Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1687 K.2025/3772

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1687 📋 K. 2025/3772 📅 17.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1687 E.  ,  2025/3772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2326 E., 2023/1690 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/74 E., 2017/185 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi, ... mevkiinde kain 3 77... parselde kayıtlı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazı müvekkillerinin murisi ...'nun dava dışı ... .... satın aldığını ve ölene kadar kullandığını, muris .. ölümü ile taşınmazın 1991 yılından bugüne kadar müvekkillerinin zilyet ve tasarrufunda olduğunu, taşınmazın tarıma elverişli olup meyve, sebze ve yem bitkisi tarımı yapıldığını, taşınmaz üzerinde Hazinenin, üçüncü şahıslar ya da kayıp - kaçak kişilerin herhangi bir haklarının bulunmadığını, kadastro tespitinin hatalı yapıldığını ileri sürerek 3 77... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına payları oranında kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; on yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, ilk önce bu yönüyle davanın reddi gerektiğini, diğer yandan taşınmazın zilyetlikle kazanılma şartlarını taşımadığını ve zilyetliğe ilişkin iddiaların yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların talebinin, dava konusu taşınmazın muris ...'dan davacılara miras yoluyla intikal ettiği iddiasına dayandığı, fakat dava açılırken davacı sıfatıyla dava dilekçesinde gösterilmelerine rağmen davacılar ... ve ... lehine vekaletname sunulmaksızın dava açıldığı anlaşılmakla, 17.11.2016 tarihli celsede davacı vekiline lehine vekaletname sunulmadan işlem yapılmış olan ... ve ... lehine vekaletname sunmak üzere kesin süre verildiği; 16.03.2017 tarihli celsede ise davacı vekilinin ... ve ... lehine vekaletname sunmayacaklarını beyan ettiği, her ne kadar ... ve ...'nun vekaletnamesinin sunulması için verilen kesin süre, neticeleri açıklanmadığı için usulüne uygun değil ise de davacı vekilinin 17.11.2016 tarihli celsede [16.03.2017 tarihli celsede yazılması gerekirken gerekçeli kararda 17.11.2016 şeklinde yazılmış] bu şahıslar lehine vekaletname sunmayacaklarını belirtmesi üzerine, vekaletname sunmak üzere yeniden usulüne uygun kesin süre verilmesine yer olmadığı, bu nedenle davacı vekiline ...'nun ve ...'nun muvafakatlerini almak veya bu mümkün olmadığı takdirde ... terekesine temsilci tayin etmek üzere dava açmak için bir aylık kesin süre verildiği, bu süre içinde bahsi geçen kişilerin muvafakatlerinin alınmaması veya terekeye temsilci tayin edilmemesi halinde davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedileceği ihtaratının yapıldığı, 18.05.2017 tarihli celsede ise davacılar vekili olacağını söyleyen Av. ...'ın, yetki belgesi ve vekaletname sunmak üzere süre istediği, söz konusu sorunun verilen kesin süre içerisinde giderilmediği ve gerekli açıklama yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından davalı Hazine aleyhine açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edildiği, ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 18.05.2017 tarihinde Av. ...'ın duruşmaya katıldığını vekaletname ve yetki belgesi sunmak üzere süre talebinde bulunduğunu, herhangi bir şekilde celse talikine sebebiyet verilmediğini, mahallinde yapılan keşifte mahalli bilirkişiler, tanıklar ve fenni bilirkişilerin taşınmazın taraflarına ait olduğunu belirttiklerini, aynı mevkide 5 33... ve 3 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili açılan davada kabul kararı verildiğini ancak açtıkları davanın yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; ... ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 77... parsel sayılı taşınmazın 421,98 metrekare yüz ölçümü ve tarla vasfıyla senetsizden davalı Hazine adına tespit edildiği, 29.12.2004 - 31.01.2005 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından 31.01.2005 tarihinde kadastro tutanağının kesinleştiği ve aynı tarihte Hazine adına tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... tarafınca temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ...'nun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.