Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2645 K.2025/4931

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2645 📋 K. 2025/4931 📅 05.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2645 E.  ,  2025/4931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1438 E., 2024/199 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/353 E., 2023/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde kain ve tapunun 1 06... parsel numarası ile adına tapulu bulunan taşınmazın batı tarafında bulunan kısmın köye ait yola yazıldığını, aynı yer 66... parsel arasında bulunan 1.5 dönümden fazla olan ağaçlarının ve bahçesinin tespit harici bırakıldığını, 67 parsel nolu taşınmazın bir bütün iken bahçenin ayrılarak 1 06... parsel olarak tespit harici bırakıldığını, bu bahçede başka birinin hakkı bulunmadığını, yine yol tarafından kendi mülkiyetinde olan kısmın yola kaydırıldığını ileri sürerek tespit harici bırakılan bahçe yerinin kendisine ait 1 06... parsele eklenmesine, yine yol tarafında kalan kısmın parseline eklenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... temsilcisi; davacının, köyün umumi yolunun kenarına yola tecavüz edecek şekilde yeni erik ağaçları diktiğini, bu kısmın kendisinin olduğu iddiasıyla tescil davası açtığını, halbuki bahsedilen ağaçların yeni olduğunu, en yaşlısının 5-6 yaşlarında olduğunu, bunların da kendisinden önceki muhtar döneminde dikildiğini, yola tecavüzlü olduğunu, burada ne davacının ne de murislerinin bir hakkının bulunmadığını, köyün umumi yolu olduğunu, diğer yandan 1 06... parsel sayılı taşınmazın çok büyük bir alan olduğunu ve köyün kadim merası olduğunu, davacının kadim meradan kendi yerlerini genişletmeye çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili; dava konusu meranın kadimden beri mera olarak kullanıldığını, dava açılabilmesi için 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde 05.07.2007 yılında kesinleşen kadastro işlemleri neticesinde bir kısmı yol olarak bırakılan yerle, bir kısmı da bahçe olarak kullanılan, ziraat bilirkişi heyet raporu ile jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda (A) harfi ile, fen bilirkişi raporunda 67A ibaresi ile gösterilen dava konusu yerin incelenen hava fotoğraflarında eskiden beri yol olarak kullanılmadığı, aksine hava fotoğraflarında bu yerin davacıya ait 1 06... nolu parsel ile bütün halde olduğu ve imar ve ihya işlemlerinin mevcut olduğu, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre 1990'lı yıllardan bu yana yol olarak kullanıldığı, öncesinde davacının babası ... ile birlikte tarla olarak kullanıldığı ve davacıya miras kaldığı, yine dava konusu olup 1 06... parsel sayılı mera sınırlarında olan, ziraat bilirkişi heyet raporu ile jeodezi ve fotoğrametri bilirkişi raporunda (B) harfi ile, fen bilirkişi raporunda 67B ibaresi ile gösterilen yerin davacının babasından beri tarla olarak kullanıldığı, hava fotoğraflarına göre 1973 yılında 1 06... sayılı mera parseli ile bütün olduğu belirtilmiş ise de davacının iddialarını doğrular nitelikte olan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, ziraat bilirkişi heyet raporunda dava konusu yerin 1 06... nolu mera parseli ile eğiminin farklı olduğu, toprak yapısının ve verimiliğinin meraya göre iyi nitelikte olduğu, dava konusu yerin korunup işlemeli tarım yapılarak kullanıldığı, bu özellikleri ile çevre parsellerle uyumlu olup şahıs parseli niteliğinde iken mera parselinden sayılan farklılıklar nedeniyle ayrıldığı, 1 06... nolu parselin de mera parseli olarak 11.12.2013 tarih ve 419 sayılı komisyon tahsis kararı ile mera olarak tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla davacının dava konusu yerleri babasıyla birlikte ve sonrasında 20 yıldan fazla ekip biçerek aralıksız kullanmak suretiyle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1 06... parsel sayılı taşınmaz Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit edilmiş iken ... Köyü merası olarak 24.12.2014 tarihinde dönüştürme işlemi yapıldığı, bu parselin kadastro sırasında ham toprak vasfıyla senetsizden tespit ve tescil edildiği, dinlenen mahalli bilirkişilerin 98 parselin kadim mera olup olmadığı hakkında bilgilerinin bulunmadığı, ancak jeodezi bilirkişinin hem 1973 ve hem 2004 tarihli fotoğraflarda 98 parsel içerisindeki 67/B kısmının kullanılmadığını, mera ile bir bütün olduğunu beyan ettiği, kadastro işlemi 2007 yılında yapılmış olup, 2004 yılından 2007 yılına kadar da zilyetlik ile mülkiyet kazanımına elverişli bir kullanım bulunduğunun kanıtlanamadığı, tescil harici yol içerisinde kalan 67/A bölümü yönünden ise tanık ve mahalli bilirkişiler ayrı ayrı beyanlarında 20 yıldır köye gelip gitmekle bu yerin yol olduğunu bildiklerini, buranın ulaşım için kullanıldığını, 25-30 senedir köye gelip gittiğini, gelip giderken yol olarak kullanıldığını, yol yapılalı 40 sene olduğunu beyan ettikleri, zirai bilirkişinin bu yerde ağaç ekili ve ağaçların 15-20 yaşlarında olduğunu beyan ettikleri, davacının yol olarak kullanılan taşınmazı imar-ihya ve zilyetlikle kazanmasının, yol kamusal bir alan olduğundan zaten mümkün olmadığı, taşınmaz görüntüsünün incelenmesinde de 67/A bölümünün köy yolu olduğunun açıkça görülmekte olduğu ve talebe konu alanın, yolun öncesi ve sonrası ile bağlantısını tamamen ortadan kaldırdığı, bu nedenle Mahkemece her iki taşınmaz bölümü hakkında verilen kararın hukuka aykırı olduğu, kadastroda ham toprak, sonrasında 2013 yılında mera olarak tescil edilen 67/B ile gösterilen 98 parsel sayılı taşınmazda zilyetlik ile mülkiyete elverişli kullanım bulunmadığı, yol olan ve 67/A ile gösterilen kısımda ise hem zilyetlikle mülkiyet edinimine elverişli kullanım bulunmadığı hem de yerin yol olması nedeniyle davanın her iki taşınmaz bölümü yönünden reddi gerekir iken yetersiz delil ve gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılmasına ve tüm deliller toplanmış olduğundan yeniden tahkikata gerek görülmeyerek her iki parsel yönünden sübut bulmayan davanını reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin kullanımının ve imar-ihya işlemlerinin bulunduğunun alınan bilirkişi raporlarında belirtildiğini, yine keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ...'nın da bu taşınmazda bulunan ceviz bahçesinin müvekkilinin eşi tarafından dikildiğini ve büyüklerinden duyduğu kadarıyla orada yol olmadığını beyan ettiğini, yine dinlenen tanık beyanlarında da yol olarak gösterilen yerin aslında yol olmadığının bildirildiğini, diğer dava konusu 98 parsel sayılı taşınmaz için ise ziraat bilirkişi raporunda hali hazırda bahçe olarak kullanıldığı ve komşu parseller ile eğiminin aynı olduğu hususlarının tespit edildiğini, ayrıca mera parselinden ayrıldığı ve şahıs parseli niteliğinde olduğunun belirtildiğini, her iki taşınmaz üzerinde müvekkilinin atalarından bu yana tasarrufunun sürdürüldüğünü, müvekkili lehine zilyetlik koşullarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile tapusuz taşınmazın tescili istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 1 06... parsel sayılı 1.438.529,82 metrekare yüz ölçümlü mera vasıflı taşınmazın, öncesinde ham toprak vasfı ile 29.05.2007 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, tespitin 05.07.2007 tarihinde kesinleştiği, daha sonra 24.12.2014 tarihinde Ana Taşınmazın KOM parseline dönüştürülmesi işlemi ile Kamu Orta Malı olarak tapuya tescil edildiği; 1 06... parsel sayılı taşınmazın 29.05.2007 tarihinde dava dışı ... ... adına tespit edildiği, tespitin 05.07.2007 tarihinde kesinleştiği, daha sonra 05.07.2010 tarihli intikal işlemi ile davacı ... adına kayıtlı hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.