Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5036 K.2025/4299

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5036 📋 K. 2025/4299 📅 07.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/5036 E.  ,  2025/4299 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3073 E., 2023/1045 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/281 E., 2022/392 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılardan ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ve davacı ... vekili Avukat ... ile temyiz eden davalı vekili Avukat ..............geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davalının annesi olan dava dışı ........, dava dışı .........., davacı ... ve davacılar .......... ve .............in babası ...’in el birliği mülkiyeti hükümlerine göre malik oldukları 1 33... , 737, 126, 170, 1610, 1611 parsel, 1626, 1685, 2400, 2406, 2407, 2408, 2414, 2428, 2430, 2444, 213, 220, 222, 11 31... parsel sayılı taşınmazların, maliklerin ortak arzusu ile ortaklığın giderilmesi davasına konu edilip ilerde mirasçıların miras payları oranında adlarına tescil edileceği inancıyla davalı adına tescilinin sağlandığını ancak davalının taşınmazları iade etmekten kaçındığını, dava dışı ........... mirasçısı ... tarafından aynı taşınmazlar için aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan davada Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 Esas ve 2014/298 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın derecattan geçerek kesinleştiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adlarına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazlardan 1131 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu 2 77... ve 4 parsel ile 2 78... parsel sayılı taşınmazlara gittiğini belirterek bu taşınmazlar hakkındaki taleplerin geriye alındığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; inançlı işlem dayanağı olarak sunulan belgedeki imzayı kabul ettiğini, fakat belgenin içeriğini kabul etmediğini, imzanın metin kısmından çok aşağıda olduğunu ve belgenin sonradan doldurulduğunu, ayrıca belgede teknik ifadeler bulunduğunu, ortaklığın giderilmesi davası sonunda yapılan ihalede bedeli kendisi ile birlikte annesinin ödediğini, davacıların katkısının olmadığını, davacılardan ......... ve ...’in murisi ... tarafından aynı sebeple açılan davanın reddine karar verildiğini, ...’in inançlı işlemin dayanağı olarak gösterilen belgenin sonradan ortaya çıktığı iddiası ile yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebinin de reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Bilecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli 2018/450 Esas, 2020/88 Karar sayılı kararı ile; davacılar ile davalı arasında inanç sözleşmesi bulunduğu, davalının bu sözleşme gereği iade borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacılardan ...ve ...'in murisi ... tarafından aynı sebeplerle, aynı taşınmazlar hakkında, aynı davalıya yönelik aynı taleplerle açılan davanın Bilecik 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/379 Esas, 2011/268 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada inançlı işlem dayanağı olan yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı ve davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, davacılardan ...ve ...'in murisi ... tarafından, yazılı belgeyi sonradan bulduğunu belirterek aynı sebeplerle aynı taşınmazlar hakkında, aynı davalıya yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/976 Esas, 2012/67 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın yasal yollardan geçip geçmediğine dair belge-bilginin dosya arasında yer almadığı, davacılardan ...ve ...'in murisi olan ...'in inançlı işlem dayanağı olan yazılı belgeyi sonradan bulduğunu belirterek bir kez daha yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması üzerine Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu nedenle davacılar ...ve ...'in bu belgeye dayanarak açtıkları davada, HMK'nın 303/3. maddesinde yer alan kesin hükmün tarafların külli halefleri hakkında da geçerli olması durumunun gerçekleştiği, dolayısı ile davanın kesin hükmün varlığı sebebi ile reddine karar verilmesi gerekirken bu davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, dava konusu 1131 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının atiye terk (davayı geri alma) isteğine davalının karşı çıkmaması ve açıkça rıza göstermesi gerektiği, zımni muvafakatın davayı geri almak için yeterli olmadığı, davacının davasını geri almasına davalı rıza göstermemişse, davaya devam edilmesi ve talep hakkında esastan bir karar verilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacılar vekilinin 05.12.2019 tarihli duruşmada; dava dilekçesinde 1131 parsel olarak belirtilip imar nedeni ile 277/3, 277/4 ve 278/2 parsel numaralarını alan taşınmazlara yönelik davayı atiye bıraktıklarını beyan ettiği, davalı vekilinin o celse mazeretli olması nedeni ile bu beyana muvafakati olup olmadığı konusunda beyanının alınamadığı ve bu hususa ilişkin meşruhatlı davetiyle çıkartılmadığı gibi bir sonraki celse olan 20.02.2020 tarihli duruşmada davalı vekili hazır olmasına rağmen davanın geri alınmasına muvafakatleri olup olmadığı sorulmadan dosyanın karara bağlandığı, bu nedenle Mahkemece HMK’nın 123. maddesi uyarınca davalı tarafa, davacının dava konusu taşınmazlardan bir kısmı yönünden taleplerini atiye bırakma isteğine karşı muvafakatlerinin olup olmadığı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek dosyanın karara bağlanmasının yerinde olmadığı; kabule göre de, Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek iptal edilen tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmişse de, hangi veraset belgesine atıf yapıldığının belirtilmediği veya tapuya tescil edilecek olan pay durumunun hüküm fıkrasında açık bir şekilde belirtilmemesinin hükmün infazında karışıklığa ve tavzih-tashih talepleri veya yeni davaların açılmasına yol açabileceği, Mahkemece "davanın kabulüne" ibaresi kullanılmışsa da davacının bazı taşınmazlar için davasını geri alması nedeni ile kısmen kabul ibaresi kullanılması gerekirken, tam kabul kararı verildiği intibağını uyandıran ibarenin kullanılmasının yerinde olmadığı, ayrıca dava konusu tüm taşınmazların toplam değerinin bilirkişi heyeti tarafından 635.689,73 TL olarak gösterildiği, davacı tarafın atiye terk ettiğini bildirdiği 3 adet taşınmazın değerinin düşülmesinden sonra kabulüne karar verilen taşınmazların değerinin 606.696,71 TL olduğu, bu miktar üzerinden davacıların veraset belgesindeki paylarının dava değerini oluşturması gerekirken, 606.696,71 TL'nin tamamının dava değeri olarak kabul edilmesi ve yargılama giderlerinin de buna göre hesaplanmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılardan ...ve ...'in murisi ... tarafından aynı sebeplerle aynı taşınmazlar hakkında aynı davalıya yönelik açılan davanın Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/379 Esas, 2011/268 Karar sayılı dosyası ile yargılamasının yapılarak davanın reddine karar verildiği, inançlı işlem dayanağı olan yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı ve davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, davacılardan ...ve ...'in murisi ... tarafından yazılı belgeyi sonradan bulduğunu belirterek aynı sebeplerle aynı taşınmazlar hakkında aynı davalıya yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/976 Esas, 2012/67 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, davacılardan ...ve ...'in murisi olan ...'in bir kez daha yargılamanın iadesi talebinde bulunması üzerine Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, anılan kararların davacılar ...ve ... yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, davacıların dava konusu 2 27... ve 4 parseller ile 2 78... parsel sayılı taşınmazlar yönünden taleplerinden vazgeçtiklerini, bu taşınmazlardan 1131 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğu ve davalı adına kayıtlı olmadığı, diğer taşınmazların taraflar arasındaki inançlı işleme konu olmadığı, davacı ... yönünden ise davacı ... tarafından aynı taşınmazlar yönünden davalı ...’ye karşı açılan davada Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 Esas, 2014/298 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu dosyanın eldeki dava yönünden güçlü delil teşkil ettiği, her ne kadar davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulsa da eldeki davada zamanaşımı süresinin başlangıcının dava konusu taşınmazların davalı tarafından kendilerine verileceği ... ve inancının sona erdiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, davacıların ferağ umudunun yitirildiği tarihin ise ...’in Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde davalıya karşı 2010 yılında açtığı 2010/379 Esas sayılı davasının açılış tarihi olduğu, bu durumda zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacı tarafça iddianın ispat edildiği gerekçesiyle dava konusu 2 77... , 4 parsel sayılı taşınmazlar ile 2 78... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, davacılar ... ve ... yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine, davacı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/976 Esas, 2012/67 Karar sayılı kararının davacılar ...ve ... yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, davalının inançlı işlemin ispatı olarak sunulan belgedeki imzanın kendisine ait olduğu, fakat içeriğinin sonradan doldurulduğunu ileri sürmüşse de bu belgenin inançlı işlemin yazılı delili olduğu hususunun Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 Esas, 2014/298 Karar sayılı kararı ile davacı ... tarafından davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne karar verilerek kararın yasal yollardan geçerek kesinleştiği göz önüne alındığında sübuta erdiği, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ... ve ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin kesin hüküm kabul ettiği kararda, davacıların murisi ... tarafından sadece 1 adet taşınmaz yönünden talepte bulunulduğunu, oysa eldeki davada ise davacıların kesin hüküm kabul edilen davadaki taşınmazlardan farklı olarak 20 adet taşınmaz hakkında talepte bulunulduğunu, bu durumda talep sonuçları aynı olmadığı için ilk kararın eldeki dava yönünden kesin hüküm sayılamayacağını, dava konusu taşınmazların tamamının inançlı işlem gereği davalı ... adına tescil edildiğini, bu hususta ... tarafından inanç sözleşmesi imzalandığını, murisleri ... tarafından davalı ... hakkında inanç sözleşmesine dayalı olarak Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/379 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını ancak Mahkemece, taraflar arasında yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, karardan sonra ... tarafından davalı ... tarafından imzalanan inanç sözleşmesinin bulunduğunu ve Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğunu, ancak Mahkemece belgenin süresinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/23 Talimat sayılı dosyasında davalı tarafından inanç belgesinin kabul edildiği, buna rağmen Mahkemece davanın reddedilmesinin hatalı olduğu, dava dışı mirasçı ... tarafından davalı aleyhine aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan davanın kabulüne karar verildiğini, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmazların kök muris ...’e ait iken el birliği mülkiyeti şeklinde mirasçılarına intikal ettiğini ve bu şekilde davalı ...’ye devredildiğini, taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin tereke kapsamında olan taşınmazlar için tüm el birliği malikleri yönünden hüküm ifade etmesi gerektiğini, el birliği maliklerinden biri yönünden davanın kabul edilip, diğerleri yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki davacılar yönünden kesin hüküm kabul edilen Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi talebinin usul yönünden reddine karar verildiğini, bu durumda usul yönünden verilen ret kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılardan ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, davacıların inançlı işleme esas olarak sunmuş oldukları evrakın, davalının rızası hilafına, davacılarca sonradan da hile ile doldurulduğunu, davacıların dava konusu taşınmazların ihale ile alınmasında maddi katkı sağladıklarını ispat edemediklerini, İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca inanç sözleşmesinden doğan davalarda zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, zamanaşımının başlangıç tarihinin ise davacının ferağ umudunu yitirdiği tarih olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacıların Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 Esas sayılı dosyasındaki beyanlarından, taşınmazların kendilerine devredilmeyeceğini 2006 yılında davalı ile görüşmelerinde anladıklarını belirttikleri, bu durumda bu tarihten itibaren 10 yılılk zamanaşımının dolduğunu, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını,davanın ... yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1131 parsel (yeni 2 77... ve 2 parseller), 2577 parsel (yeni 1 98... ), 737 (yeni 2 41... ), 126 parsel (yeni 1 60... ), 170 parsel (yeni 2 07... ), 1610 parsel (yeni 1 90... ), 1611 parsel (yeni 1 90... ), 1626 parsel (yeni 1 90... ), 1685 parsel (yeni 1 77... ), 2400 parsel (yeni 1 98... ), 2406 parsel (yeni 1 98... ), 2407 parsel (yeni 1 98... ), 2408 parsel (yeni 1 98... ), 2414 parsel (yeni 1 98... ), 2428 parsel (yeni 2 04... ), 2430 parsel (yeni 2 04... ), 24444 parsel (yeni 2 04... ), 213 parsel (yeni 1 74... ), 220 parsel (yeni 1 74... ), 222 parsel (yeni 1 74... ) ve 1 33... parsel sayılı taşınmazların tarafların kök murisi ... adına kayıtlı iken, ...’in ölümü ile mirasçıları eşi ... ve çocukları ..., ..., ... ve ...ye intikal ettiği, Bilecik Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/162 Esas ve 1989 /16 Karar sayılı kararı ile taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği ve Bilecik Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/2 Satış dosyası üzerinden taşınmazların ...nin kızı olan davalı ...’ye ihale edildiği ve taşınmazların davalı ... adına tescil edildiği, davalının teyzesi ... tarafından, dava konusu taşınmazların ... mirasçılarına ait olduğu, ileride tüm mirasçıların miras payları oranında adlarına tescil edileceği inancıyla davalı adına tescilinin sağlandığı, ancak davalının taşınmazları iade etmekten kaçındığı ileri sürülerek miras payı oranında tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 Esas, 2014/298 Karar sayılı kararı ile iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacılardan ...ve ...'in murisi ... tarafından aynı sebeplerle sadece 1 33... parsel sayılı taşınmaz hakkında davalı ...’ye yönelik tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/379 Esas, 2011/268 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada inançlı işlem dayanağı olan yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ... tarafından, yazılı belgenin sonradan bulunduğu ileri sürülerek aynı hukuki sebeplerle yine sadece 1 33... parsel sayılı taşınmaz için davalı ...’ye karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, yapılan yargılama sonucunda Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/976 Esas, 2012/67 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, ... tarafından inançlı işlemin dayanağı olan yazılı belgenin sonradan bulunduğu belirtilerek bir kez daha yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, yargılama sırasında davacıların dava konusu 1131 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşan 2 77... , 2 77... ve 2 78... parsel sayılı taşınmazlar yönünden taleplerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri, bu taşınmazların 1131 parsel sayılı taşınmazdan imar uygulaması sonucu oluştuğu ve davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, dava konusu taşınmazların inançlı işlem gereği davalı ... adına tescilinin yapıldığı, aynı taşınmazlar yönünden aynı hukuki sebebe dayalı olarak dava dışı kayıt maliki ... tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu davanın eldeki dava yönünden de güçlü delil teşkil ettiği göz önüne alınarak davacı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davacılar ... ve ...’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İlk Derece Mahkemesince, davacıların murisi ... tarafından açılan dava sonucu Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararının eldeki davada davacılar yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davacılar ... ve ...için davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303. maddesinin birinci fıkrasında “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; “ Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın konularının, dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine, kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren mahkeme de dâhil) diğer bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda aynı dava sebebine dayanarak aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
Somut olayda; eldeki davada ... mirasçıları davacılar ...ve ... tarafından 1 33... , 737, 126, 170, 1610, 1611 parsel, 1626, 1685, 2400, 2406, 2407, 2408, 2414, 2428, 2430, 2444, 213, 220, 222, 11 31... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptal-tescil talebinde bulunulduğu, kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı dava dosyasında ise sadece 1 33... parsel sayılı taşınmaz için tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu kuşkusuzdur.
Bu durumda, her iki davanın konularının dava konusu 1 33... parsel sayılı taşınmaz dışında aynı olmadığı, eldeki davada, dava konusu 1 33... parsel sayılı taşınmaz dışında diğer taşınmazlar yönünden Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/54 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararının kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.
Hâl böyle olunca; davacılar ...ve ... yönünden dava konusu 1 33... parsel sayılı taşınmaz ile 2 27... ve 4 parsel, 2 78... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, diğer 1131 parsel (yeni 2 77... ve 2 parseller), 2577 parsel (yeni 1 98... ), 737 (yeni 2 41... ), 126 parsel (yeni 1 60... ), 170 parsel (yeni 2 07... ), 1610 parsel (yeni 1 90... ), 1611 parsel (yeni 1 90... ), 1626 parsel (yeni 1 90... ), 1685 parsel (yeni 1 77... ), 2400 parsel (yeni 1 98... ), 2406 parsel (yeni 1 98... ), 2407 parsel (yeni 1 98... ), 2408 parsel (yeni 1 98... ), 2414 parsel (yeni 1 98... ), 2428 parsel (yeni 2 04... ), 2430 parsel (yeni 2 04... ), 24444 parsel (yeni 2 04... ), 213 parsel (yeni 1 74... ), 220 parsel (yeni 1 74... ), 222 parsel (yeni 1 74... ) sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davacılar ... ve ... vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar ... ile ... ve temyiz edilen davacı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.