Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4778 K.2025/4933
1. Hukuk Dairesi 2025/4778 E. , 2025/4933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1601 E., 2025/793 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/89 E., 2023/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücretine hasren temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2036 parselde bulunan 9.100 m² zeytinlik vasfındaki taşınmazın tapulama tespitinde ... adına tespit edildiğini, ancak 19 59... tarihli resmi yazılar ve komisyon kararları ile bu taşınmazın annesi ... adına tesciline karar verildiğini, komisyon kararı üzerine açılan itiraz davasında ... öldüğünden taşınmazın ¼'ünün eşi ... ..., ¾'ünün oğlu ... adına tesciline karar verildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtayın görev yönünden bozma kararı verdiğini, dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, burada davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak tapulama tutanakları ve komisyon kararının kesinleşmiş olmasına rağmen taşınmazın tapu kütüğünde annesi, babası ve kendisi adına tescil edilmediğini, annesi ...'in 1959, babası ... ...'in 2014 yılında vefat ettiğini ve tek mirasçı olarak kendisinin kaldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 10 yıllık hak düşürücü ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu itirazları kabul edilmediği takdirde dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro beyannamelerinde bu yerin davalı olması nedeni ile malik kısmının boş bırakıldığını, kadastro beyannamelerinin ... Mahkemesinde görülen 1990/12 Esas, 1990/13 Karar sayılı dava nedeni ile kesinleşmediğini, sicil oluşturulmadığını, bu nedenle bu tür davalara bakmada kadastro mahkemesinin görevli olduğunu, 2036 parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır kullanılmadığını, ağaçların bakımsız olduğunu, 1970 yılından beri de kullanımın olmadığının mahallinde yapılan idare incelemesi ile sabit bulunduğunu, taşınmazın tespit nedeni ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve 3573 sayılı Yasa hükümlerine göre tescil şartlarının tamamlanamadığının ... Kadastro Mahkemesinin 1990/12 Esas ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/106 Esas sayılı dosyalarından anlaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2015 tarihli ve 2015/70 E., 2015/153 K. sayılı kararı ile; yetkili ve görevli mahkemenin dava konusu taşınmazın bulunduğu yer itibariyle İzmir Kadastro Mahkemesi olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, dosya İzmir Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, Kadastro Mahkemesinin 16.11.2015 tarihli ve 2015/157 E., 2015/351 K. sayılı kararı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25... . maddeleri gereğince kesinleşen Tapulama ve Kadastro tespit tutanaklarına ilişkin davalarda görevli Mahkemenin genel mahkemeler olduğu, kesinleşen tapulama tutanağı da gereği için Kadastro Müdürlüğüne gönderildiğinden, tutanağın kesinleştiği ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, olumsuz görev uyuşmazlığı nedeni ile görevli mahkemenin tayini için dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.06.2016 tarihli ve 2016/1051 E., 2016/6896 K. sayılı kararı ile ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiş, İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2017 tarihli ve 2016/126 E., 2017/52 K. sayılı kararı ile; her ne kadar davacı tarafından dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilinin iptali ve davacı adına tescili talep edilmiş ise de güncel tapu kayıtlarında davacı adına tescil yapıldığı anlaşıldığından konusuz kalan davaya ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli ve 2021/1691 E., 2022/195 K. sayılı kararı ile; "....Tüm dosya kapsamına göre; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, yapılacak keşifle dava değeri belirlenip eksik harç davacı tarafa tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesinde, davalı Hazinenin 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d ve 115/1. maddeleri gereğince pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden ve araştırılması gerekli hususlar araştırılmadan, eksik kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmeden eksik incelemeye dayalı karar verilmesinde isabet bulunmamıştır." gerekçesi ile Hazine vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan yönlerden kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın tescilinin idari nitelikte bir işlem olup İzmir Kadastro Mahkemesinin 2015/157 E., 2015/351 K. sayılı ilamının 08.12.2015 tarihinde kesinleşmiş olduğu, bu itibarla dava tarihi itibari ile davalı İdareye yöneltilebilecek bir husumet olmadığı gerekçesiyle davanın pasif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine ve davanın kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptal-tescil davası niteliğinde oluşu itibari ile de Kadastro Kanunu 31. madde kapsamında hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davalı Hazine lehine vekalet ücretine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, dava konusu taşınmazın yargılamanın devamı sırasında davacı adına tapuya kayıt ve tescil edildiği anlaşıldığından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmakla birlikte, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinin kapsamı, davalı Hazine vekilinin kararı salt vekalet ücreti yönünden istinaf etmiş olması dikkate alındığında bu durum sonuca etkili görülmeyerek kararın değiştirilmesi yoluna gidilmediği, davacı tarafın, taşınmazın kadastro tespitine göre murisi adına tespit edilmesi gerekirken tapunun bugüne kadar oluşturulmaması nedeniyle eldeki davayı açmak zorunda kaldığı, davanın açılmasında davacının kusuru bulunmayıp, davasında haklı olduğu gözetildiğinde, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesi ile ; Kadastro Kanunu'nun 31. maddesinde: "....Kamu kurum ve kuruluşları, taraf olduğu işlerde; avukatlarıyla, avukatları bulunmadığı takdirde, daire amiri veya daire amirinin yetkili kılacağı memurlarca temsil edilir. Avukat veya dava vekili ile takip edilen davalarda vekalet ücreti; davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuan takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, takdir edilecek vekalet ücretinin miktarı keşif yapılmışsa, taşınmaz malın değerine göre avukatlık ücret tarifesinin tayin ettiği nispi vekalet ücreti sınırlarının üstünde olamaz. " denilmek suretiyle davalı kurum vekili lehine vekalet ücretine hükmolunacağının açıkça ifade edildiğini, bir başka değişle vekalet ücretine hükmedilmesi hususunda hakime takdir yetkisi tanınmadığını belirterek kararın bu yönden bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacının, yörede yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın 22.11.1982 tarihli komisyon kararıyla Zeytinciliğin Islahı Yasası gereğince annesi ... adına tespitine karar verildiğini, annesinden mirasçılarına geçtiğini, babasının vefatı ile tek mirasçının kendisi kaldığını, babasının vefatı nedeniyle intikal işlemi yaptırmak için Tapu Müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın tapuda tescilli olmadığını, murisi adına tescil işleminin yapılmadığını öğrendiğini iddia ederek taşınmazın tespit malikinin mirasçısı olması nedeniyle kendi adına tapuya tescilini talep ettiği, Mahkemece yargılamanın devamı sırasında taşınmazın tapuda davacı adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın pasif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine hasren yaptığı istinaf başvurusunun İstinaf Mahkemesince esastan reddedildiği, temyiz yoluna davalı Hazine tarafından yine vekalet ücretine hasren başvurulduğu, dava konusu 2036 parsel sayılı, zeytinlik vasıflı, 9.1 00... yüz ölçümlü taşınmazın, davacı ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, intikal işleminin dava tarihinden sonra 25.01.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.