Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2905 K.2025/4866
1. Hukuk Dairesi 2024/2905 E. , 2025/4866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/389 E., 2024/586 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/111 E., 2023/950 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından adli yardım istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacının adli yardım isteğinin Bölge Adliye Mahkemesince kabul edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 335/3. maddesi uyarınca adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde ortak murisleri ...'e ait taşınmazların önemli bir kısmının, taraflar arasında yapılmış bir taksim sözleşmesi ya da fiili taksim olmamasına rağmen davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu 16 parça taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş; ıslah dilekçesi ile, kadastro tespitinden önce yapılan taksim sözleşmesine göre davacıya ait olduğu belirlenen taşınmaz bölümlerinin sınırlarının keşfen tespiti ile davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; taşınmazları taksim sonucu edindiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; cevap dilekçesi sunmamış, aşamada ıslaha karşı beyan dilekçesi ile taşınmazların miras taksim sözleşmesine göre hukuken dağıtılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2018/219 Esas, 2021/397 Karar sayılı kararı ile tüm mirasçıların ortak iradeleri ile yapılmış geçerli bir taksim bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/1329 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararıyla; içeriği anlaşılmayan ve kendi içinde çelişkili gerekçelerle verilen kararın isabetsiz olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/295 Esas, 2022/445 Karar sayılı kararıyla; murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edildiği, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/1457 Esas, 2023/152 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların taksim edilip edilmediği hususunun yeterince araştırılmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemeyeceği belirtilerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında dava konusu taşınmazların kök muris ...'den intikal ettiği ve taraflar arasında taksim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, tarafların taksim sözleşmesini kadastro tespiti sırasında uyguladıkları kanaatine varıldığı, davacının taksim sözleşmesinin uygulanamadığına yönelik iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi ...'den intikal ettiği, bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ancak murisin ölümünden sonra yapılan taksim neticesinde çekişmeli taşınmazların davalılara bırakıldığı, böylelikle terekeden çıkartılan taşınmazlarda davacının hakkının kalmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacıya bırakılan taşınmazları ada parsel numaraları ile bildirdiklerini, tapuda davacılar adına kayıtlı olan bu taşınmazların kullanımının davalı ...'de olduğunu, bunun davacının İstanbul'da inşaat işiyle ilgileniyor olmasından kaynaklandığını, taşınmazların davacı tarafından davalıya satılmadığını, bunun aksi yönde davalı ya da tanık beyanının da olmadığını, iştirak halindeki mülkiyette zamanaşımıyla iktisap mümkün olmadığından davacının parsellerdeki mülkiyet hakkının saklı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'in 10.02.1998 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak eşi dava dışı ..., müşterek çocukları davacı ..., davalılar ... ve ... ile dava dışı ...'nin kaldığı; Ordu ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılıp 27.04.2009 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucunda fındık bahçesi niteliğindeki dava konusu 1 13... ve 49, 1 65... , 1 66... , 1 75... , 1 84... ve 11, 1 98... , 50... parsel sayılı taşınmazların 13/16'şar payının davalı ... adına; 1 10... , 1 66... , 1 75... , 1 85... , 1 98... ve 77 parsel sayılı taşınmazların 13/16'şar payının davalı ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazların geriye kalan paylarının ise kadastro işlemi ile tarafların dava dışı kız kardeşleri ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dava, adli yardımlı görüldüğünden başlangıçta alınmayan aşağıda yazılı 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcı olmak üzere toplam 3.649,10 TL harcın davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.