Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3243 K.2025/4942
1. Hukuk Dairesi 2025/3243 E. , 2025/4942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/259 E., 2025/312 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/26 E., 2024/622 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili, ... ilçesi, ... köyü, 1 44... parsel sayılı taşınmazı davacının babası müteveffa ... ...'in ... Noterliğinin 07.09.19 59... yevmiye numaralı senedi ile önceki malik ...'dan satın aldığını, bunun bir kısmına zeytin dikerek değerlendirdiğini, bu kısmın 1 45... parsel olarak adına tespit edildiğini, ancak dava konusu kısmın 1 44... parsel adı altında hatalı olarak Hazine adına tespit edildiğini, murisin dava konusu taşınmazı satın aldığı 1959 yılından beri taşınmazda tarım yaptığını belirterek Milas Kadastro Mahkemesinde 1992/32 Esas sayılı dosya ile 02.03.1992 tarihli Kadastro Komisyon Tutanağına itiraz davası açtığını, davanın 29 yıl sonra kesinleştiğini, dolayısıyla taşınmaz hakkındaki kadastro tespit tutanağının kesinleşmesi üzerinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin de henüz tamamlanmadığını, dava konusu taşınmazın kesintisiz olarak 19 59... yılları arasında müvekkilinin murisi tarafından kullanıldığını, müvekkilinin de babasına yardımcı olduğunu, dava konusu taşınmazın 19 59... yıllar arasında kullanılmış olması ve 1992 tarihinden itibaren ilgili yerin bir davanın konusu edilmiş olmasının Yasa'nın aradığı zilyetlik süresine halel getirmediğini, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetlik şartının sağlandığını belirterek 1 44... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca aynı taşınmazla ilgili davacının murisi ... ... tarafından ... aleyhine Milas Kadastro Mahkemesinin 1992/32 Esas sayılı dosyasında kadastro tespitine itiraz davası açıldığını, yargılama sonucunda davanın reddi ile söz konusu taşınmazın 02.03.1992 tarihli kadastro komisyon tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline (Hazine adına) karar verildiğini, kesinleşmiş bu mahkeme kararıyla sabit olduğu üzere taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca zilyetlikle tescile veya özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını, zilyetliğe dayalı tescil davalarında dava konusu taşınmazın nizalı ve davalı olmaması gerektiğini, aynı taşınmaz için aynı gerekçelerle tescil davası açıldığını ve Mahkemece reddedilerek Hazine adına tescil edildiğini, davacının bu taşınmazı mirasen intikal eden bir taşınmaz olarak belirttiğini ve murisi ... ...'den intikal ettiğini açıkladığını, buna göre aynı konuda açılan Milas Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 2018/99 Esas, 2019/1 Karar sayılı ilamının taraflar açısından kesin hüküm niteliğinde olup muhakeme engeli olduğunu, ayrıca taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı tarafından kesin hüküm bulunduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de Milas Kadastro Mahkemesinin 1992/32 Esas sayılı dosyasında davacının murisi tarafından kadastro tespitine itiraz yönünde dava açılmış olduğu, bu dava dosyası yönünden kesin hüküm niteliği taşımadığı, kesin hüküm bulunduğu yönündeki itiraz yerinde görülmeyerek yargılamaya devam edildiği, TMK'nın 713. maddesi kapsamında açılan davada, özel dava şartı niteliğinde olan "davasız ve aralıksız 20 yıllık zilyetlik bulunması" şartının sağlanması gerektiği, somut olayda, davacının murisi tarafından zilyetliği bulunduğundan bahisle Milas Kadastro Mahkemesinin 1992/32 Esas sayılı dosyasının açıldığı, dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edilmesi yönünde düzenlenen kadastro tespit tutanağının iptalinin talep edildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2019/1061 Esas, 2021/4387 Karar sayılı onama kararı ile 09.01.2019 tarihinde kesinleştiği, kadastro tespit tutanağı ve tutanak iptali için açılan dava dikkate alındığında, davacının ve murisinin 20 yıl kesintisiz, nizasız zilyetliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, özel dava şartı niteliğindeki bu şartın sağlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece, Milas Kadastro Mahkemesinin 1992/32 Esas sayılı dosyasının bu dosya yönünden kesin hüküm teşkil etmediği, ancak söz konusu kararın kesinleşme tarihine göre zilyetlik süre şartı gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline esas alınan Milas Kadastro Mahkemesinin 2018/99 Esas ve 2019/1 Karar (ikinci bozma öncesi 2015/74 Esas, ilk bozma öncesi 1992/32 Esas) sayılı dosyasında, eldeki dosyanın davacısı ...'in murisi ... ... tarafından, taşınmazı ... Noterliğinin 07.09.19 59... yevmiye sayılı senedi ile önceki malik ...'dan satın aldığını, bunun bir kısmına zeytin dikerek değerlendirdiğini, bu kısmın 1 45... parsel olarak adına tespit edildiğini, ancak dava konusu kısmın 1 44... Parsel adı altında hatalı olarak Hazine adına tespit edildiğini, murisin dava konusu taşınmazı satın aldığı 1959 yılından beri taşınmazda tütün, buğday, arpa, darı ziraatı yaptığını belirterek çekişmeli taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayalı olarak Hazine adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın kendi adına tescili istemli davada yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın imar - ihya edilerek kazanılacak yerlerden olmadığından bahisle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/14262 Esas, 2022/875 Karar sayılı ilamı ile 08.02.2022 tarihinde kesinleştiği, İstinaf incelemesine konu davada ise davacının çekişmeli taşınmazın murisi ... ...'den kaldığı, eklemeli olarak zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek ve aynı sebepleri belirterek taşınmazın adına tescilini talep ettiği, davacının muris ...'in külli halefi olması, taşınmazın murisinden kaldığı ve eklemeli zilyetliğinin bulunduğu ileri sürüldüğünden her iki dava dosyasının taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olduğu, kesin hüküm bulunduğu, Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken zilyetlik şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davacı taraf vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle hükmün gerekçesinin ve kararın kamu düzeni bakımından düzeltilmek suretiyle HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararın eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olduğunu, davanın konusunun dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak müvekkili adına tescili istemine ilişkin olduğunu, Milas Kadastro Mahkemesinde görülen davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğunu, eldeki davanın konusunun ise kesinleşmiş ve hukuki nitelik kazanmış olan tapu kaydının zilyetlik nedeniyle müvekkili adına tesciline ilişkin olduğunu, iki davanın konuları ve davalarda ileri sürülen hukuki nedenlerin farklı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 44... parsel sayılı 5.570,87 m² yüz ölçümlü ve "ham toprak" vasıflı taşınmaz senetsizden Hazine adına tespit edildiği, askı ilan süresi içerisinde davacının murisi ... ... tarafından Milas Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Milas Kadastro Mahkemesinin 2018/99 Esas ve 2019/1 Karar (ikinci bozma öncesi 2015/74 Esas, ilk bozma öncesi 1992/32 Esas) sayılı dosyasında, eldeki dosyanın davacısı ...'in murisi ... ... tarafından taşınmazı ... Noterliğinin 07.09.19 59... yevmiye sayılı senedi ile önceki malik ...'dan satın aldığını, bunun bir kısmına zeytin dikerek değerlendirdiğini, bu kısmın 1 45... parsel olarak adına tespit edildiğini, ancak dava konusu kısmın 1 44... parsel adı altında hatalı olarak Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazı satın aldığı 1959 yılından beri taşınmazda tütün, buğday, arpa, darı ziraatı yaptığını, ondan önce de maliki evvelinin ziraat ettiğini belirterek çekişmeli taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayalı olarak Hazine adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın kendi adına tescili istemi ile dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın imar - ihya edilerek kazanılacak yerlerden olmadığından bahisle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 28.05.2021 tarih ve 2019/1061 Esas, 2021/4387 Karar sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme isteminin de Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.02.2022 tarih ve 2021/14262 Esas, 2022/875 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği ve kararın 08.02.2022 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada da davacının çekişmeli taşınmazın murisi ... ...'den kaldığı, eklemeli olarak zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek ve aynı sebepleri belirterek taşınmazın adına tescilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.