Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3855 K.2025/3853
1. Hukuk Dairesi 2025/3855 E. , 2025/3853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/202 E., 2025/57 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve fer’i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; .. ili, ... ilçesi, .. köyünde 2008 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 1 22... parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tespit ve tescil edildiğini ancak davacıların kullandığı kısmın yüz ölçümünün eksik ölçüldüğünü, eksik ölçülen kısmın tespit harici bırakılan alanda kaldığını, taşınmazın kadimden beri meyve bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürüp kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu bölümün davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.01.2015 tarih ve 2011/204 Esas, 2015/46 Karar sayılı kararıyla makul sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 29.01.2015 tarihli kararının davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli ve 2015/16799 Esas, 2016/7374 Karar sayılı kararı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılacak davaların belirli süre içinde açılmasını öngören bir hüküm bulunmadığı, ayni hakların, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebileceği, bu sebeple Mahkemece toplanmış ya da toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 11.06.2021 tarihli ve 2018/26 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararıyla; fen bilirkişi raporunun eki krokide (A1) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne; aynı krokide (A2) harfi ile gösterilen kalan kısım yönünden ise zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacılar lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 11.06.2021 tarihli kararının davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 23.01.2024 tarihli ve 2021/10800 Esas, 2024/570 Karar sayılı kararı ile; (A2) ibaresi ile gösterilen kısım yönünden verilen kararın yerinde olduğu, (A1) ibaresi ile gösterilen kısım yönünden ise davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından Mahkemece varılan sonuç doğru ise de çekişmeli bölümün sınırında bulunan ve davacıların malik olduğu 1 22... parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında hükmen kamulaştırılıp ifraz görerek 1 22... ve 35 parsel numarasını aldığı, bunlardan 1 22... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile davacılar adına, 1 22... parsel sayılı taşınmazın ise ... Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında Hazine adına kayıtlandığı, yine dosya içerisindeki bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları ve fotoğraflardan çekişmeli bölümün fiilen yol olduğu ve bu yolun kadastro tespitinden sonra açıldığı anlaşılmasına rağmen kamulaştırma evrakları getirilmeden karar verildiği, öncelikle HES projesi kapsamında yapılan kamulaştırma evrakları ve haritası ilgili yerlerden getirtilerek fen bilirkişisinden kamulaştırma haritası zemine uygulanmak suretiyle kamulaştırılan kısımlar Mahkeme ve Yargıtay denetimine açık şekilde belirlenip krokide işaretlenmek suretiyle keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli, davaya konu taşınmaz bölümünün kamulaştırma alanının içerisinde kalıp kalmadığı üzerinde durulmalı, çekişmeli taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün kamulaştırılan alan içinde kaldığının tespiti halinde tescil kararı yerine mülkiyetin tespitine yönelik karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar A1 ibaresi ile gösterilen 1.180,41 m²'lik kısım kamulaştırma sahası içerisinde kalmakta ise de anılan yerin kamulaştırılmadığı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün parsel sorgu sayfasından yapılan kontrolde taşınmazın sular altında kalmadığı ve yol olarak kullanıldığı gerekçesiyle A1 ibaresi ile gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne, A2 ibaresi ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda (A2) kısmı ile ilgili tespitleri kabul etmediklerini, (A1) ve (A2) olarak ayrılmadan her iki kısmı da (A) olarak gösterilen raporlarda taşınmazın müvekkillerinin maliki olduğu 1 22... parsel sayılı taşınmaz ile bir bütünlük oluşturduğunun tespit edildiğini, zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu ileri sürerek kararın bu kısım yönünden bozulmasını istemiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; (A1) ile gösterilen kısmın kamulaştırma planı kapsamında kaldığını, fen bilirkişisi raporunda ve Mahkeme kabulünde de bu durumun belirtildiğini, bilirkişi raporunun soyut olduğunu, dere vasfını haiz taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, raporun hüküm kurmaya elverişli olması gerektiğini ileri sürerek kararın bu kısım yönünden bozulmasını istemiştir.
Fer’i müdahil, katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kabulüne karar verilen kısmın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, taşınmazın kamulaştırma planında olmasına rağmen kamulaştırılmamasının taşınmazın Devletin tasarrufu altında olmasından kaynaklandığını, taşınmazın fiilen yol olarak kullanıldığını, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını, davacıların taşınmazı zilyetliklerinde bulundurmadığını, davacıların iddiasının aksine taşınmazda meyve bahçesi bulunmadığını ileri sürerek kararın bu kısım yönünden bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve fer’i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Davacılardan harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı 1.330,20 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcının temyiz eden fer’i müdahilden alınmasına,
Dosyanın Sarıkamış 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.