK m. 27 (usuli işlem eşitliği) ve m. 29 (doğru bilgilendirme yükümlülüğü) hükümlerine de açık aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğunu, davanın yeniden açılmasının fiilen imkansız hale gelmesi nedeniyle geriye dönülemez hak kaybı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Niğde ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 86... parsel sayılı taşınmazın 12.943,58 metrekare yüz ölçümü ve ham toprak vasfıyla senetsizden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu açıklanarak 15.04.2007 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin kadastronun 06.07.2007 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.