Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3787 K.2025/4899
1. Hukuk Dairesi 2025/3787 E. , 2025/4899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/388 E., 2025/160 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/362 E., 2022/293 K.
Bölge A0dliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 99 parsel sayılı taşınmazın ortak muris olan ... ve ... kızı ... ... adına, 100 parsel sayılı taşınmazın da ... ve ... kızı ... adına miras yoluyla geldiği; 1971 yılında yapılan tesis kadastrosunda 100 parsel sayılı taşınmazın kimliği belli olmayan taşınmazla alakası olmayan kişiler üzerine, 99 parsel sayılı taşınmazın ise ... ... eşi ... adına tespit ve tescil edildiğini, eski 100 parsele yönelik itirazının mülkiyet yönünden olduğunu belirterek, eski 100 parselde yapılan tespitinin iptali ile tamamının davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 3402 sayılı Yasa'nın 22/a maddesindeki düzenleme ile tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamadan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritaları tekrar düzenlenerek tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılabileceğini, Kanun'un amacının taşınmazların mülkiyet durumunu ihtilaflı hale getirmek değil ölçü, sınırlandırma, çizim hatalarını düzeltmek olduğunu, bu tür davalarda mülkiyet taleplerinin dinlenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın açıldığı Kumluca Kadastro Mahkemesi 11.06.2021 tarihli 2021/283 Esas, 2021/220 Karar sayılı kararıyla; 1-Mahkemenin görevsizliğine, 2-Yetkili ve görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespitine karar vermiş; kararın kesinleşmesinden sonra davacı vekili tarafından yazılı olarak talep edilmesi üzerine dosya görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın belirlenen bu niteliğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu ve dava açılması için gerekli olan sürenin geçtiği anlaşıldığına göre davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yapılan hatalı değerlendirme sonucunda hem Kadastro Mahkemesinin davanın 22/a çalışmasına itiraza değil mülkiyete (yani tesis kadastrosu çalışmasına itiraza) yönelik olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı benimsenerek hatalı gerekçeyle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olunması isabetsiz olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda dava dilekçesindeki iddiaların hiç incelenmediğini, ziraat mühendisi tarafından taşınmazın bugünkü değerinin hesaplanmadığını, bilirkişi raporunda edinme sebebi ile tapu kayıtlarının geldileri ile sonradan yapılan tapu kayıtları ve miras taksim sözleşmesi gibi belgeler ve kayıtların hazırlanan raporlarda hiç dikkate alınmadığını, raporun eksik olup bilimsel ve denetime elverişli olmadığını, sadece teknik detayların belirtildiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan eski 100 (1 22... parsel) parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı nedeniyle "tarla" vasfıyla Hazine adına tespit ve 06.05.1975 tarihinde tescil edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 06.05.1975 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 27.01.2021 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.