Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3943 K.2025/4873
1. Hukuk Dairesi 2024/3943 E. , 2025/4873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/356 E., 2024/748 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/375 E., 2022/204 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu 12 52... parseldeki B blok 23 nolu bağımsız bölümün satış işlemleri için 18.03.2015 tarihli vekaletname ile davalı ... ile dava dışı ... ... ve ...'ı vekil tayin ettiğini, vekil ... ile aralarında yaptıkları sözlü vekalet sözleşmesi ile taşınmazın belli bir bedelden aşağı satılamayacağının ve satış işlemleri tamamlandıktan sonraki gün satış bedelinin kendisine ödeneceğinin kararlaştırıldığını, vekil ...'nin taşınmazı 19.03.2015 tarihinde davalı ...'a satış yoluyla temlik ettiğini, ancak kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, satışın muvazaalı olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, ayrıca dava tarihi itibarıyla taşınmazın davalı ...'nin akrabası olan diğer davalı ... adına tescilli olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa taşınmazın rayiç bedelinin işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslahla, bedel isteği bakımından 463.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...; zamanaşımı süresinin dolduğunu, gerek vekaletnamede yer alan gerekse davacı tarafından sözlü olarak bildirilen talimatlara uygun şekilde hareket ettiğini, taşınmazın satış bedelini bizzat davacıya elden teslim ettiğini, yıllar sonra dava açılmasının davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ilişkin iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ...; dava konusu taşınmazı trampa yoluyla ...'tan edindiğini, dolayısıyla satışın gerçek olduğunu, davacının davasında haksız olup kötü niyetli hareket ettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ...; usulünce tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davacının tanık bildirmediği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ve diğer davalıların kötü niyetli olduklarına ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, ancak vekil olunan davacıya hesap verme yükümlülüğü olan davalı ...'nin taşınmazın satış bedelini davacıya ödediğini kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın davalı ...'ye yönelik alacak isteği bakımından kısmen kabulüne, 247.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, diğer davalılar yönünden dava tümden reddedilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının tapu iptali ve tescil isteği bakımından iddiasını ispatlayacak delil sunamadığı, verilen kesin süre içerisinde tanık listesi ibraz etmediği, taşınmazını satma iradesinin olduğu, vekil olan davalı ...'nin satış bedelinin davacıya ödendiğini savunmasına rağmen bu hususu ispatlayamadığı, bu durumda taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen ilk devir tarihindeki değeri üzerinden alacak talebinin kabul edilmesinin doğru olduğu, ne var ki hakkındaki tapu iptali ve tescil isteği reddedilen davalı ... lehine dava tarihi itibarıyla belirlenen ve harçlandırılan miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, anılan hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçeleriyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; dava dilekçesindeki iddiaları yinelemiş, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, tanık olarak gösterdikleri kişilerin Mahkemece ara malik olarak davaya dahil ettirildiğini, davaya dahil edilen ara maliklerin isticvap edilmesine yönelik taleplerinin ise kabul edilmediğini, tapu iptali ve tescil taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğunu, davalı ... lehine nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; cevap dilekçesindeki savunmaları yinelemiş, davalı ...'nin belirtilen 99.000,00 TL satış bedelini davacıya ödediğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, satış tarihinde avukatlık, hali hazırda noterlik yapan davacının satış bedelini almadan taşınmazın satışı için vekaletname vermesinin pek mümkün olmadığını, ispat külfetini yerine getirmeyen davacı lehine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 18.03.2015 tarihinde 12 52... parseldeki B blok 23 nolu bağımsız bölümünün satışı için davalı ... ile dava dışı ... ... ve ...'ı birlikte ve ayrı ayrı temsile yetkili olmak üzere vekil tayin ettiği, vekil ...'nin davacıya ait 23 nolu depolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümü 19.03.2015 tarihinde davalı ...'ya 99.000,00 TL bedelle satış yoluyla temlik ettiği, davalı ...'ın taşınmazı 15.05.2015 tarihinde ...'ye, ...'un 04.08.2016 tarihinde ...'e, ...'ın 29.09.2017 tarihinde ...'a, Zekerya'nın 09.02.2018 tarihinde davalı ...'ya devrettiği anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddi ile terditli tazminat isteğinin davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesinde “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davaya dahil etmek (dahili dava) suretiyle bir kişiye taraf sıfatı verilmesi mümkün olmadığı gibi davada HMK'nın 124. maddesinin de uygulama imkanı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince 17.12.2020 tarihli duruşmada davacı tarafa kesin süre verilmek suretiyle dava dışı ara malikler ..., ... ve ... ile taşınmaz üzerindeki ipotek alacaklısı Şirket'in davaya dahil ettirilmesi ve anılan kişilerin karar başlığında davalı olarak görterilerek haklarında hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanan değerinin 463.500,00 TL olduğu, davacı vekilinin 10.09.2020 tarihli dilekçe ile anılan değer üzerinden davasını ıslah ederek eksik harcı tamamladığı anlaşılmakla, vekil olan davalı ...'dan 463.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, somut olayla doğrudan ilgisi bulunmayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ve 2022/1-946 Esas, 2023/1154 Karar sayılı kararı emsal gösterilerek taşınmazın satış tarihindeki keşfen saptanan değerinin hüküm altına alınması da doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Davacı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.