Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5736 K.2025/4309
1. Hukuk Dairesi 2023/5736 E. , 2025/4309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1354 E., 2023/1715 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/262 E., 2022/585 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl davada davalı ... ile birleştirilen davada davalı ... vekilleri Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili; muris ...'nun 77 59... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 6, 7, 8, 9, 10... nolu bağımsız bölümler ile 78 85... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3 ve 18 nolu bağımsız bölümlerin çıplak mülkiyetini davalı ...'a satış göstererek temlik ettiği ve aynı işlem ile kardeşi ... lehine intifa hakkı tesis ettiğini, devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürek tapu kayıtlarının iptaline, intifa hakkının terkinine, miras payları oranında adlarına tescile karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada aynı sebeple davalı ...’e devredilen 18 97... parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; taşınmazların satın alındığını, alım güçleri bulunduğunu, murisin taşınmazlarının bir kısmını da başka kişilere sattığını, derneklere bağışta bulunduğunu, üniversiteye derslik yaptırdığını, öğrencilere burs verdiğini, ölümü ile başka taşınmazları da kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.02.20 21... /403 E., 2021/61 K. sayılı kararı ile devirlerin mal kaçırma amacıyla yapılmadığı, bedel karşılığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli 2021/944 E., 2021/1982 K. sayılı kararı ile; intifa hakkına ilişkin kayıt malikinin davaya dahil edilmesi, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı gerekçe ve hüküm tesis edilmesi, ayrı harç alınması, karar başlığının ayrı hazırlanması, murisin temlik tarihi itibariyle mal varlığının tespiti ile denkleştirme amacı olup olmadığının, devrin makul oranda kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle karar kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davada murisin asıl irade ve amacının satış olduğu, davalıların alım gücünün bulunduğu, murisin davaya konu edilen taşınmazlardan başka 3. kişilere sağlığında sattığı başkaca taşınmazların da bulunduğu, ayrıca yine bunlardan başka murisin vefatından sonra mirasçılarına intikal eden taşınmazlarının da olduğu, eğer murisin davaya konu taşınmazların temlikinde mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla hareket etmiş olsaydı başkaca diğer taşınmazlarını da devredebileceği, murisin el yazısı ile yazdığı ve bedelin ödendiğine dair kayıtlar görülmekle işlemde muvazaa bulunmadığı, semenin her zaman para olmadığı, bakımın da karşılık olabileceği, ayrıca taraflar arasındaki yakınlık da nazara alındığında murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunduğu, taşınmazların temlik tarihindeki değerleri ile murisin dava dışı taşınmazlarının değerlerinin karşılaştırılmasında ve tüm mamelekine oranına bakılmasında dava konusu temlikin makul karşılanabilecek sınırda olduğu, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki farkın tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, asıl davada intifa hakkının terkin talebi hakkında hak sahibinin ölümü ile ortadan kalktığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada davalının taşınmazları satın aldığının kabul edildiği ancak bedelin ödendiğine ilişkin delil olmadığını, çıplak mülkiyet devredildiğinden bağış iradesinin açık olduğunu, murisin taşınmazları kullanmaya devam ettiğini, davalıların muristen bakım için para aldığını ancak bakmadığını, satış bedeli ile gerçek bedel arasında fahiş fark olduğunu, el yazılı belgelerin murise ait olup olmadığının belli olmadığını, olsa bile muvazaalı işlemin tarafı olduğundan esas alınmayacağını, soyut nitelikteki zabıta araştırmalarının esas alındığını, davalıların alım gücü olmadığını, kalan taşınmazlar ile devredilen taşınmazlar arasında makul oran bulunmadığını, birleştirilen dava yönünden murisin iradesinin satış olduğu belirtildiği halde minnet duygusu ile yapıldığının kabul edildiğini, asıl davada miras payı üzerinden vekalet ücreti alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile asıl davada intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1925 doğumlu ...’nun 07.02.2016 tarihinde ölümü ile geride amca ve hala çocukları-torunları davacılar ile dahili davalıların mirasçı olarak kaldığı, murisin kardeşi ...’nin de 20.04.2019 tarihinde ölümü ile aynı mirasçıların mirasçısı olduğu; murisin, maliki olduğu asıl davaya konu 77 59... parsel sayılı taşınmazda bulunan 6, 7, 8, 9, 10... nolu büro nitelikli taşınmazların çıplak mülkiyetini davalı ...’a, intifa hakkının 1/2 payını saklı tutarak 1/2 payını kız kardeşi ...’a, 78 85... parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu dükkanın 1/24 payı ile 18 nolu meskenin tamamını davalı ...’a 02.05.2012 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, birleştirilen davaya konu 18 97... parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu dubleks mesken nitelikli taşınmazın ise 20.09.2012 tarihinde ...’in kardeşi davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
HMK'nın ek 1. maddesinin (1.) fıkrasında:" 200, 201, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başında geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmü düzenlenmiştir.
Bununla birlikte; 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında, tarafların kendi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur. Ayrıca, davalar birleştirilse de bağımsız dava olma özelliklerini korumaktadırlar.
Birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Somut olayda, birleştirilen dava konusu 18 97... parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 600.000,00 TL olup davacıların her birinin miras payına(... 4/48, diğer davacılar 3/48) 50.000,00 TL ve 37.400,00 TL isabet etmekle, anılan değerlerin dava tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Eldeki davada, asıl dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 972.416,66 TL olup davacıların toplam miras payına (34/48) isabet eden 688.795,14 TL bedel üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken neye göre hesaplandığı tespit edilemeyen fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, asıl davada tek davalı bulunmasına rağmen “davalılar” şeklinde belirtilmesinin yerinde olmadığı da açıktır.
Ne var ki, değinilen hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,
Asıl davada davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmının I-6 bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalı ... davada kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 93.767,46 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde birleştirilen davanın davacıları ile asıl davanın davacılarına iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca asıl davada temyiz eden davacılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...’tan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen birleştirilen davada davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.