Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2373 K.2025/4871
1. Hukuk Dairesi 2025/2373 E. , 2025/4871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1096 E., 2025/200 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/383 E., 2023/98 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulü ile duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 1 78... parsel sayılı taşınmazın muris babası ...'e ait iken onun ölümüyle kendisi tarafından kullanıldığını, ancak iradesinin fesada uğratılarak taşınmazın hileli davranışlarla bir çok kez el değiştirdirdiğini, en son davalının taşınmazı kendi adına tescil ettirdiğini, satış işlemlerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, alım gücünün bulunduğunu, davanın tam olarak hangi nedene dayalı olarak açıldığının anlaşılamadığını, muvazaa mı hile nedenine mi dayandığının ortaya konulması gerektiğini, dava açılmadan taşınmazı dava dışı kişiye devrettiğini, yeni malike karşı dava açılması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2020 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin 16.11.2020 tarihli dilekçesi ile, davayı ikame ettikleri tarihte taşınmazın davalı ... tarafından ...'e devredildiğini belirterek ...'in davaya dahil edilmesini talep ettiği, davaya konu edilen 1 78... parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından dava tarihi olan 14.10.2020 tarihinde, saat 11:31 itibarıyla dava dışı ...'e devredildiği, her ne kadar dava açılış saati, satış saatinden sonra olsa da davacı vekilinin davalı ...'ye husumet yöneltmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı kanaatine varılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124/4. gereğince taraf değişikliği talebinin kabulüne, ...'in davaya dahil edilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/327 Esas, 2021/120 Karar sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2021/891 Esas, 2022/472 Karar sayılı kararıyla; ...'e karşı, usul hükümlerine göre yöntemince açılmış bir dava bulunmadığı ve Mahkemece davaya dahil edilmesi de ona davada taraf ve dava ehliyeti kazandırmadığından, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...'in UYAP ortamında tekrar davalı olarak davaya eklenerek yargılamaya devam edilmesi, davacının tazminat talebi yönünden çekişmeli taşınmazın değerinin yöntemince belirlenmesi ve sonrasında dava dilekçesinde yer alan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemlerine ilişkin terditli talepler açısından sırasıyla ve ayrı ayrı değerlendirme yapılarak dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre ayrı ayrı bir karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın Yerel Mahkemesine gönderildiği, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tespitine itiraz bakımından hak düşürücü sürenin geçtiği, kaldı ki taşınmaz pek çok defa el değiştirmiş olup aşamalarda devralan şahısların kötü niyetlerinin ortaya konulamadığı, ayrıca davacının iradesinin sakatlandığına ilişkin iddiasını da ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu iptali ve tescil isteminin hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle, terditli tazminat isteminin ise zaman aşımı def'i nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmekle yetinilmesinin doğru olmadığı ve hükmün bu hali ile kamu düzenine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş; eldeki davanın muris muvazaasına ve hileye dayalı olup kadastro tespitine itiraz niteliği taşımadığını, taşınmaz muris ...'e ait olup onun ölümünün üzerine taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, adına kadastro tespiti yapılan ...'in taşınmaz üzerinde herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, buna rağmen ...'in davacının bilgisi, izni ve haberi olmadan, yapılan kadastro çalışmalarında memurlara hatalı bilgiler verip yanlış beyanlarda bulunarak yani hileli davranışlar sergileyerek taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkı, emeği, yardımı olmamasına rağmen kötü niyetli bir şekilde kadastro tespitinin yapılmasını sağladığını, muris ...'in mirasçılarının taşınmazdaki paylarını almaları gerektiğini, kadastro tespit çalışmasının kendisine usulünce bildirilmediğini, muris muvazaası davalarında hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi öngörülmediğini, Mahkemece bütün ilgililerin davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasından sonra delillerin toplanması ve toplanan delillerin değerlendirilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, terditli tazminat taleplerinin yeterince incelenmediğini, hukuki değerlendirme yapılmadan tek cümle ile hüküm kurulduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davanın reddinin doğru olduğunu ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık nedeniyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmiş olmasına rağmen yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hükmedilen vekalet ücreti miktarında değişiklik yapılmadan 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtip vekalet ücreti bakımından hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Kadastro sonucu; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın (269, 01... , kargir ev ve tarla) kadastro tespit tutanağının 16.07.2007 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 14.10.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince;
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmakla; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13/2. maddesinde belirtildiği üzere, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği hususu dikkate alınmak suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1-e) numaralı bendinde yer alan “9.200,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “23.059,86 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.