Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4444 K.2025/3854
1. Hukuk Dairesi 2024/4444 E. , 2025/3854 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2172 E., 2024/1909 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/115 E., 2023/553 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin çevresinde saf diye bilinen ve tüm insanların doğru olduğuna inanan biri olduğunu, müvekkiline ait dava konusu taşınmazı ele geçirmek isteyen davalının, sahibi olduğu şirkete müvekkilini işçi olarak aldığını, davalının sahibi olduğu şirket lehine ipotek tesis ettirmek için müvekkilini kandırdığını, taşınmaza intifa hakkı tesis ettirildiğini, parayı alan davalının müvekkiline bir ödeme yapmadığını, davalının dava konusu taşınmazı elde etmek için 19.07.2012 tarihli sözleşmeyi hazırladığını, müvekkilinin sözleşmeyi imzalamak istemediğini, davalının müvekkilinin oğluna lüks araba vereceğini söyleyerek onu tembihlediğini, oğlunun müvekkilini sözleşmeyi imzalaması için ikna ettiğini, davalının aracın devrini müvekkilinin oğluna verdiğini, ayrıca nakit 500.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının müvekkiline dava tarihine kadar çek, nakit ve araç olmak üzere toplam 1.016.337,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya satmış olduğu tapudaki hissesinin bedelinin yaklaşık 4.000.000,00 TL olduğunu, taşınmazın davalı tarafından müvekkilinin kandırılarak satın alındığını, davadaki hukuksal dayanaklarının hile olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmazsa taşınmazın gerçek rayiç değerinin tespiti ile ödenmeyen fark bedellerinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada davacının ölümü üzerine yargılamayı mirasçıları devam ettirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ve müvekkilinin 71 85... parsel sayılı taşınmazı davacının babasından birlikte satın aldıklarını, taşınmazın orman sınırında kaldığı iddiası ile dava açıldığını, taşınmazın 5 ve 6 olmak üzere iki parsele ayrıldığını, 6 parsel sayılı taşınmazın davacı ile müvekkili adına tescil edildiğini, 5 parsel sayılı taşınmazın ise orman olarak tescil edildiğini, 2B Yasası olarak bilinin 6292 sayılı Kanun uyarınca 5 parselin Hazine adına tescil edildiğini, bu Yasa kapsamında taşınmazı bedelsiz almaları hakkının ortaya çıktığını, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazı petrol istasyonu olarak kiralamak için inşaat yaptıklarını ve müvekkilinin sahibi olduğu petrol şirketine kiralandığını, taraflar arasında 13.08.2012 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme gereğince davacıya toplam 1.311.000,00 TL ödeme yaptığını, sözleşmedeki devirler yapılınca müvekkilinin tüm bedeli ödemeye hazır olduğunu, satışın piyasa rayicine göre yapıldığını, hileli işlem olmadığını, hile iddiasının zamanın geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli ve 2013/426 Esas, 2017/150 Karar sayılı kararı ile; hile iddiasının ispatlanamadığı ve bedel farkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli ve 2017/1532 Esas, 2018/167 Karar sayılı kararı ile; hile iddiasının ispatlanamadığı ancak dava dilekçesinde ehliyetsizlikten de bahsedildiği ve bu hususta bir araştırma yapılmadığı, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu hususun yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilmesi gerektiği için istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2018/85 Esas, 2022/140 Karar sayılı kararı ile; davacının sözleşme ve temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun ATK raporu ile sabit olduğu, önceki karar içeriğinin istinaf kararı ile kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli ve 2022/1261 Esas, 2023/215 Karar sayılı kararı ile; davacı 26.11.2022 tarihinde öldüğü için taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle işin esası incelenmesizin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf teşkilinin sağlandığı ve davacının fiil ehliyetini haiz olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın ehliyetsizlik, hile ve gabin nedenlerine dayalı olduğu, davacının fiil ehliyetini haiz olduğunun ATK raporu ile tespit edildiği, davalının hileli hareketler ile taşınmazı aldığının ispat edilemediği, sözleşme serbestisi kapsamında devirler ve ödemeler yapıldığı, ifa yerine edim amacıyla araç teslimi yapıldığı, gabin iddiasının da ispatlanamadığı, bedel farkı için alacak talebi yönünden ise dayanak hukuki sebepler ispatlanamadığı için dinlenilme imkanı olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkillerinin murisini kandırarak tam ortağı ve yöneticisi olduğu şirkete dava konusu taşınmazı kiraya verdirttiğini, kira ödemesi de yapılmadığını, istinaf sebeplerinin değerlendirilmediğini, murisin kendi başına karar alabilecek durumda olmadığını, davalının murisi denetim ve gözetim altında tutabilmek için sahibi olduğu şirkette işçi olarak çalışır gösterdiğini, ödediği SGK primlerini haricen yapılan 19.07.20 12... .08.2012 satış sözleşmelerindeki borcundan düştüğünü, şirketine ortak edeceğine dair sürekli vaatlerde bulunduğunu, murise bir bedel ödenmediğini, bunun araştırılmadığını, murisin kandırıldığını, Sağlık Bakanlığı ......Devlet Hastanesi Başhekimliğinin Psikiyatri Bölümünde 05.04.2011 tarihli rapor ile murise bipolar duyulanım bozukluğu teşhisi konulduğunu, anılan teşhisin aslında daha evvel konulduğunu ancak elde kalan raporun bu olduğunu, bu hastalığın temyiz kudretini etkilediğini, ATK’dan yeni rapor alınması gerektiğini, dava konusu devrin ve sözleşmelerin murisin eşinden habersiz yapıldığını, murisin araba meraklısı çocuğunun davalı tarafından ikna edilerek devir için baskı aracı olarak kullanıldığını, değer tespitinin hatalı olduğunu, şirket kayıtlarının incelenmediğini, taşınmaz üzerindeki yapıların hesaba katılmadığını, dosya kapsamında davacıya ödenen miktarın 1.310.000,00 TL olduğunu, hatalı rapora göre dahi bedeller arasında ciddi fark olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik, hile ve gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa alacak istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden, davacı ...’in kayden maliki olduğu 71 85... parsel sayılı taşınmazın ½ payını 25.07.2012 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulunun 08.11.2021 tarihli raporu ile ...’in 19.07.20 12... .07.2012 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, davacının aşamada 26.11.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi .. ile çocukları .., .., .. ve .. ...’in kaldıkları görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.