Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3725 K.2025/3871

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3725 📋 K. 2025/3871 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3725 E.  ,  2025/3871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1175 E., 2024/428 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mucur Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/206 E., 2022/29 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı şirket vekili; davalı ... Başkanlığının 29.07.2008 tarihli ve 91 sayılı Encümen Kararı ile dava konusu 6 84... ve 6 94... parsel sayılı taşınmazların ihale suretiyle satışa çıkarılmasına karar verildiğini, 02.09.2008 tarihinde düzenlenen ihaleye girerek en yüksek teklifi verip her iki taşınmazı da toplam 381.290 TL satın aldığını, ihale bedelinin tamamının banka kanalıyla davalı Belediyeye ödediğini ve ihalenin kesinleştiğini, ancak ihalenin kesinleşmesine rağmen dava konusu taşınmazların adına tescil edilmediğini, dava konusu taşınmazların adına tescil edilmesi ya da ödediği ihale bedelinin tarafına iadesi için bir çok kez davalı idareye başvurduğu halde sonuç alamadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde ihale bedeli olarak ödediği 381.290 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili davaya cevap vermemiş; aşamada davacının dava konusu taşınmazlar üzerindeki haklarını dava dışı ... ...’a devir ve temlik ettiğini, Mucur Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/137 Esas, 2018/222 Karar dosyasıyla taşınmazların .. ... adına tesciline karar verildiğini, davacının hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; Mucur Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/137 Esas, 2018/222 Karar sayılı dosyası ile dava dışı .. .. tarafından dava konusu taşınmazlar hakkında eldeki davanın davacısı .. Madencilik Şirketi ve davalı ... aleyhine tapu iptali ile tescil isteğiyle dava açıldığı, anılan davanın 05.09.2018 tarihinde kabulüne karar verildiği ve kararın 30.10.2018 tarihinde kesinleştiği, dosya arasındaki belgelerden davacının dava konusu taşınmazları 16.11.2009 tarihinde harici olarak dava dışı .. ... sattığı, Mucur Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/137 Esas, 2018/222 Karar sayılı kesinleşen kararında da buna dayanılarak davanın kabulüne karar verildiği ve taşınmazların mülkiyetinin de dava dışı .. ... geçtiği, davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde herhangi bir hakkının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı Şirket kesinleşen ihaleye dayalı olarak cebri tescil istemi ile eldeki davayı açmış ise de dava konusu taşınmazların Şirket tarafından harici satış sözleşmesi ile dava dışı .. .. devredildiği, harici satış sözleşmesine taraf olan dava dışı ... tarafından davacı şirket ve davalı ... aleyhine açılan iptal ve tescil davasının kabulle sonuçlandığı, kararın kesinleştiği, kesinleşen Mahkeme ilamının, davada taraf olan davacı ve davalı ... bakımından bağlayıcı olduğu, ihale yoluyla mülkiyeti tescilden önce iktisap eden davacı Şirketin taşınmazları dava dışı kişiye sattığı, satış bedelinin davacı tarafından tahsil edildiğinin davacı bakımından da bağlayıcı olan kesinleşen mahkeme ilamı ve protokol içeriği ile sabit olduğu, iptal ve tescil talep edilemeyeceği gibi bedel isteminin de dinlenemeyeceği gözetilerek HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı ... tarafından dava konusu taşınmazlar hakkında aleyhine açılan Mucur Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/137 Esas, 2018/222 Karar sayılı dava dosyasında davacı Şirkete usulüne uygun hiçbir tebligatın yapılmadığını, anılan davadan davacı Şirketin haberdar olmadığını ve usule aykırı şekilde kesinleştirildiğini, bu davanın davacı aleyhine olacak şekilde hükme esas alınarak davanın reddine karar verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazları ihale suretiyle davalı belediyeden satın aldığını ve ihalenin kesinleştiğini, buna rağmen taşınmazların adına tescil edilmediğini, ayrıca harç ve vekalet ücretinin de yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 6 84... ve 6 94... parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına kayıtlı iken 29.07.2008 tarihli ve 91 sayılı Belediye Encümen Kararı ile ihale yoluyla satışına karar verilmesi üzerine 02.09.2008 tarihinde yapılan ihale sonucunda taşınmazların davacıya ihale edildiği ve ihalenin kesinleştiği, bu arada Mucur Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/137 Esas, 2018/222 Karar dava dosyası ile dava dışı ... tarafından harici satış sözleşmesi ve protokole dayalı olarak dava konusu taşınmazlar hakkında eldeki davacı ve belediye aleyhine tapu iptali ve tescil isteğiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile taşınmazların dava dışı ... adına tesciline karar verildiği ve tarafların istinaf etmemesi üzerine kararın kesinleştirildiği, Dairenin geri çevirme kararı ile getirtilen tapu kayıtlarından dava konusu 6 84... ve 6 94... parsel sayılı taşınmazların yargılama sırasında 24.01.2019 tarihinde dava dışı ... adına hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünü içermektedir.
Re'sen gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazların yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye devredildiği gözetilerek HMK'nın 125. maddesi uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra sonucuna göre işlem yapılması, ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken değinilen husus göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.