Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2798 K.2025/4849

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2798 📋 K. 2025/4849 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2798 E.  ,  2025/4849 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/408 E., 2024/416 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/29 E., 2022/134 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... dava dilekçesinde; dedesi ... ile dedesinin kardeşi ...'in kendi aralarında taşınmazları paylaştığını, dava konusu ... ilçesi ... köyü 2 53... parsel sayılı taşınmazın da dedesi ...'e isabet ettiğini, 1986 yılına kadar taşınmazı dedesi ...'in tek başına kullandığını, 1986 yılında da kendisine sünnet hediyesi olarak verdiğini, 29 yıldır kendisinin taşınmazı kullandığını ileri sürerek davalılar adına tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 2 53... parsel sayılı taşınmazın kök murisler ... ve ...'in olduğunu, hayatları boyunca da birlikte kullandıklarını, taşınmazın doğusu ve batısı şeklinde ayrılarak kullanıldığını, zemindeki fiilen bölünmenin de taşınmazın yarısına tekabül ettiğini, davacının da dedesine isabet eden kısımda zilyetliğinin olduğunu, davacının yapmış olduğu damın kadastro tespitinden sonra yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde; taşınmazın davacıya sünnet hediyesi olarak verildiğini, taşınmazda tasarrufları olmadığını belirtmiştir. Yargılama sırasında yeniden dinlenilen ..., dava konusu taşınmazın davacıya sünnet hediyesi olarak verildiğini ifade etmiştir.
3. Davalılar ... ve ...; kök murisler ... ve ...'in dava konusu taşınmazı sağlıklarında birlikte kullandığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.2017 tarihli ve 2016/69 Esas, 2017/234 Karar sayılı kararıyla, mahallinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın tapuda halen ölü kaydı ile malik görünün ... ve ... tarafından uzun yıllar kullanıldığı, onların ölümü ile birlikte taşınmazın mirasçılarına kaldığı, davacının taşınmazın bir kısmını üzerine yapı yaparak bir süredir kullandığı, taşınmaz üzerine davacı tarafından yapılan yapıların yaklaşık 5 yıl önce yapıldığı, davacının taşınmazın tamamını değil bir kısmı üzerinde fiili kullanımın bulunduğu ve bu kullanımın da davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarını oluşturacak kadar uzun zamandır sürmediğini, davacıya taşınmazın iddia ettiği gibi sünnet hediyesi olarak verildiğinin tanık beyanları ile de kanıtlanamadığı ve davacının incelenen nüfus kaydına göre yaşı itibari ile de böyle bir durumun olabileceği yönünde yeterli kanaatin oluşmadığı değerlendirilerek davacı açısından zilyetliğe dayalı kazanma şartlarının dava konusu taşınmaz açısından oluşmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince eksik harcın tamamlatılması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2018 tarihli ve 2018/120 Esas, 2018/217 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve duruşmada dinlenen davacı tanıklarına göre taşınmazın tapuda halen ölü kaydı ile malik görünün ... ve ... tarafından uzun yıllar kullanıldığı, onların ölümü ile birlikte taşınmazın mirasçılarına kaldığı, davacının taşınmazın bir kısmını üzerine yapı yaparak bir süredir kullandığı, taşınmaz üzerine davacı tarafından yapılan yapıların yaklaşık 5 yıl önce yapıldığı, davacının taşınmazın tamamı değil bir kısmı üzerinde fiili kullanımının bulunduğu ve bu kullanımın da davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarını oluşturacak kadar uzun zamandır sürmediği, davacıya taşınmazın iddia ettiği gibi sünnet hediyesi olarak verildiğinin tanık beyanları ile de kanıtlanamadığı ve davacının incelenen nüfus kaydına göre yaşı itibari ile de böyle bir durumun olabileceği yönünde yeterli kanaatin oluşmadığı değerlendirilerek davacı açısından zilyetliğe dayalı kazanma şartlarının dava konusu taşınmaz açısından oluşmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli kararıyla, davacının dava dilekçesine ekli vergi kayıtlarının incelenmesi, dava konusu taşınmazla ilgili olduğunu iddia ettiği ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/127 Esas, 1969/41 Karar sayılı dava dosyasının ve davalılardan ... ile Mürsadet tarafından imzalı kabul mahiyetinde belgenin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve duruşmada dinlenen davacı tanıklarına göre taşınmazın tapuda halen ölü kaydı ile malik görünün ... ve ... tarafından uzun yıllar kullanıldığı, onların ölümü ile birlikte taşınmazın mirasçılarına kaldığı, davacının taşınmazın bir kısmını üzerine yapı yaparak bir süredir kullandığı, taşınmaz üzerine davacı tarafından yapılan yapıların yaklaşık 10-15 yıl önce yapıldığı, davacının taşınmazın tamamı değil bir kısmı üzerinde fiili kullanımının bulunduğu ve bu kullanımında davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarını oluşturacak kadar uzun zamandır sürmediği, davacıya taşınmazın iddia ettiği gibi sünnet hediyesi olarak verildiğinin tanık beyanları ile de kanıtlanamadığı ve davacının incelenen nüfus kaydına göre yaşı itibari ile de böyle bir durumun olabileceği yönünde yeterli kanaatin oluşmadığı, vergi kaydında taşınmazın büyüklüğünün 10 ar yazdığı, 10 ar'ın 10 00... ye tekabül ettiği, yine dava konusu taşınmazın kadastro tutanaklarına ekli olan ... adına 04.08.2000 tarihli vergi kaydında 5 00... yazdığı, taşınmazın bu nedenle tarafların murisleri olan ... ve ... adına 1/2 paylı olarak kaydedilmesinin doğru olduğunun anlaşıldığı, 1967/127 esas sayılı dosyada davalının vermiş olduğu cevap dilekçesinde de taşınmazın paylı olduğundan ve ...'den bahsettiği, her ne kadar davacı taraf ... ve ... arasında yapılan bir taksimden bahsetmişse de ortada yazılı bir taksim sözleşmesinin bulunmadığı, yine hem mahalli bilirkişilerin hem de tanıkların söz konusu taksimden bahsetmedikleri, tanıkların çoğunluğunun ve mahalli bilirkişilerin BAM kaldırma kararından önceki beyanlarında 4-5 yıldır dava konusu yerin davacı tarafından kullanıldığını ve damın yapıldığını, BAM kaldırma kararından sonra dinlenen tanıkların 7-8 yıldır kullandığını söyledikleri, iki keşif arasındaki süre de dikkate alındığında tanıkların beyanlarının tutarlı olduğunun anlaşıldığı, tüm bu hususlar dikkate alınarak davacı tarafın tanıklarına üstünlük tanınmamış olup, davalı tanıklarının beyanları da dikkate alınarak davacı açısından zilyetliğe dayalı kazanma şartlarının dava konusu taşınmaz açısından oluşmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların kök murislerinden kaldığı anlaşılan çekişmeli taşınmazın davacının murisi ... ile bir kısım davalılar murisi ...’e kaldığı, 1/2 hisse ile paydaş olan kök muris ... çocuklarının kadastro öncesi taksimi ile çekişmeli taşınmazın tamamının davacı murisine kaldığı iddiasına dayanan davacının davasını kanıtlayamadığı, yine 12.05.1967 tarih ve 83 numaralı vergi kaydı ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/127 Esas, 1969/41 Karar sayılı dava dosyasının çekişmeli taşınmaz ile ilgili olmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna varılmakla davacı ve davalı ...’in istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın dedesi ...'e isabet ettiğinin vergi kaydı ve 1967/127 Esas, 1969/41 Karar sayılı Mahkeme kararıyla ortaya çıktığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro çalışmaları sonucu, Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2 53... parsel sayılı 3.289,76 metrekare yüz ölçümündeki tarla nitlelikli taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ölü oldukları belirtilmek suretiyle 1/2'şer payla ... oğulları ... ve ... adına tespit edilmiş ve itiraz edilmeksizin 07.04.2006 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı, çekişmeli taşınmazın tamamının kendisine dedesi ...'den intikal ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacının temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi