Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3949 K.2025/3857

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3949 📋 K. 2025/3857 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3949 E.  ,  2025/3857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1411 E., 2023/1671 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/246 E., 2022/203 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... ve ... vekili ile davalı ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu 11 75... parsel sayılı taşınmazın 700/8860 payının maliki olduğunu, 400/8860 payını davalı ...’e 1988 yılında sattığını ancak taşınmaz o tarihte tarla vasfında olduğundan paylı devir yapamadığını, bu nedenle ileride devredilme imkanı çıkınca taşınmazın devredilmeyen 300/8860 payının kendisine devri konusunda davalı ile sözleşme yaptıklarını, davalı Almanya’da yaşadığı için uzun süre ona ulaşamadığını, 2013 yılında Tapu Müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın 1994 yılında imar uygulamasına tabi tutulduğunu öğrendiğini, davacıdan payını devretmesini istemesine rağmen onun bunu kabul etmediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı mezkur taşınmazın tapu kaydının iptali ile sözleşmede kararlaştırılan paylar oranında tesciline karar verilmesini istemiş; aşamada davacı vekili taşınmazların el değiştirdiğini, davalarını yeni maliklere yönelttiklerini bildirmiş, 03.03.2021 tarihli dilekçesi ile 23 05... parsel sayılı taşınmaz yönünden HMK’nın 125. maddesi uyarınca davalarını tazminata dönüştürdüklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... süresinde davaya cevap vermemiş; aşamada, eldeki davanın 27 yıl sonra açıldığını, davacı tarafından sunulan belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, dava konusu taşınmazın olduğu bölgede değer artışlarının olması nedeniyle kötü niyetli olarak davanın açıldığını, taşınmazın birçok işlemden geçtiğini ve 86... olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ...; davacının dayanağı sözleşmenin 1988 tarihli olduğunu, imarın 1994 yılında geçtiğini davacının dahi belirttiğini, zamanaşımının geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; zamanaşımının geçtiğini, taşınmazın uzun süre önce devredildiğini, davanın reddi gerektiğini, 23 04... parsel sayılı taşınmazın davalı ...’e verilmediğini, şuyulandırma sonrasında 1 70... 'lik kısmın bedele dönüştürüldüğünün belirtildiğini, bedelin davalı ...’e ödenip ödenmediğinin sorulması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli ve 2015/224 Esas, 2017/279 Karar sayılı kararı ile; davacının, 25.05.1988 tarihli imzası davalıya ait yazılı sözleşmeye dayandığı, sözleşmede davalının dilerse taşınmaz payını devir edeceği, dilerse 32.500.000,00 TL ödeyeceği şeklinde alıcı davalıya bir hak tanındığı, davacının sadece tapu iptali-tescil davası açtığı, tazminat talep etmediği, sözleşme gereğince davalının taşınmaz tapu payını devri zorlayıcı bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli ve 2018/753 Esas, 2018/923 Karar sayılı kararı ile; davacının sunduğu sözleşme ile davalı ile aralarındaki inançlı işlemi ispatladığı, davacının sözleşme uyarınca tapu iptali ve tescil talebi hakkı bulunduğu, taşınmazın değerinin tespit ettirilmediği ve harcın ikmal ettirilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmenin içeriğinden davacı tarafından 7 00... 'ünün satışa konu edildiği, kalan 300 hissenin davalıya satılmadığı, paylı satış mümkün olmadığından payın tamamının satış gösterileceğinin ancak 300 hissenin tapuda iadesi mümkün hale geldiğinde davacıya iade edileceğinin sözleşme ile inançlı işleme konu edildiği, taraflar arasında inançlı işlemin mevcut olduğu, dahili davalıların ...'in çocukları oldukları, adlarına yapılan devirler sebebiyle davacıya karşı sorumlu oldukları, İstinaf kaldırma kararı gereğince, davanın kabulü halinde 300/700 oranındaki hissenin davacı adına tescili veya karşılığı olan bedelin tahsiline yönelik hüküm kurulacağı, davacı tarafın sonuç isteminin 3412 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerin adına tescili, 2.132.496,08 TL'nin tahsiline yönelik olduğu, 08.03.2022 tarihli dilekçede bir kısım taşınmazın tapu iptali ve tescili, arta kalan istemler yönünden bedel tazmininin talep edildiği, 07.02.2022 tarihli ek rapor içeriği itibariyle harca esas değer tespitinin yapılmış olduğu, bu haliyle de tapu iptali için re'sen belirlenen bedel ve tazmin olarak talep edilen bedel dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ... arasında 25.05.1988 tarihinde akdedilen sözleşmenin içeriği ve Dairelerinin kaldırma kararı ile inançlı işlem olduğunun sabit bulunduğu, davaya konu taşınmazın imar uygulaması sonrası birden fazla taşınmaza hisse aktarıldığı, bu kapsamda alınan bilirkişi ek raporunun söz konusu durumu teyit ettiği gibi davacıya sözleşme gereği verilmesi gereken pay karşılıklarının hesaplamalarında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davaya konu taşınmazın davanın devamı esnasında davalı ...'e babası olan davalı ... tarafından devredilmiş olması sebebiyle davacılar vekilinin HMK’nın 125. maddesi kapsamında bir kısım taşınmaz bakımından taleplerinin bedele döndüğünün belirtildiği, söz konusu dilekçenin ikinci ıslah dilekçesi olarak nitelendirilemeyeceği, HMK’nın 125. madde gereğinin davacı tarafından yerine getirildiği, bu durumun talep aşımı ya da iddianın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceği, hak düşürücü süreye tabi olduğu iddiasının da hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemeleri neticesinde, imar uygulamaları doğrultusunda kök taşınmazın bir kısmının bedelsiz olarak DOP kesintisine uğradığı, DOP kesintisinin üzerinde kalan kısmın ise kamulaştırıldığı ve bedelinin de davalı ...'e ödendiği ve yine bir kısım taşınmazların da bedeli mukabilinde davalı ... tarafından ... ., .. ... ve ... .. isimli üçüncü şahıslara satıldığı, bu kamulaştırma ve satış işlemlerine müteakip davalı ...'in kendi hissesine düşen 4 00... 'lik alanın 2 69... 'sini satarak parasını aldığının ortaya çıktığını, dava konusu edilen taşınmazların %88,24'lik kısmının müvekkiline, %11,76'lık kısmının ise davalı ...'e ait olduğunun tespit edildiğini, 23 05... parsel sayılı taşınmazın değerinin %88,24’üne tekabül eden 2.132.496,08 TL'nin ödenmesine karar verilmesi gerekirken, uygulama ve satış öncesi m2'ler üzerinden bildirilen bedeller ve noter sözleşmesinde kararlaştırılan 3/7 oran üzerinden davanın kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 34 12... ve 4 parsel sayılı taşınmazlardaki bağımsız bölümler yönünden de %88,24 pay oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanşımının geçtiğini, davalının tapu kayıtlarında malik görünmediği Mahkeme Hakimince belirtilmek suretiyle davanın müvekkillerine yöneltilmesi için ihsası rey oluşturulduğu, HMK'nın 125/a hükmü uyarınca müvekkili ...’in sadece yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken taleplerin tümünden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacının adli yardım talebinin kabulünün hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararının da hatalı olduğunu, pek çok hata yapan bilirkişiden defalarca rapor alınmasının doğru olmadığını, tapudaki bir kısım işlemlerin bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, davacı tarafın bedele dönüştüğü belirtilen 1 70... ’lik kısma ilişkin taleplerinden vazgeçtiğini, iki müvekkili açısından müştereken ve mütesilsilen karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... ve .. vekili temyiz dilekçesinde özetle; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, HMK’nın 125. maddesinin bir kez kullanılabileceğini, davacının sürekli talebini değiştirdiğini, davacının dava dilekçesinde tazminat talebi olmadığını, davalı ...’in davalı sıfatı kalmadığını, taleple bağlı kalınmadığını, davacının müvekkilleri yönünden tazminat isteğinin olmadığını, müvekkillerinin tazminattan sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, davacıya talebinin açıklattırılmadığını, davacı tarafın 03.03.2022 tarihli dilekçesinde 23 05... parselin bedeli ve bağımsız bölümlerdeki paylar dışında talebi olmadığını, davanın iki kere ıslah edildiğini, tazminatın fahiş olduğunu, sözleşmede belirtilen ve hatta dava tarihinde hesaplanandan yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacı ...’in kayden maliki olduğu 11 75... parsel sayılı taşınmazdaki 700/8860 payını davalı ...’e 07.06.1988 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen “satış senedi” başlıklı 25.05.1988 tarihli belgede, davacının dava konusu taşınmazdaki 400/8860 payını ...’e sattığını ancak tapuda hisseli satış işlemi yasak olduğu için payının tamamı olan 700/8860 payı temlik edeceğinin, ...’in de 300/8860 payı tapuda hisseli yerlerin satışına izin verildiğinde derhal devredeceğinin kararlaştırıldığı, dava devam ederken ...’in 01.06.2023 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları .., .., .. ve ...’nın kaldığı görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Davalı ... ve ... vekili ile davalı ... ve .. vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalı ... ve ... vekili ile davalı ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Somut olayda; dava konusu kök 11 75... parsel sayılı taşınmazın ifraz, tevhit ve imar işlemleri ile birden fazla parsele ayrıldığının anlaşılması üzerine Dairenin 07.04.2025 tarihli geri çevirme kararı ile taşınmazın son parsel numaralarının tespitine olanak sağlayacak şekilde kayıtların istenilmesine rağmen gönderilen evrakın taşınmazların son parsel numaraları ile irtibatlarını sağlamaya elverişli olmadığı gibi davalı ...’in dava konusu taşınmazda 700/8860 payı var iken imara 695/8860 payın girdiği, 11 75... parsel sayılı taşınmazın kütük sayfasının tamamı olmadığı için 5/8860 payın akıbetinin tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesince taşınmazların kök parselden son parsellerine kadarki sürecin netleştirilmemiş olması, hükme dayanak bilirkişi raporunda kök 11 75... parselden geldiği tespit edilen 23 04... ve 23 41... parsel sayılı taşınmazlarda yapılan işlemlere ilişkin belgelerin birer nüshaları dosya arasına alınmadan denetime imkan vermeksizin tapuda inceleme yapıldığı belirtilerek rapor oluşturulması ve bu eksik raporun hükme esas alınması doğru değildir.
Hal böyle olunca; dava konusu kök 11 75... parsel sayılı taşınmazın son parsel numaralarının ve davalı ... payının gittilerinin tespitine olanak sağlayacak şekilde ilk tesis tarihinden itibaren tüm maliklerini, el değiştirmelerini gösterir tapu kayıtlarının (özellikle taşınmazın kütük sayfası kapanmadan önceki güncel kütük sayfası, ilk imar ve sonrasında yapılan imar uygulamalarına ilişkin imar cetvelleri, imar, tevhit ve ifrazla oluşan parsellerin yeni kütük sayfaları, taşınmazlardaki el değiştirmelere ilişkin resmi senetler ile sonradan oluşan parsellere ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin) ve dayanağı tüm belgelerin (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) merciinden istenilmesi, 5/8860 payın akıbetinin tespit edilmesi ile üç kişilik bir bilirkişi heyeti oluşturularak dava konusu kök parselde ve kök parselden oluşan her bir parselde yapılan işlemlerin, pay değişimlerinin, taşınmazlardaki son durumların ve davalı ... payının gittilerinin tespitine imkan sağlayacak ve denetlenecek şekilde rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... ve ... vekili ile davalı ... ve .. vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalılar .. ve ... vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.