Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5048 K.2025/4293
1. Hukuk Dairesi 2023/5048 E. , 2025/4293 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/871 E., 2023/1209 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı, duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalı ...’in resmi nikah olmaksızın birlikte yaşadıklarını, her ikisinden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle resmi nikah yapamadıklarını, ancak bu sıkıntıların ortadan kalkmasına rağmen davalının resmi nikah yapmaktan kaçındığını, resmi nikah yapmak için davacının maliki olduğu 276 66... parsel sayılı taşınmazın kendisine devredilmesini şart koştuğunu, davacının başta bu durumu kabul etmediğini, ancak davalının baskıları sonucu ve evlenecekleri umudu ile dava konusu 276 66... parsel sayılı taşınmazını davalıya devrettiğini, davacının daha önce bir kaza geçirdiğini ve bu kazada beyin fonksiyonlarının ciddi hasar gördüğünü, temlik tarihinde davacının fiil ehliyetini haiz olmama ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının gerçek iradesinin taşınmazın yarı payını davalıya devretmek, evlilik gerçekleştiğinde ise devrettiği payı geri almak olduğunu, ancak davacının hata ile taşınmazın tamamını davalıya devrettiğini, davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, davacının fiil ehliyetine sahip olduğunu, temlikin iradi olduğunu, davalının 8-9 yıldır taşınmazda iyileştirmeler yaptığını, davacının kötü niyetli olup davalıyı oyaladığını ve evden kovduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında davalının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2020 tarihli 2017/1085 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafın verilen süre içerisinde eksik harcı ikmal etmediği, bu nedenle dosyanın işlemden kaldırıldığı, 3 aylık yenileme süresi içinde de harcın tamamlanarak davanın yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince; Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hak düşürücü sürelerin 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durmasına, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılmasına karar verildiği, salgının devam etmesi nedeni ile Cumhurbaşkanlığının 30.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Kararın Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararının 1/1 maddesi gereğince; durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı, buna göre, yargıda sürelerin kanunla durdurulması nedeniyle davacıya harcın tamamlanması için verilen üç aylık yenileme süresinin de durduğu, durma süresinin de 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı, ancak Mahkemece durma süresi içinde 17.04.2020 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca Mahkemece harcın davacı tarafça ikmaline dair ara kararında davacı tarafın yatırması gereken harç miktarının belirlenmediği, bu konuda davacı tarafa ödev yüklendiği, oysa Mahkemece keşfen bilirkişi heyetine tanzim ettirilen raporda taşınmazın harca esas değerlerinin tespit edildiği, bu durumda, bilirkişilerce belirlenen değere göre davacı tarafın dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterdiği ve harcını yatırdığı bedelin mahsubu ile bakiye miktar üzerinden ve bakiye miktarın ara kararda rakamsal olarak açık bir biçimde belirtilmesi suretiyle verilen kesin süre içerisinde yatırılmasının istenmesi ve yatırılmamasının sonuçlarının da ihtar edilmesi gerekirken, belirtilen nitelikte ihtar yapılmadan işlem yapılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporu ile temlik tarihinde davacının fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı, davacının kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın ehliyetsizlik, hile ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı, hile iddiasının ispatlanamadığı, davacının kendi muvazaasına da dayanamayacağı, ancak davanın reddine karar verilmesine rağmen davacı tarafça yatırılan harçtan peşin harcın mahsubundan sonra bakiye harcın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, Hazineye irat kaydına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen yönden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının evlilik vaadi ile kandırıldığını ve dava konusu taşınmazın elinden alındığını, davalının baskıları sonucu, evlenecekleri umudu ile taşınmazı devrettiğini, taşınmazda malik olmadığının dahi farkında olmadığını, bu durumu farketmesi üzerine davalının taşınmazın yarı payını davacıya iade ettiğini, Adli Tıp Kurumu raporunun denetime elverişli olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, davacının yıllar önce Fransa’da bir kaza geçirdiğini, bu kazada beyin fonksiyonlarında önemli ölçüde azalmalar olduğunu, bu kazadan kısa bir süre sonra dava konusu temliki yaptığını, bu temlikte de davacının fiil ehliyetinin olmadığının açık olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; ehliyetsizlik, hile ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 143 parsel sayılı taşınmazdaki 25000/115750 payının tamamını 01.09.2006 tarihinde davalı ...’ye satış suretiyle devrettiği, ...’in de 24.03.2010 tarihinde temlik aldığı payın yarısını davacıya devrettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde taşınmazın 276 66... parsel numarasını aldığı; Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının 01.09.2006 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı, yargılama aşamasında davalı ...’in ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Davalı taraf duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.