Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1978 K.2025/3831
1. Hukuk Dairesi 2024/1978 E. , 2025/3831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1450 E., 2024/33 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Türkoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/233 E., 2019/504 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, .. ilçesi, ... Mahallesinde kain 3 52... , 73... parsel sayılı taşınmazların 1962 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda dava dışı .. ... oğlu .. .., .. oğlu .. ... ve ... oğlu .. .. adına tescil edildiğini, adı geçenlerin dava konusu taşınmazları satıp zilyetliği devrettiklerini ve dava konusu taşınmazların davacının kullanımında olduğunu, ancak yörede yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 191 parsel sayılı taşınmazdan geldiğini, söz konusu 191 parselin 1962 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda 19 59... sıra numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bilahare 22/a çalışması sonucunda dava konusu taşınmazların da arasında bulunduğu birçok parsele ayrıldığını, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 1962 yılında kesinleştiğini, bu kapsamda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, kadastro sonrasında tapulu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların 1962 yılında Hazine adına tescil edildiği, imar-ihyasının 1970 yıllarında tamamlandığı ve dava tarihine kadar kullanılageldiği, mahalli bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazların 1990 yılında .. ... satın alındığının ifade edildiği, bu haliyle davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 09.07.1962 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 27.04.2017 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların dava dışı .. ... oğlu .. ..., ... oğlu ... .. ve ... oğlu ... ... verildiğini, 1962 yılında kadastro çalışması yapılmış ise de uygulama yapılmadığını, 2015 yılında 22/a uygulaması yapıldığını ve tespitlerin bu tarihte kesinleştiğini, davanın da 2015 yılından sonraki on yıllık süre içerisinde açıldığını, eldeki davada kadastro tespitinin değil uygulama kadastrosunun esas alınması gerektiğini, yıllardır dava konusu taşınmazları kullanmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde 1962 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda 191 parsel sayılı 482.500 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın Nisan 1959 tarih ve 869 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla vasfıyla Hazine adına tespit gördüğü, kadastro tespitinin 09.07.1962 tarihinde kesinleştiği, bilahare 2015 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi kapsamında yapılan yenileme çalışmaları sonucunda 191 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen 3 52... , 73... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 273,55 TL fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.