Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4735 K.2025/4767

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4735 📋 K. 2025/4767 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4735 E.  ,  2025/4767 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1797 E., 2024/745 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/11 E., 2022/209 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ..., ... ve ...; dava konusu 1 70... parselin babaları olan muris ... ...’ya ait iken ölümünden sonra vasiyeti üzerine dört erkek çocuğu olan kendileri ile davalının kayınpederi ...’a intikal ettiğini, murisin ölümünden sonra iki ev arasında bulunan dava konusu taşınmazın, dört erkek kardeş tarafından araç park etmek, odun koymak, ahıra girip çıkmak amacıyla kullanıldığını, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın kardeşleri ...’ın oğlu ... adına tespit edildiğini, ...’ın taşınmazı muvazaalı olarak eşi olan davalıya temlik ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/4’er paylı olarak adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişler, 22.03.2018 tarihli duruşmada, babaları ...’in sağlığında dava konusu taşınmazı dört erkek kardeşe vererek bu yeri birlikte kullanmalarını istediğini, o zamandan beri dört erkek kardeşin birlikte kullandığını beyan etmişlerdir.
Davacı ... 04.03.2022 tarihli dilekçesi ile; dava konusu yerde kendisinin ve diğer davacı olan kardeşlerinin bir hakkı olmadığını, dava konusu yeri babası ...'in sağlığında davacılara bırakmadığını beyan ederek davadan feragat etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; taşınmazın kayınpederi ...’a babası ...’in sağlığında miras payı olarak verildiğini, 30 yılı aşkın süredir kayınpederi tarafından zilyet edildiğini, kayınpederi ...’ın kadastro çalışmaları sırasında, taşınmazı oğlu olan eşi ...’a verdiğini, kadastro çalışmaları sırasında davacılar hazır oldukları halde tespite itiraz etmediklerini, davacıların taşınmazı hiç kullanmadıklarını, eşi ... hastalandığında tedavisi için ziynet eşyalarını satarak harcadığı için dava konusu taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini istemiş, cevap süresi içinde sunduğu 25.07.2017 tarihli dilekçede, dava konusu taşınmazın ... tarafından eşi ...’a 25.05.1993 tarihli “gayrimenkul satış ve zilyetliğin devri” başlıklı senetle satıldığını ve satın alındığı tarihten sonra kadastro çalışmalarına kadar eşi ...’ın zilyet ettiğini, kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ettirdiğini, daha sonra kendisine devrettiğini, davacıların dava konusu taşınmazda hakkının bulunmadığını belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2018 tarih, 2017/3 Esas, 2018/48 Karar sayılı kararı ile; dava konusu yerin dört kardeş tarafından kullanıldığı ve davacıların kullanımlarının kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından gerekli süreye ulaştığı, bu yönüyle dava dışı ... adına kadastro sırasında yapılan tespitin hatalı olduğu, davalı ...'ın ise adına kadastro tespiti yapılan ...'ın eşi olduğu, mahalli bilirkişi ve tanıkların anlatımlarından davalı ...'ın bu yeri kullanmadığının anlaşıldığı, davalı ...'ın dava konusu yerin davacılar tarafından kullanıldığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarih, 2019/280 Esas, 2021/1108 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın murisin sağlığında muris tarafından veya ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yapılan taksimle mirasçılar arasında paylaşıma tabi tutulup tutulmadığı, muris tarafından sağlığında dava konusu taşınmazla ilgili bir tasarrufta bulunulup bulunulmadığı, murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun olarak yapılmış bir taksim olup olmadığı, taksim yapılmış ise dava konusu taşınmazın kime veya kimlere isabet ettiği konusunda yeterli araştırma yapılmadığı, dava konusu taşınmazın davalının eşi ... adına hangi nedenle tespit edildiği, davalı tarafça dayanılan 25.05.1993 tarihli satış senedinin zilyetlik ile birleşip birleşmediği, dava konusu taşınmazın tespit tarihine kadar kim tarafından hangi nedenle ve ne şekilde kullanıldığının açıkça sorulup belirlenmediği gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davadan feragat eden ... yönünden davanın tefrikine, diğer davacılar yönünden davacıların zilyetlik olgusunun tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarıyla somut olarak ortaya konulmadığı, davacı ... dışındaki ... ve ...'in beyanlarından dava konusu yerde birlikte zilyetlik iradesinin hukuken ve fiilen gerçekleşmediği, davalının eşi ...'a kadastro tespitinden önce davalı tarafça dosyaya sunulan satış senedi ile babası ... tarafından zilyetliğin devredildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı ...’in dava konusu taşınmazın muris ... tarafından sağlığında erkek çocuklarına verildiğini iddia ettiği ancak davacı ...’in bu iddiasını ve kadastro tespit tarihine kadar zilyet bulunduğunu ispat edemediği, kadastro tespit tutanağının aksinin sabit olmadığı ve kadastro tespitinin doğru yapıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın davalı veya harici senetle taşınmazın devredildiği savunulan ... tarafından kullanılmadığını ifade ettiklerini, davacı tanıklarının ve davalı tanığı ...’in de taşınmazın davacılar ile davadan feragat eden davacı ... ve davalının kayınpederi ... tarafından kullanıldığını belirttiğini, diğer davalı tanığı ...’nın ise beyanının çelişkili olduğunu, taşınmazın zilyetliğinin ... veya davalı eşine geçmediğini, murisin sağlığında taşınmazın zilyetliğini dört oğluna devrettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Düzce ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 70... parsel sayılı taşınmazın senetsizden, ... oğlu ...'nın ceddinden intikalen ve verese arasında taksimen 20(yirmi) yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda iken adı geçenin taşınmazını 1995 yılında oğlu ...'ya haricen, rızaen ve bedelsiz, kayıtsız, şartsız hibe ederek zilyetliğini devrettiği, hibe tarihinden bu yana taşınmazı ...'ın nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu gerekçesi ile dava dışı ... adına tespit edildiği, tespit tutanağının 02.11.2010 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 27.04.2011 tarihinde davalı ...'ya temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.