Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3128 K.2025/4949

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3128 📋 K. 2025/4949 📅 05.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3128 E.  ,  2025/4949 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1392 E., 2025/249 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/17 E., 2022/36 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6 ada 1 parselin maliki olduğunu, bu parselle ... arasında kalan ve dava dilekçesine ekli krokide (A) 1596,78 m² ve (B) 1208,54 m² yüz ölçümlü yerin tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmaza 1948 yılından bu yana babasının zilyetliğinden başlayarak babasının ölümü ile de irsen intikal ve taksimen mirasçı kardeşleri ile yapılan taksim protokolü uyarınca fasılasız nizasız zilyet olduğunu, babasının ölümünden sonra taşınmazın taksime dayalı olarak davacıya teslim edildiğini, dava konusu taşınmazın tescili için müvekkilinin daha önce dava açtığını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı ilamında zilyetlik koşulları oluşmuş olsa da derenin ıslah çalışması kapsamında olan yerlerden olduğunu, bu sebeple dere yatağının özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu hükümden sonra gerçekleşen vakıaların ise kesin hükmün kapsamında olmadığını, zira ıslah çalışmasının yapıldığını ve taşınmazın dere yatağından çıktığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili ayrı ayrı sundukları benzer cevap dilekçelerinde özetle; tarafları ve konusu aynı olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı tescil davasının eldeki dava için kesin hüküm mahiyetinde olduğunu, Kanun'un davacının zilyetliğinin 20 yıl olmasını ve ayrıca bu zilyetliğin davasız ve aralıksız olması şartını getirdiğini, yukarıda anılan davanın kanunda bahsedilen davasız şartını ihlal ettiğini, yine 20 yıllık zilyetlik süresinin başlangıcının ret ile sonuçlanan davanın kesinleşmesinden itibaren başlaması gerektiğini, davacı bakımından bu sürenin gerçekleşmediğini, ayrıca taşınmazın imar planı içerisinde olduğunu ve imar-ihya ile edinilmesinin mümkün olmadığını, 2007/183 Esas sayılı dosyada yapılan keşifte ziraat bilirkişisi tarafından da ifade edildiği üzere taşınmazın keşif tarihi itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin Antalya Büyükşehir Belediyesine yönlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu taşınmazın belediyeleri adına devir veya tahsis edilmediğini, belediyelerinin mülkiyetinde olmadığını, zilyetliğe dayalı taşınmaz iktisabı için aranan koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın esas ve usul yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2019 tarih ve 2018/58 Esas, 2019/154 Karar sayılı kararıyla; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı dosyasının celp edilerek incelendiği, iki davadaki tarafların aynı olduğu, davacı tarafından zilyetliğe dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davacının davasının imar-ihya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile taşınmaz iktisap koşulları oluşmadığından reddedildiği, Mahkemece verilen kararın onandığı ve kesinleştiği, kesin hüküm 6100 sayılı HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 114. maddesi gereğince dava şartı olarak belirlendiği, iki davanın dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.10.2020 tarih ve 2020/119 Esas, 2020/559 Karar sayılı kararıyla; TMK'nın 713/1. maddesi gereğince açılan tescil davalarında husumetin, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi ile birlikte taşınmaz köy sınırları içerisinde ise Köy tüzel kişiliğine, belediye sınırları içerisinde ise ilgili belediye başkanlığına yöneltilmesi gerektiği, somut olayda ise yörede yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili talep edildiğinden ve taşınmaz belediye sınırlarında bulunduğundan ve 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca yasal hasım konumunda bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi gerektiği halde taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Kaldırma Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ilk kararındaki aynı gerekçe ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, tüm davalılar için ret sebebinin aynı olması nedeniyle vekalet ücretinin davalılara mütesaviyen verilmesine karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının yüz ölçümü dava dilekçesinde yazılı ve daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı dosyasında davaya konu edilen (A) ve (B) alanlarının adına tescili istemiyle dava açtığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bir hükmün HMK'nın 303/1 (1086 sayılı HUMK'un 237) ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 34. maddesi hükümleri uyarınca, kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerektiği, Mahkemece dosya arasında bulunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı ilamının taraflar arasında kesin hüküm olduğu kabul edilmiş ise de belirtilen dosyada kesin hükmün unsurları olmadığından davanın bu nedenle reddinde isabet bulunmadığı, ne var ki davacının aynı yer için açtığı tescil davasının, taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle iktisap koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğinden, kapanan dere yataklarının zilyetlikle iktisabı mümkün ise de 19.01.20 07... /1 Esas, 2007/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı kararına göre yeniden açılan davanın başarıya ulaşması için ilk davanın kesinleşmesinden itibaren yeniden 20 yıllık sürenin geçmesi gerektiği, yukarıda esas ve karar numarası açıklanan ve taşınmazın özel mülke konu olmayan yer olması sebebiyle reddedilen dava dosyasının 29.01.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 20.02.2018 tarihinde açıldığı, 2005/1 Esas 2007/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca ilk kararın kesinleştiği tarih ile eldeki dava tarihi arasında 20 yıllık süre dolmadığı gibi ... Belediye Başkanlığının 18.04.2019 tarihli yazısında dava konusu alanın 2007 yılında 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içine alındığının bildirildiği, hâl böyle olunca Mahkemenin ret gerekçesi açıklanan gerekçelerle doğru değil ise de, dava retle sonuçlanmış olup kararın sonucu itibariyle doğru bulunduğu gerekçesiyle, benzer yöndeki Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2012/2826 Esas, 2475 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul, yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere müvekkilinin kazandırıcı zamanaşımı hükümlerine dayanarak dava konusu taşınmaz için daha önce ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/183 Esas, 2009/272 Karar sayılı dosyasında dava açtığını, bu dosya incelendiğinde de anlaşılacağı üzere olağanüstü zamanaşımı ile zilyetlik koşulları ve diğer tüm koşullar oluşmuşsa da taşınmazın dere ıslah çalışması kapsamında olan yerlerden olduğu, bu nedenle özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, taşınmazın iktisap şartlarının oluştuğunun Mahkemenin kabulünde ve ortada olduğunu, bu hükümden sonra Gavur Deresinin ıslahının yapıldığını ve taşınmazın ıslah çalışmasının dışında tutulduğunu ve nihayetinde dere yatağı olma vasfının dışına çıktığını, dava sebebinin farklılık gösterdiğini ve değiştiğini, kesinleşen bu kararda her ne kadar davaya konu taşınmazın tamamının dere yatağında kalıyor olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olsa da eksik bilirkişi tanzim kurulu ile oluşturulan raporlardan görüleceği üzere, Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmese dahi dosyaya sunulu bilirkişi raporları uyarınca kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmesi gerektiğinin anlaşılacağını, bu nedenle en azından taşınmazın dere yatağında/ dere ıslah çalışması kapsamında olmadığı sabit olan A harfi ile gösterilen kısmı için 20 yıl beklenilmesi öngörülen sürenin beklenilmesine gerek bulunmadığını, ayrıca İstinaf Mahkemesinin gerekçesinde dava konusu alanın imar planı içerisinde kaldığını ret sebebi olarak belirttiğini, dosyaya sunulan imar planı örneğinden görüleceği üzere, imar planının davaya konu taşınmazın tamamını kapsamayıp sadece 1.000, 00... civarında bir kısmını kapsadığını, sadece taşınmazın bir kısmını kapsayacak şekilde verilen imar planı üzerinden de davanın en azından kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmesinin gerekliliği açıkken davanın reddine karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 6 ada 1 parsel sayılı taşınmazıla ... arasında kalan ve dava dilekçesine ekli krokide (A) 1596,78 m² ve (B) 1208,54 m² yüz ölçümlü taşınmazlar tescil harici bırakılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.