Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4196 K.2025/4761

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4196 📋 K. 2025/4761 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4196 E.  ,  2025/4761 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/287 E., 2024/212 K.
Mahkemece verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi olan ...’a ait olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında 345 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bunun üzerine muris ... tarafından dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle dava açıldığını, ...1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın ... adına tesciline karar verildiğini ancak karar henüz infaz edilemeden dava dosyasının imha edildiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan "bu yere 30 seneden beri ... zilyettir" ibaresinin terkini için Hazine tarafından davacılar aleyhine İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/263 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı dava dosyasının 4473 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ihya edilmesi gerektiğini ileri sürerek söz konusu dava dosyasının ihya edilerek kararın infazına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; 1972 yılında İstanbul Defterdarlığında çıkan yangın sebebiyle ihya talebine konu dava dosyasına ilişkin yazışmaların, tapu kayıtlarının ve diğer evrakın zayi olduğunu, bu nedenle ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı kararının Hazine tarafından temyiz edilip - edilmediği bilgisine ulaşamadıklarını, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların murisi ...’ın davası kabul edilmiş ise de, söz konusu karar Hazine aleyhine olduğundan kararın Hazine tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay tarafından Hazine lehine karar verilmiş olabileceğini, idarenin mevzuatı ve yerleşik teamüller gereği bu tür davalarda kanun yolu tükenene kadar idare tarafından işlem yapıldığını, davacıların murisi veya davacılar tarafından kararın bugüne kadar kesinleştirilmemiş olmasının yapılan yargılama sonunda davanın Hazine lehine sonuçlanmış olabileceği savını güçlendirdiğini; işin esası bakımından davacıların murisi ... adına tespit gören taşınmazın 17.06.1947 tarih ve 1 08... .06.1948 tarih ve 17 sayılı tapu kayıtlarından geldiğini, geldi kayıtların ismi bilinmeyen Rumlardan Hazineye geçen mallardan olduğunu, ilgili yasal mevzuat gereği firari, mütegayyip ve mübadil eşhastan metruk olup usulüne göre el konulan taşınmazların zamanaşımı ile kazanılamayacağını, hukuka aykırı olarak verilen ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı kararının iptal edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.01.1969 (güncel karar tarihi:13.02.2020) tarihli ve 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı kararıyla; ilgili dosya ve karar yönüyle yapılan araştırmada, ihya talebine konu dosyanın su basmasından kaynaklı olarak zayii olduğuna ilişkin tutanak ve yazışmalar gereğince, temin edilen kesinleşmemiş mahkeme kararı ve tapu kütüğünün şerh ve beyanlar hanesindeki açıklamalar da dikkate alınarak 4473 sayılı Kanun kapsamında ilgili kararın ihya şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı tarafın ihya talebinin kabulü ile ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1969 tarihli ve 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı dosyasının ve kararının ihyasına, bu nedenle karar içeriği gereğince davanın kabulü ile Kartal'ın ... Köyünün ... mevkiinde 1 pafta, 447 parsel sayılı 768,00 metrekare yüz ölçümündeki tarlaya ait davalı Hazine adına tesis olunan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tashihen tapuya tesciline, kararın bu şekilde ihyasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 10.11.2022 tarihli ve 2022/7342 Esas, 2022/7394 Karar sayılı kararıyla; ihya istemine konu dava dosyası yöntemine uygun şekilde ihya edilmiş ise de ihya aşamasında taraflarca dosya ile ilgili herhangi bir bilgi veya belge sunulamadığı, dosya arasında Mahkeme kararının aslı dışında başka bir belgenin bulunmadığı, bu şekilde hükmün denetlenmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazı, sınırında bulunan taşınmazlarla bir arada gösterir tesis paftasının getirtilmesi, çevre parsellere ait kadastro tespit tutanaklarının varsa dayanakları ile birlikte getirtilmesi, taşınmazların kadastro tespiti kesinleşmiş ise tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilip dosya arasına alınması, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra keşif yapılması, yapılacak keşifte 345 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının yöntemince uygulanması, mahalli bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, teknik bilirkişiye, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir rapor düzenlettirilmesi, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın geçmişteki ve şimdiki niteliği, üzerindeki bitki örtüsü ve toprak yapısıyla ilgili ayrıntılı rapor alınması, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; yapılan ve keşif ve alınan fen bilirkişi raporu uyarınca dava konusu taşınmazın tapulama tutanağı ve beyanlar hanesinde "bu yere 30 seneden beri ... zilyettir" ibaresinin bulunduğu, ihya talebine konu kararda davacı tapularının kapsadığı yerin 3 45... sayılı parselleri ihtiva ettiğinin, bu sınırlar içerisinde anılan iki parselin mevcut olduğunun, 447 sayılı parselin davacının ve murislerinin nizasız aralıksız ellerinde bulundurulup ekilip biçildiğinin, bu hususların mahalli bilirkişiler tarafından ittifakla meydana çıkarıldığının belirtildiği, davacı tanık beyanlarının ihya talebine konu kararla örtüştüğü gerekçesiyle davacı tarafın ihya talebinin kabulü ile ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1969 tarihli ve 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı dosyasının ve kararının ihyasına, bu nedenle karar içeriği gereğince davanın kabulü ile "Kartal'ın ... köyünün ... mevkiinde 1 pafta, 447 parsel sayılı 768,00 metrekare yüz ölçümündeki tarlaya ait davalı Hazine adına tesis olunan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tashihen tapuya tesciline, kararın bu şekilde ihyasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı kararının Hazine tarafından temyiz edilip - edilmediği bilgisine ulaşamadıklarını, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların murisi ...’ın davası kabul edilmiş ise de söz konusu karar Hazine aleyhine olduğundan kararın Hazine tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay tarafından Hazine lehine karar verilmiş olabileceğini, idarenin mevzuatı ve yerleşik teamüller gereği bu tür davalarda kanun yolu tükenene kadar idare tarafından işlem yapıldığını, davacıların murisi veya davacılar tarafından kararın bugüne kadar kesinleştirilmemiş olmasının yapılan yargılama sonunda davanın Hazine lehine sonuçlanmış olabileceği savını güçlendirdiğini, ilgili yasal mevzuat gereği firari, mütegayyip ve mübadil eşhastan metruk olup usulüne göre el konulan taşınmazların zamanaşımı ile kazanılamayacağını, geldi tapu kayıtlarının mübadil Rumlardan kalan taşınmazların Hazineye geçmesi ve İskan Kanunu gereğince davacıların murisine verilmekle oluştuğunu, miktar fazlasının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, fen ve ziraat bilirkişi raporlarında çelişki olduğunu, dava konusu taşınmazın halihazırda yan binanın otopark alanı olarak kullanıldığı belirtildikten sonra raporun sonuç bölümünde çekişmeli yerin tarla vasfında olduğu ve 70 yıldan fazla süreden beri kullanıldığının belirtildiği, güncel durumun yadsındığını, dava konusu taşınmazla ilgili eksik kalan harcın yatırılmadığını, dinlenilen tanıkların bozma kararında aranılan nitelikte olmadığını, davacı tarafın ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1969 tarihli ve 1965/462 Esas, 1969/24 Karar sayılı dava dosyasının ihyası istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; kadastro sonucunda İstanbul ili, ...ilçesi, eski ... köyü çalışma alanında bulunan 447 parsel sayılı 768,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, taşınmaza 30 seneden beri ...’ın zilyet olduğu şerhi verilerek 345 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olmakla tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, dava konusu taşınmazın batı komşusu olan 342 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 17.06.1947 tarih ve 1 07... .06.1948 tarih ve 16 numaralı eski tapu kayıtları uygulanarak, 5.2 35... ’lik tarla vasfıyla 2510 sayılı İskan Kanunu gereğince tahsis edildiği belirtilerek malik ve zilyet bulunan ... oğlu ... adına tespit edildiği, kadastro sırasında miktar fazlası oluştuğundan bu fazlalığın 398 parsel olarak Hazine adına tespit edildiği, 04.07.1958 tarihinde; "fazlası 399 nolu parselle Hazineye tespit edildi" düzeltme beyanının eklendiği, dava konusu taşınmazın kuzey komşusu olan 399 parselin de 345 parselin miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın beyanlar hanesinde; "bu yere Mümin 30 seneden beri zilyettir" ibaresinin işlendiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Ne var ki; bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında, 7 68... 'lik tarla vasfıyla "tahdidi yapılan bu gayrimenkul 345 nolu parselin miktar fazlası olup Hazine adına tespit edildi" sebebi ile Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesine de "bu yere 30 seneden beri ... zilyettir" ibaresinin işlendiği, tespitin 23.05.1961 tarihinde kesinleştiği; taşınmazın güney komşusu olan 345 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 17.06.1947 tarih ve 1 08... .06.1948 tarih ve 17 numaralı eski tapu kayıtları uygulanarak, malik ve zilyet bulunan ... oğlu ... adına tespit edildiği, 04.07.1958 tarihinde; ''İş bu gayrimenkul Adi İskan suretiyle verilen yerlerden olup bu kerre yapılan kadastro ölçümünde fazlalık zuhur ettiğinden bu fazlalığın 447 parselle Hazine adına tahdit ve tespit edildi"düzeltme beyanının eklendiği görülmekte olup Mahkemece 17.06.1947 tarih ve 1 08... .06.1948 tarih ve 17 numaralı tapu kayıtları getirtilmemiş ve bozma kararında belirtildiği şekilde 345 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören anılan tapu kayıtları yöntemince dava konusu taşınmaza uygulanmamıştır.
Diğer taraftan; mübadil Rumlardan Hazineye kalan taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın doğu komşusu olan 2101 parsel sayılı taşınmazın ise 09.06.1960 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, 5.1 20... ’lik tarla vasfıyla, "aslen senetsiz olup iskanı adi suretiyle ...:... kızı ve müştereklerine iskanı adi suretiyle tahsis kılınarak 30 seneyi mütecaviz bir zamandan beri tasarruflarında ise de tapuda tescil muamelesi yapılmadığı, yerinde mübadil Rumlardan metruk bulunduğu muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşılmakla Hazine adına tespit edildi" gerekçesi ile taşınmazın Hazine adına tespit edildiği anlaşılmakta olup kayıt miktar fazlası yerlerin mübadil Rumlardan Hazineye yasalar uyarınca intikal eden yerlerden olup olmadığı üzerinde de durulmadan karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca; dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas 17.06.1947 tarih, 1 08... .06.1948 tarih, 17 numaralı tapu kayıtları ile dava konusu taşınmazın batı komşusu olan 342 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas 17.06.1947 tarih, 1 07... .06.1948 tarih, 16 numaralı eski tapu kayıtlarının getirtilmesi, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat mühendisi ve teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, yapılacak keşifte 345 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının (17.06.1947 tarih, 1 08... .06.1948 tarih, 17 numaralı tapu kayıtları) yöntemince uygulanması, mahalli bilirkişi ve tanıklardan dava konusu yerin öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile komşu parsel tutanakları ve dayanaklarının denetlenmesi, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir rapor düzenlettirilmesi, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın geçmişteki ve şimdiki niteliği, üzerindeki bitki örtüsü ve toprak yapısıyla ilgili ayrıntılı rapor alınması, dava konusu taşınmazın 17.06.1947 tarih, 1 08... .06.1948 tarih, 17 numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi; taşınmazın anılan tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığının saptanması halinde ise kayıt miktar fazlası yerlerin mübadil Rumlardan Hazineye yasalar uyarınca intikal eden yerlerden olup olmadığı ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olup olmadığı hususunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
03.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.