Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5643 K.2025/4929
1. Hukuk Dairesi 2024/5643 E. , 2025/4929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2350 E., 2024/1363 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kınık Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/202 E., 2021/54 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakan babası ...'ün maliki olduğu 86... parsel sayılı taşınmazını satış göstermek suretiyle ikinci eşi ...'ın ilk evliliğinden olma oğlu davalı ...'e temlik ettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; murisin bağışlama iradesi taşımadığını ve mirasçılarından mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, satın alma gücünün bulunduğunu, murisin ise paraya ihtiyacı olduğunu, muris muvazaası şartlarının oluşmadığını, davanın objektif ve subjektif kriterlerden yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının, murisin ilk eşinden olma kızı, davalının da murisin ikinci eşinin çocuğu olduğu, murisin davacı ile beşeri ilişkilerinin kopuk olduğu, 08.04.2015 tarihinde murisin tek taşınmazı olduğu anlaşılan taşınmazı 25.000,00 TL bedelle davalıya satış suretiyle devrettiği, taşınmazın devir tarihindeki değerinin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 351.403,20 TL olduğu, taşınmazın temlik tarihindeki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fark bulunduğu, murisin maddi durumunun iyi olduğu, taşınmaz satışını gerektirecek şekilde maddi olarak zorluğa düşmediği, esasen mal satarak çok para elde etmesi olanağı varken düşük bedelle taşınmazı davalıya satmasının satıştan başka bir amacı gerçekleştirmek arzusunu gösterdiği, bilirkişi tarafından satış tarihinde belirlenen taşınmazın değeri gözetildiğinde hesaba yatırılan paranın temlike konu taşınmazın değerine uzak ve muvazaa olgusunu gizlemeye yönelik olduğu sonucuna varıldığı, satıştan ölümüne kadar geçen süre içerisinde de satış bedellerinin muris tarafından nerelere kullanıldığının ispat edilemediği, murisin gerçek irade ve amacının bağışlama yönünde olduğu, resmi senette ise iradesini satış yönünde bildirdiği, böylelikle irade ile görünürdeki işlemin birbirine uygun olmadığı, dava konusu taşınmaz bakımından muvazaa olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu kararın taraf vekillerince istinafı üzerine İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2021 tarihli ek kararı ile; davacı ... vekili Av....'un 07.06.2021 havale tarihli istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinin kanuni süre geçtikten sonra verildiği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebi süre yönünden reddedilmiş ise de katılma yoluyla istinaf dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldığından ek kararla davacının istinafının reddi doğru olmadığından ek kararın kaldırılmasına ve davacının katılma yolu ile istinaf başvurusunun incelenmesine karar verildiği, yine İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazın davalıya satıldığı ve gerçek satış bedelinin ödendiği ispat edilemediği gibi bir gün arayla 25.000,00'er TL yatırılıp kısa sürede çekilmesinin de muvazaayı gizlemeye yönelik olduğu, taşınmazın satışının gizlendiği, taşınmazda davalının satımdan sonra hiçbir zaman ikamet etmediği, söz konusu taşınmazı murisin annesinin kullandığı, muris adına kayıtlı dava konusu taşınmaz dışında başka taşınmazın bulunmadığı, davacının, babaannesi tarafından büyütüldüğü ve babası ile arasının iyi olmadığı, murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazı 2. eşinin oğlu olan davalıya devrettiği anlaşılmış olup mahkeme gerekçesine bu gerekçelerin de eklendiği, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre kabul kararı doğru olmuş ise de eksik gerekçe ile hüküm kurulduğundan mahkeme kararı gerekçesine ek yapılması nedeni ile davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredilmediğini, bedeller arasındaki farkın muvazaanın ispatı sayılamayacağını, davalının alım gücünün bulunduğunu, davacı tarafından muris muvazaası olgusunun ispat edilemediğini, eksik araştırma ve inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1957 doğumlu mirasbırakan ...'ün 21.08.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ilk evliliğinden olma davacı kızı ... ile ikinci eşi ...'ın kaldıkları, davalı ...'in ise murisin ikinci eşi ...'ın ilk evliliğinden olma oğlu olduğu, çekişme konusu edilen 86... parsel sayılı taşınmaz muris adına kayıtlı iken 08.04.2015 tarihli satış işlemi ile davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 23.302,99 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.