Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3831 K.2025/3896
1. Hukuk Dairesi 2025/3831 E. , 2025/3896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/672 E., 2016/31 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.01.2016 tarihli ve 2010/672 Esas, 2016/31 Karar hükmün bozulmasına ilişkin olan Dairenin 11.09.2024 tarihli ve 2024/2938 Esas, 2024/4773 Karar sayılı kararının düzeltilmesi, süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar .. oğulları ..., ..., ... ve ... vekili 15.12.2003 tarihli dava dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazları Nisan 1966 tarihli tapu senedi ile malik olduklarını, önceki malik adına oluşan tapu kaydının hükmen oluştuğunu ve bu miktarın 26.5 58... olduğunu ancak 1972 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tapunun 3 dönüm eksik tespit edildiğini, tapunun uygulandığı ... ili ... ilçesi ... köyü 1 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 2 sayılı parselin ise ..., ... ve ... adına tespit ve tescil edildiğini, eksik tespit edilen 3 dönümlük kısmın tescil harici bırakıldığını ileri sürerek davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava açma süresinin geçtiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Köy Muhtarı yargılama sırasında, dava konusu yerin ... köyüne ait olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.2009 tarihli ve 2004/90 Esas, 2009/288 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olduğu, bu nedenle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle davanın davalı Hazine ve Köy yönünden esastan reddine, dahili davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece, dava dayanağı tapu kaydı ve krokisinin usulüne uygun uygulanması gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro çalışmaları sonucu 1 numaralı parselin davacı ... .... adına, 2 numaralı parselin davacı ... .... adına tespit ve tescil edildiği, 189 parselin mera niteliği ile Hazine adına kayıtlandığı, daha sonra ... Tapulama Mahkemesinin 1979/31 Esas ve 1984/159 Karar sayılı kararı ile tapulama harici bırakıldığı, kararın 10.12.1984 tarihinde kesinleştiği, davaya dayanak olan tapu kaydı ve krokisinin Mahkeme heyetince keşif yapılarak zemine uygulandığı, taşınmazın tapu kaydı sınırlarına uyduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3 nolu parselde (B1) harfi ile gösterilen 5.045, 18... 'lik alan ile 189 parselde (C1) harfi ile gösterilen 3.268, 78... 'lik alan ve (C2) harfi ile gösterilen 141, 87... 'lik alanın tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili, dahili davalı ... ve dahili davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece; davacı dayanağı tapu kaydının sınırlarının değişebilir olarak kabul edilmesi gerektiğinden miktarı itibarı ile geçerli olacağı böylece davacıların dayanak tapu kaydının miktarı 26.5 58... olup kadastroda 1 ve 2 nolu parsellere toplam 23.8 50... olarak revizyon gördüğünden davacılar artık bu tapu kaydına dayanarak en fazla 2.7 08... yer alabilecekken Mahkemece bu miktarın üstünde, fen bilirkişi raporunda 189 parselde (C1) + (C2) olarak gösterilen toplam 3.409, 65... yer verilmiş olmasının isabetsiz olduğu; davacı taraf dava açarken sadece hükmen tespit harici bırakılan 189 parsel hakkında dava açmasına rağmen Mahkemece 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin de dahili davalı olarak davaya eklenerek yargılamaya devam edildiği, bozma ilamından önce verilen ilk kararda 4 nolu parsel maliki dahili davalılar hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği ve bu kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olması nedeni ile kesinleştiği anlaşıldığından dahili davalıların temyiz isteminin reddine; davacı tarafın sonradan davaya dahil edilen 3 nolu parsel hakkındaki talebi, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup Hazine adına tarla vasfı ile kayıtlı 3 nolu parselin kadastro tutanağının kesinleşerek tapuya tescil edildiği 11.07.1972 tarih ile davanın açıldığı 27.02.2004 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçmiş olduğuna göre Mahkemece bu parsel hakkında açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesinin hatalı olduğu belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacılar vekili karar düzeltme talepli dilekçesinde; dayanak tapu kaydındaki yüz ölçümü ile fen bilirkişi raporundaki miktar farkının zamanın teknolojik yöntem ve hesaplamalardan kaynaklandığını, davanın kabulünün doğru olduğunu ileri sürerek Dairenin bozma kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Kadastro sonucu, ... ... .... Köyü çalışma alanında bulunan 1 parsel sayılı 8.750 metrekare yüz ölçümündeki bağ nitelikli taşınmaz, aynı yer 2 parsel sayılı taşınmazla bütün olduğu belirtilerek 05.04.1966 tarihli tapu senedi uyarınca ... oğlu ... adına tespit ve 11.07.1972 tarihinde tescil edilmiştir. Eldeki davanın açıldığı 15.12.2003 tarihinden sonra dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazın ... İcra Müdürlüğü'nün yapmış olduğu ihale sonucu ... oğlu ... ... adına tescil edildiği; yargılama sırasında 03.06.2013 tarihinde ... oğlu ... ... taşınmazdaki 1/3 payını ... oğlu ... ve 1/3 payını ... oğlu ...'e devrettiği; Kadastro Kanunu'nun 22a çalışmaları sonucu (09.03.2022 tarihli değişiklik) taşınmazın 1 08... parsel numarasını aldığı, yüz ölçümünün 10.322, 44... ve hâlâ 1/3'er paylarla ... oğlu ... ..., ... oğlu ... ve ... oğlu ... adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
2. Kadastro sonucu, ... Merkez ... Köyü çalışma alanında bulunan 2 parsel sayılı 15.100 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, aynı yer 1 parsel sayılı taşınmazla bütün olduğu belirtilerek 05.04.1966 tarihli tapu senedi uyarınca ... oğulları ..., ... ve ... adına 1/3'er paylarla tescil edilmiştir. Eldeki davanın açıldığı 15.12.2003 tarihinden önce dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... .... 29.08.2003 tarihinde satış suretiyle devrediliği; Kadastro Kanunu'nun 22a çalışmaları sonucu (09.03.2022 tarihli değişiklik) taşınmazın 1 08... parsel numarasını aldığı, yüz ölçümünün 13.010, 86...
m2 ve hala .. oğlu ... ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
3. .. İli ... İlçesi ... Mahallesinde 1972 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 189 parsel sayılı 62.6 00... yüz ölçümlü taşınmaz önce mera olarak tespit edilmiş, daha sonra komisyon kararı ile Hazine adına taşlık arazi vasfı ile tespit edilmiştir. Tapulama Mahkemesinde ... ... tarafından tespite itiraz davası açılmış, 15.03.1978 tarih ve 1972/1026 Esas, 1978/ 21 Karar sayılı karar sonucu 189 parsel sayılı taşınmazın tapulama tespitinin iptaline, taşınmazın 766 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi gereğince tapulama harici bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin 28.12.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Kadastro Kanunu'nun Ek-1. maddesi gereğince cins ve yüz ölçüm değişikliği yapılarak 189 parsel sayılı taşınmaz 1 08... parsel numarasını alarak 64.466, 80... yüz ölçümlü olarak kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
4. Davacılar ... oğulları ..., ..., ... ve ... 05.04.1966 tarihli tapu senedi uyarınca 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların 26.5 58... olması gerekirken kadastro çalışmaları sonucu eksik tescil edildiği iddiasıyla 3 dönümlük tescil harici kısmın adlarına tescili istemiyle dava açmıştır.
5. Mahkemece davaya dayanak olan tapu kaydı ve krokisinin zemine uygulanması sonucu davanın kabulüne, 3 nolu parsel sayılı taşınmazda (B1) harfi ile gösterilen 5.045, 18... 'lik alan ile 189 parsel sayılı taşınmazda (C1) harfi ile gösterilen 3.268, 78... 'lik alan ve (C2) harfi ile gösterilen 141, 87... 'lik alanın tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
6. Davacıların kendilerine ait olduğunu iddia ettiği 2 parsel (yeni 1 08... parsel) sayılı taşınmazın dava açılmadan önce ... oğlu ... ..... satış suretiyle devredildiği, 2 parsel sayılı taşınmazın eksik ölçüldüğünden bahisle dava açıldığı halde taşınmazın davacılar adına kayıtlı olmadığı görülmüştür.
7. Aktif dava ehliyeti dava şartlarından olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Davacıların aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı belirlenmeden işin esasına girilemez.
8. Hal böyle olunca, davacıların kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri 1 ve 2 parsel (yeni 1 08... ve 11 parsel) sayılı taşınmaz yönünden aktif husumetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verilmesi hatalıdır.
9. Diğer yandan davacıların kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve fen bilirkişi raporunda (C1) ve (C2) harfleriyle gösterilen kısmın 189 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunduğu, bu taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bilindiği üzere, meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine aittir. Bu nedenle, mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmazlar hakkında açılan davalarda husumetin, Hazine'nin yanında ilgili Köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunludur.
10. Somut olayda, Hazine davada taraf olarak yer almakta ise de, ... Belediye Başkanlığı'nın ve karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada taraf olması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
11. Bilindiği üzere taraf teşkili dava şartı olup, bu şart sağlanmadan işin esasına girilerek karar verilemez.
12. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Mahkemece öncelikle davacı tarafa, ... Belediye Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na da davasını yöneltmek için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde ... Belediye Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan savunma ve delilleri sorulmalıdır.
13. Dairenin karar düzeltme talebine konu 11.09.2024 tarihli ve 2024/2938 Esas, 2024/4773 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere hükmüne uyulan bozma ilamında, tapu kaydı ve krokisinin yerine uygulanması, bir harita ve krokisi yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa, tapu kaydındaki her sınırın keşif yapılarak yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorularak tespit edilmesi, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi gerektiği belirtilmiş; Mahkemece tapu kaydının krokisi getirtilmiş ancak krokinin fenni sıhhate haiz olmaması nedeniyle tapu kaydının sınırları mahalli bilirkişilere sorulup belirlenmiş, tapu kaydının doğusunda okunan patika yolun eskiden kullanıldığı, şimdi ise kullanılmadığının beyan edilmesi ve tapu kaydının doğu, kuzey ve güney hudutları yol okuması karşısında artık bu tapu kaydının sınırlarının değişebilir olarak kabul edilmesi gerektiğinden miktarı itibarı ile geçerli olacağı anlaşılmıştır. Davacıların dayanak tapu kaydının miktarı 26.5 58... olup kadastroda 1 ve 2 numaralı parsellere toplam 23.8 50... (8.750 + 15.100) olarak revizyon görmüşse de Kadastro Kanunu'nun 22a maddesi uyarınca her iki taşınmazın da yüz ölçümünün değiştiği her iki taşınmazın toplam yüz ölçümünün 23.333, 30... (10.322,44 + 13.010,86) olduğu, diğer yandan Kadastro Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda dava konusu 2 parsel sayılı (yeni 1 08... parsel) taşınmazın kadastro tutanağının Kadastro Mahkemesi'ne gönderildiği belirtildiğinden, Kadastro Mahkemesindeki davanın sorularak dava konusunun ve sebebinin öğrenilmesi ve cevabına göre karar verilmelidir.
14. Öte yandan, usul hukukumuzda davaya dahil (dahili davalı-dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceği genel usul kuralıdır. Bir başka anlatımla zorunlu dava arkadaşlığı hariç, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesi olanağı bulunmadığı gibi, davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulması mümkün değildir.
15. Eldeki davada; davacı taraf dava açarken sadece hükmen tespit harici bırakılan 189 parsel hakkında dava açmasına rağmen Mahkemece 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin de dahili davalı olarak davaya eklenerek yargılamaya devam edilmesi hatalıdır. Ayrıca bozma ilamından önce verilen ilk kararda 4 numaralı parsel maliki dahili davalılar hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği ve bu kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olması nedeni ile kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine davacı tarafın sonradan davaya dahil edilen 3 numaralı parsel hakkındaki talebi, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup Hazine adına tarla vasfı ile kayıtlı 3 numaralı parselin kadastro tutanağının kesinleşerek tapuya tescil edildiği 11.07.1972 tarih ile davanın açıldığı 27.02.2004 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek kabul kararı verilmesi de isabetsizdir.
16. Diğer yandan davacılar ... oğulları ..., ....ve ..., kendilerine ait 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmalarında eksik tespit edildiğinden bahisle dava açtığı, davacıların kendisine ait olduğunu belirttiği 1 parsel (yeni 1 08... parsel) sayılı taşınmazın 1/3'er pay sahipleri ... oğulları ... ve ... davacılardan ...'ün ölümüyle yasal mirasçı olmaları nedeniyle davaya dahil edildiği görülmüşse de, 1/3 pay sahibi ... oğlu ... ... davaya dahil edilmediği, dava açıldıktan sonra taşınmaz malikinin değiştiği anlaşıldığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/2 hükmünün uygulanması gerektiği değerlendirilmeden karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı HUMK'un 440 maddesi uyarınca kabulü ile Dairenin 11.09.2024 tarihli ve 2024/2938 Esas, 2024/4773 Karar sayılı bozma ilamına ilaveten hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.