Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4667 K.2025/4769
1. Hukuk Dairesi 2024/4667 E. , 2025/4769 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/295 E., 2024/225 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...'in 10 62... parseldeki 3 nolu bağımsız bölümü davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiğini, ...'in de taşınmazı diğer davalı ...'e devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davaya konu bağımsız bölümün arsa payını 1995 yılında 300.000.000,00 ETL bedelle satın aldığını, satış bedelinin murise elden ödendiğini, ancak aralarındaki güven nedeniyle resmi olarak satın alma işlemini ileri tarihe bıraktıklarını, bağımsız bölümün tamamını kendisinin inşa ettirdiğini, daha sonra bedeli karşılığında diğer davalı ...'ye devrettiğini, temliklerde muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; taşınmazı emlakçı aracılığıyla 3.500.000.000,00 ETL bedelle satın aldığını, eşi ile birlikte yaklaşık 19 yıldır dava konusu taşınmazda ikamet ettiklerini, tapu siciline güvenerek işlem yapan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu belirtip davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE ve BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarih, 2017/650 Esas, 2019/374 Karar sayılı kararıyla; muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2022 tarihli ve 2019/2527 Esas, 2022/795 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.04.2023 tarih, 2022/5138 Esas, 2023/2252 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın 10 62... parseldeki dava dışı 1 ve 2 nolu meskenlerini de 20.03.2017 tarihinde davalı ...'e devrettiği sabit olup diğer yandan davalının mirasbırakan ile birlikte yaşadığı, sosyal ekonomik durumu dikkate alındığında taşınmazı satın alabilecek ekonomik durumunun olmadığı anlaşılmakla mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının olup-olmadığının, temlik tarihinde başkaca taşınmazının bulunup-bulunmadığının araştırılması, tarafların sosyal-ekonomik durumu gözetilerek mirasbırakanın temlikteki kastının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, temlikin muvazaalı olduğu kanaatine varılır ise son kayıt maliki olan davalı ...'nin ediniminin iyiniyetli olup-olmadığının, 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bozma kararında geçen 10 62... parseldeki 1 ve 2 nolu meskenlerin muris tarafından davalıya devredilmediği, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olmadığı, son kayıt malikinin de kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine; davacı vekilinin davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna ilişkin tavzih talebinin de 23.08.2024 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece davalı tarafça sunulan delillerin ve tanık beyanlarının dikkate alınıp değerlendirildiğini, davalı tanığı ...’in beyanı doğrultusunda taşınmazın arsa bedelinin ödendiğinin belirlendiğini, anılan davalının temlik tarihinde 4 yaşında olduğunu, beyanına itibar edilemeyeceğini, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamadığını, temlik tarihinde davalı ...’in taşınmaz satın alabilecek ekonomik gücü bulunmadığını, boşandığını, çocuğuna dahi murisin baktığını, ekonomik durumu iyi olmadığı için murisin yanına yerleştiğini, dava konusu bağımsız bölümün projesinin 1994 yılında yani davalının boşanmasından önce düzenlendiğini, dairenin muris tarafından yaptırıldığını, murisin kendisine mirasen kalan taşınmazları inşaat için sattığını, davacının ise İstanbul’da yaşadığını, devri çok sonra öğrendiğini, temlik tarihinde murisin mal satmaya veya bakıma ihtiyacı olmadığını, murisin davaya konu taşınmazı, arasının daha iyi olduğu, daha çok sevdiği, boşanmış ve çocuğu ile kendisine gelen kızını daha üstün tutmak, terekeden daha çok mal alması amacıyla davalı ...’e temlik ettiğini, tüm işlemlerin muristen alınan vekaletname ile yapıldığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu, murisin daha sonra pişman olduğu için 2001 yılında kendi oturduğu bağımsız bölümü davacıya vermek istediğini ancak devir yapmadan öldüğünü, davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris ...’in 03.10.2014 tarihinde öldüğü, geride çocukları olan davacı ve davalının mirasçı olarak kaldığı, murisin 19.02.1998 tarihinde eski eşi ... ...’yi vekil tayin ettiği, vekilin dava konusu taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü 03.03.1998 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, davalının da 15.05.1998 tarihinde taşınmazı diğer davalıya devrettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiş olup davacı tarafından, ilk işlem (03.03.1998) ve sonraki işlem (15.05.1998) yönünden muvazaalı devirler yapıldığı iddiasına dayanılmış, Mahkemece ilk işlem yönünden muris muvazaası iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İkinci işlem yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmasına da gerek kalmamıştır. O halde, tüm davalılar yönünden ret sebebi ortaktır.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki değerine (248.445,00 TL) göre davacının miras payına (1/2) isabet eden ve harcı tamamlanan değer (124.222,50 TL) üzerinden davacının sorumlu olduğu vekalet ücretinin hesaplanması ve AAÜT'nin 3/2. maddesi gereği ret sebebi ortak olan davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken; dava konusu taşınmazın tamamının değeri üzerinden ve her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2025 tarihli kararının 6. ve 7. bentleri hükümden tamamen çıkarılarak yerine 6. bent olarak "Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 19.875,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” cümlesi yazılmak suretiyle Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.