Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5653 K.2025/4932
1. Hukuk Dairesi 2024/5653 E. , 2025/4932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2990 E., 2024/1545 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/218 E., 2023/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalılardan ... ile kardeş olduklarını, diğer davalı ...'ün ise davalı ...'ın yakın arkadaşı olduğunu, muris ...'ın anne ve babasının ölümüyle 74... , 28... parsel sayılı taşınmazların muris ve kardeşlerine kaldığını, taşınmazların kullanım durumu dikkate alınarak 4 kardeşin 3 dükkânın paylaşımını yapma hususunda anlaştıklarını, 27 parsel sayılı taşınmazın muris ...’ya, 28 parsel sayılı taşınmazın ...'ya, 29 parsel sayılı taşınmazın ... ...'ya kalmasının kararlaştırıldığını, muris ...'ya kardeşlerinden geçecek hisselerin, ...'ın talebi üzerine tek oğlu olan davalı ...'ın yakın arkadaşı ...'e devredildiğini, ...'e 31.08.2009 tarihinde yapılan satış ve tescil işleminin muvazaalı olduğunu, gerçek bir satış olmadığını, kız çocukları olan ... ve ...'nın ayrımcılığa uğraması sonucunda davaya konu dükkanın murisin tek oğlu olan davalı ...’a geçirildiğini, muris ...'ın yaptığı bu işlem için iradesini yakınlarına "bir oğlum var, onu düşünmek zorundayım" diye ifade ettiğini, murisin maddi durumunun iyi olduğunu, taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, devir esnasında taşınmazı davalının kullandığını, müvekkillerinin mağdur olduğunu ileri sürerek dava konusu 74... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak murisleri ... ile kardeşlerinin anlaşamadığını, murisleri tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ancak dava sonucu beklenmeden çok cüz'i meblağlara satılabileceği endişesiyle taşınmazları kendilerinin satmaya karar verdiklerini ve ortaklığın giderilmesi davasından feragat ettiklerini, 27 parsel sayılı taşınmazın ...'e satıldığını, mal kaçırma kastıyla satılmadığını, iddiaların doğru olmadığını, ... vefat ettiğinde geride mirasçıları olarak kalan müvekkiline, davacılara ve annelerine yalnızca ...'da bir daire ve yazlık kaldığını, diğer davalı ...'ün dava konusu taşınmazı sadece müvekkilinin babası ...'dan değil, diğer tüm mirasçılardan da 04.06.20 09... .08.2009 tarihlerinde satın aldığını, aralarında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olup rayiç bedeli ödenerek yapıldığını, ... tarafından taşınmaz içerisindeki Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan 1,11 m²'ye isabet eden 115/3456 payın da Maliye Hazinesinden 27.05.2010 tarihinde satın alınarak taşınmaza katıldığını, bu haliyle de muvazaa olmadığını, taşınmazı gerçekten diğer davalı ...'e sattıklarını, usule uygun ve resmi şekilde satışın tapuda gerçekleştiğini, müvekkilinin taşınmazda 1991 yılından beri ticari faaliyetini sürdürdüğünü, taşınmaz ...'ye satılınca kiracı olarak uzunca bir süre mesleki faaliyetine devam ettiğini, düzenli olarak ...'e ödeme yaptığını, ...'ün 2013 yılında kendi ihtiyacı sebebiyle taşınmazı satmak istediğini müvekkiline ilettiğini, 2013 yılında müvekkilinin maddi durumu uygun olduğu için satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 3 farklı tapu işlemi ile farklı tarihlerde satın aldığını, davacıların iddia ettikleri satış öncesi hissedar ilişkilerinden 3. kişi konumundaki müvekkilinin bilgisi olmadığını, satılmak istenen taşınmazı hissedarlar arasında pürüz olduğundan iyi bir yatırım olarak görerek aldığını, müvekkilinin ekonomik olarak taşınmazı alabilecek güce sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi ... ve muris ... ile kiracılık dışında arkadaşlık ilişkisi olmadığını, ödemelerin gerçek kira ödemesi olduğunu, müvekkilinin 115/3456 oranlı hisseyi Maliye Hazinesinden ecrimisil bedeli ve sonrasında satış bedeli ödeyerek satın aldığını, muvazaa olmadığını, 2013 yılında farklı yatırımlara yönelmek için taşınmazı günün rayiç değerinden sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki bilgi ve belgeler ve tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; murisin kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile tek oğlu olan davalı ...'ya dava konusu taşınmazı bırakmak isteyerek ve davalı ...'ın murisin kuyumculuk mesleğini icra etmesini istemesi amacı ile taşınmazı öncelikle oğlu olan davalı ...'nın yakın arkadaşı olan ...'e satmış gibi gösterip akabinde davalı ...'ya satış gösterilerek murisin davacılar olan kız çocuklarından mal kaçırmayı amaçladığı, satış işlemlerinin muvazaalı olduğunun yeterli, inandırıcı ve somut deliller ile kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından, kök murisler ... ve ... ...'dan kalan taşınmazların paylaşılması hususunda muris ... ve kardeşleri arasında anlaşma yapıldığı ve bu anlaşma gereği dava konusu 27 parsel sayılı taşınmazın ..., 28 parsel sayılı taşınmazın ..., 29 parsel sayılı taşınmazın ...'de kalmasının, ...'a para verilmesinin kararlaştırıldığı ve dava konusu 27 parsel sayılı taşınmazın muris ... tarafından mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla davalı ...'a devredilmek üzere davalı ...'ye devredildiği iddia edilerek muris muvazaası nedeniyle tapu iptali-tescil talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan tanık beyanları ve taşınmazların devir tarihleri dikkate alındığında davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olduğu, davacı kızlarıyla muris ...'ın arasının iyi olmadığı, zaman zaman küstükleri, muris ...'ın tek oğlu olan davalı ...'ı kayırmak amacıyla dava konusu taşınmazdaki paylarını emanetçi konumunda olan davalı ...'ye devrettiği; davalılar tarafından muris muvazaasına ilişkin iddiaların yerinde olmadığı, aralarındaki ilişkinin kira sözleşmesine dayandığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiş ise de davalılar tarafından düzenlendiği iddia edilen kira sözleşmesinin adi yazılı kira sözleşmesi niteliğinde olduğu, her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, kira ödeme dekontu olarak sunulan dekont incelendiğinde yalnızca 2007 yılına ait olup 7 aylık dönemi kapsadığı, bu dönemden sonrasına ait herhangi bir dekont örneği sunulmadığı, sunulan dekontun taraflar arasındaki işlemi gizlemeye yönelik olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın gerek ...'ye devredildiği tarihte, gerekse sonrasında davalı ... tarafından kullanıldığı, davalıların taşınmaz bedelini ödeme iddiasını sunduğu delillerle kanıtlayamadığı, davacı tanıklarının bizzat muristen duyuma dayalı beyanları dikkate alındığında murisin 31.08.20 09... .08.2009 tarihlerindeki devir amacının davacı kızlarından mal kaçırmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı, bununla birlikte davacılar tarafından, muris ... ve kardeşleri arasında yapılan anlaşma gereği murise isabet eden payın, murisin isteği üzerine muris adına intikal etmeden doğrudan davalı ... adına devredildiği, bu devirdeki amacın da muris muvazaasına yönelik olduğu iddiasıyla bu paylar yönünden de talepte bulunulmakta ise de, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının konusu ve sonuç bölümü itibariyle murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcı olduğu, muris ...'ın kardeşleri ... ve ... tarafından davalı ...'ye devredilen paylar yönünden anılan içtihadı birleştirme kararının uygulanma imkanının bulunmadığı, davanın bu paylar yönünden reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının tamamının iptaline karar verilmiş ise de davalı ... tarafından dava dışı Hazineden alınan 115/3456 (460/13824) hissenin murise ait olmadığı anlaşıldığından bu paya ilişkin talebin kabul edilmemesi gerekirken, taşınmazın tamamına ilişkin davanın kabul edilmesi doğru görülmediği gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; 27-28-29 parsel sayılı taşınmazlarda muris ...'ın miras hissesi olması ve 4 kardeşin miras taksimi anlaşmaları üzerine birbirlerine karşılıklı hisse devri yaptıkları hususunun dikkate alınmadığını, eğer bu şekilde değerlendirme yapılsaydı davaya konu 27 parsel sayılı taşınmazın esasen tamamının muris ...'a ait olduğunun görüleceğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; cevap dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü savunmalarını yineleyip dava konusu taşınmazın satışına ilişkin işlemlerin gerçek olduğunu, davacı tanıklarının taraflı, yanlış ve yalan beyanlarda bulunduklarını, İstinaf Mahkemesince tüm delillerin değerlendirilmediğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi ortada muvazaalı işlemin olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; mahkeme kararının tüm olay örgüsüne, tanık beyanlarına ve toplanan diğer delil ve raporlara uygun olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile aralarında yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunmadığını, buna ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığını, yapılan satış işlemlerinin gerçek olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının gerçek dışı olduğunu, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1946 doğumlu mirasbırakan ...'nın 04.04.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve ..., davalı oğlu ... ile dava dışı eşi ...'nın kaldıkları, dava konusu 74... parsel sayılı taşınmazın 3341/3456 payının mirasbırakan ...'ın murisi ...'ya ait olduğu, vefatının ardından 09.08.2007 tarihinde mirasçıları ..., ..., ... ve ...'a intikal ettiği, 04.06.2009 tarihinde ..., ... ve ...'ın taşınmazdaki 3341/13824 'er hisselerini davalı ...'ye satış işlemiyle devrettikleri, ...'ın taşınmazdaki payını 10.08.2009 tarihinde ...'a bağış işlemiyle devrettiği, ...'ın ...'dan devraldığı bu payı 31.08.2009 tarihinde davalı ...'ye satış işlemiyle devrettiği, davalı ...'nin 27.05.2010 tarihinde Hazineye ait olan 115/3456 oranındaki hisseyi Hazineden satın aldığı, 08.02.2013 tarihinde de taşınmazın tamamını davalı ...'a satış işlemiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 109.443,71'er TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Alınması gereken 615,40 TL onama harcının mahsubu ile fazla alınan 35.865,85 TL harcın istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.