Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1638 K.2025/4295

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1638 📋 K. 2025/4295 📅 07.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1638 E.  ,  2025/4295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/210 E., 2024/95 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/239 E., 2022/588 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Av. ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalı vekili Av. ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan babaları ... ...............’nun zilyedinde bulunan 1 30... , 1 25... , 1 57... ve 1 52... parsel sayılı taşınmazları kadastro çalışmaları sırasında davalı oğlu adına tespit ve tescil ettirdiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, yapılan işlem ile davacıların saklı paylarının zedelendiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişler, aşamada dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili herhangi bir taleplerinin olmadığını belirtmişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazların öncesinin tapusuz olduğunu, zilyetliğin devri ile mülkiyetin geçtiğini ve muvazaaya konu olamayacağını, ölünceye kadar murise kendisinin baktığını, murisin mal kaçırma amacıyla değil, paylaştırma ve minnet duygusuyla hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1 52... parsel sayılı taşınmaz yönünden davacıların davadan vazgeçtikleri, 1 30... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazların evveliyatının tapusuz olup davalının kullanımında bulunduğu, bu taşınmazlar için muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, 1 25... parsel sayılı taşınmazın ise 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz olduğu, dava konusu taşınmazlar dışında murisin başka taşınmazlarının da bulunduğu, murisin mirastan mal kaçırma kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle 1 52... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına, 1 30... ,1 25... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 30... parsel, 1 57... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit gördüğü, kadastro tespiti işlemlerinin kesinleştiği ve tapuda davalı adına tescil edildiği, dava konusu 1 25... parsel sayılı taşınmazın ise 6292 sayılı Yasa gereği davalı tarafından satın alınıp adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazların hiçbir zaman muris adına tespit ve tescil edilmediği, bu nedenle mirasbırakan tarafından tapu sicil memuru önünde yapılan temliki bir işlem bulunmadığından 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında; 1 30... parsel ve 1 57... parsel sayılı taşınmazların muris tarafından davalıya satılması nedeniyle davalı adına tespit gördükleri, bu durumun gizli bağış niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, bu nedenle bu taşınmazların tenkis davasına konu olabileceği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tanık beyanları kapsamından; davacılar ile murisin arasının iyi olduğu, dava konusu taşınmazlar dışında murisin başka taşınmazlarının da bulunduğu ve bu taşınmazlarının kızlarına da miras kalmasını istediği için davalıya vermediği, murisin davacı kızlarından mal kaçırmasını gerektirir bir sebebin dosyaya yansımadığı, böylelikle murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiği iddiasının usulünce ispatlanamadığı sonucuna varıldığından, İlk Derece Mahkemesince davacının tenkis davasının reddinde ve yargılama sırasında geri alınan dava yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili duruşma istekli temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazların zilyetliğinin davalıya değil, murise ait olduğunu, ölene kadar taşınmazları murisin kullandığını, dava konusu taşınmazların kadastro çalışmalarında muris adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken muvazaalı olarak davalı adına tescil edildiğini, bu işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını, tüm tanıkların davalı ile murisin beraber yaşadığını, murisin dava konusu taşınmazları bedelsiz olarak davalıya devrettiğini beyan ettiklerini, Mahkemece tenkis talebinin değerlendirilmediğini, dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazın muristen geçmediğini, bu nedenle bu taşınmaz yönünden talebin geri alındığını, ancak bu parselle ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1930 doğumlu mirasbırakan .............. ’nun 10.02.2019 tarihinde ölümü üzerine, geriye mirasçı olarak asıl davada davacı kızları ... ve ... ile birleştirilen davada davacı kızı ............., asıl ve birleştirilen davada davalı oğlu .............ve dava dışı kızları ............ ve .....................nin kaldığı, dava konusu 1 30... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazların kadastro sonucunda senetsizden, ... ...........’nun zilyet ve tasarrufunda iken 1989 tarihinde oğlu ................’a satıp zilyetliğini devrettiği belirtilerek davalı ... adına tespit ve tescil edildiği, 1 57... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 1 57... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tescil edildiği, dava konusu 1 25... parsel sayılı taşınmazın kadastro sonucu Hazine adına tespit ve tescil edildiği, Hazine tarafından da taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereğince 14.07.2015 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 2.107,80 TL temyiz başvuru harcı ve 615,40 TL onama harcının temyiz eden asıl davada davacılardan, 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.