Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3861 K.2025/4762
1. Hukuk Dairesi 2025/3861 E. , 2025/4762 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/343 E., 2025/464 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/182 E., 2024/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; Adıyaman ili, ... ilçesi, 641 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmalarında yüz ölçümünün 20.000, 00... olarak hesaplandığını, taşınmazın sınırlandırma paftası ile uyumlu olan kadastro paftasındaki mülkiyet sınırları esas alınarak yeniden sayısal olarak yapılan yüz ölçümü hesaplamasında 641 parselin olması gereken yüz ölçümünün 26.609, 86... olduğu ve yüz ölçümü hatasının hesap hatasından kaynaklanan hata olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın yüz ölçümünde 6.609, 86... 'lik artış meydana geldiğini, 641 parselin tespitinin tapulama çalışmaları esnasında herhangi bir kayda dayandırılmadan senetsiz ve belgesiz olarak yapıldığını, 766 sayılı Yasa'ya göre bir kişi adına senetsizden 20 dönümden fazla yer verilemeyeceğini belirterek, davalılar adına tescili yapılan taşınmazın 6.609, 86... 'lik kısmın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesinde düzenlenen yüz ölçümündeki hatanın giderilmesi davası olmayıp mülkiyet aktarımına ilişkin olduğu, taşınmazların aynına ilişkin davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereği kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, belirtilen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınabileceği, davacı Hazine, taşınmazın miktar fazlalığının adına özel mülk olarak tescilini talep ettiğine göre davanın hak düşürücü sürenin istisnası niteliğinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesinin içeriği ve dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesinde düzenlenen yüz ölçümündeki hatanın giderilmesi davası olmayıp mülkiyet aktarımına ilişkin olduğu, taşınmazların aynına ilişkin davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereği kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, belirtilen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınabileceği, buna göre dava konusu 641 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 09.02.1979 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 01.12.2022 tarihinde açıldığı, davanın açılış tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği tarih arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kadastro Kanunu'nda belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kadastro tespit tutanağı düzenlenen hallere ilişkin olduğunu, davadaki taleplerinin kadastrodan sonraki sebeplere dayandığını, hatanın Kadastro Kanunu 41. maddesinde belirtilen tapuda meydana gelen yüz ölçümü hatasının düzeltilmesinden ibaret olduğunu, bu sebeple davalı adına fazla tespit edilen 6.609, 86... 'nin Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 641 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 09.02.1979 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 01.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.