Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1497 K.2025/3771

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1497 📋 K. 2025/3771 📅 17.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1497 E.  ,  2025/3771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/59 E., 2023/281 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve dava dilekçesinde sınırları belirtilen 8.088,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazı nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, söz konusu taşınmazın müvekkiline babasından kaldığını, dava konusu taşınmazın öncesinde üzüm bağı olup, 1973-1974 yıllarında fıstık ağaçları dikildiğini, yaklaşık 10 yıl önce de 70 adet zeytin ağacının müvekkili tarafından dikildiğini, taşınmazın imar-ihya edilerek babası ve müvekkili tarafından bugüne kadar nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile kullanıldığını belirterek dava konusu yerin müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 17.11.2015 tarihli dilekçesi ile de tarafta hata yaptığını, sehven Hazine yerine ... Valiliğini taraf olarak gösterdiğini belirterek Hazineyi davaya dahil etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşlık vasfındaki taşınmazın tescil harici olduğunu, işlenmemiş ham arazi olup belediye mücavir alanı sınırları içerisinde kaldığını, ilçe sınırları içerisinde bulunan ve tapulama harici bırakılan taşınmazın belediye adına tescili gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın reddi ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.10.2017 tarihli ve 2015/307 Esas, 2017/429 Karar sayılı kararıyla; dava konusu edilen taşınmazın davacının babasının ölümü ile davacıya kaldığı, davacının, babası ile birlikte dava konusu taşınmazı 40 yılı aşkın bir süredir önce tarım arazisi olarak kullandığı, taşınmazın üzerinde 35-40 yaşlarına kadar olan fıstık-zeytin ve badem ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazda sınır genişletilmesi ve sınır ihtilafının ve 3. kişilerin haklarının bulunmadığı, davacı ve murisi tarafından imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği, kazandırıcı zaman aşımına ilişkin şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 11.05.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.713,85 m²'lik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 28.03.2018 tarihli ve 2018/60 Esas, 2018/248 Karar sayılı kararıyla; tescil harici bırakılan dava konusu taşınmazın mera ve ormanla bir ilgisinin bulunmadığı, imar planı kapsamında olmadığı, taşınmazın imar-ihyası tamamlandıktan sonra çeşitli ağaçlar dikilmek suretiyle 20 yılı aşkın bir süredir davacı tarafından tasarruf edildiği, taşınmaz üzerinde yaşları 4 ila 40 arasında değişen çeşitli vasıflarda ağaçların bulunduğu, Yerel Mahkeme tarafından usulüne uygun olarak keşif uygulamasının yapıldığı, alınan rapor ve beyanlar ile imar-ihya ve zilyetlik durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, tescil davalarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmayacağı, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ve davalı ... aleyhine vekalet ücretine hükmolunmadığı, sonuç olarak istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar Hazine ve ... Belediye Başkanlığının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 25.10.2021 tarihli ve 2021/3100 Esas, 2021/6009 Karar sayılı kararıyla; taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve niteliği kesin olarak belirlenmediği, davacının murisi ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılmadığı, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, 1999 yılına ait hava fotoğrafı getirtilmeden sadece 19 66... tarihlerine ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden temin edilerek jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden rapor alındığı, ancak bu raporun, taşınmaz bölümünün evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını açıklamaktan uzak, son derece yetersiz olmasına rağmen yeniden belirtilen hususları açıklayan denetime elverişli rapor alınmadığı, ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın üzerinde 18... -40 yaşlarında antep fıstığı, 48... -25 yaşlarında zeytin ağacı, 19... yaşında ve 1 adet 35-40 yaşlarında badem ağacı olduğu belirtilmesine rağmen taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların aşı durumları ve bu anlamda zilyetliğin süresinin belirlenmesinin zirai yönden değerlendirilmediği, davacı tanıkları ve yerel bilirkişilerin soyut ve yetersiz beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğu, bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağı, hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle davacının murisi hakkında taşınmazın bulunduğu kadastro çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup varsa tespit tutanakları ve oluşmuş iseler tapu kayıtlarının onaylı örneklerinin celp edilmesi, çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile üç kişilik uzman ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmesi, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması; çekişmeli taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin mahkeme hakiminin gözleminin keşif tutanağına yansıtılması; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı, çekişmeli taşınmazın toprak yapısını, eğimini, bitki desenini tarımsal niteliğini belirten, taşınmaz üzerinde bir zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini, zilyetliğe ara verilip verilmediğini irdeleyen ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya arasında bulanan belgeler, tapu kayıtları, mahalli bilirkişi beyanları, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları bir bütün halinde değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda somut olayda, davacının veya muris babasının dava konusu taşınmazın bulunduğu kadastro mahalli sınırları içerisinde senetsizden edindiği herhangi bir taşınmazın bulunmadığı, yapılan ilan nedeniyle davacının zilyetliğine itiraz edildiğine dair dosya arasına herhangi bir beyan gelmediği, 01.07.2022 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarının taşınmazın eski ve yeni durumuyla uyumlu olduğu ve mahalli bilirkişi beyanlarının hava fotoğraflarıyla doğrulanmış olduğu, yine 13.09.2022 tarihli fen bilirkişi heyet raporunda tarımsal faaliyetin 1999 yılında başladığının tespit edildiği, 1985 yılında tarımsal faaliyet olmadığı bildirildiği ancak 28.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitler ışığında dava konusu taşınmaz üzerinde dava tarihi itibariyle 28 -33 yaşlarında Antep fıstığı ağaçlarının bulunduğunun tespiti dikkate alınarak dava konusu taşınmazda tarımsal faaliyetin hava fotoğrafları bulunmayan dönem olan 19 85... yılları arasındaki bir tarihte başladığı, ayrıca 1999 yılındaki hava fotoğraflarındaki görüntünün Mahkemece yapılan değerlendirmeye göre dava konusu taşınmaz içindeki ağaçların hacmine ve büyüklüğüne göre 1999 yılından önceki bir tarihte dikilmiş olduğunun açıkça belirgin olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmazda ağaç dikilerek başlanılan tarımsal faaliyetin 1987 yılında başladığı ve bu tarihten itibaren dava tarihine kadar da aralıksız, çekişmesiz devam ettiği, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre de dava konusu taşınmazın davacının babası ve onun ölümüyle davacının kullandığı ve dava tarihi olan 21.04.2015 tarihi itibariyle 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının babası ile davacının dava konusu taşınmazı imar ve ihya ederek tarıma elverişli hale getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne 13.09.2022 tarihli fen bilirkişi heyeti raporunda (A) harfiyle gösterilen 8.713,27 m²'lik alana sahip taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu eksik inceleme ile verildiğini, dava konusu taşınmaz için zilyetlikle iktisaba koşullarının oluşmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, bu nedenle hükme esas alınamayacağını, 13.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda 1985 yılında dava konusu taşınmaz üzerinde bir tarımsal faaliyet olmadığı yönünde rapor hazırlandığını, ancak ziraat mühendisi bilirkişi raporunda ise dikilen ağaç yaşlarına dayanılarak tarımsal faaliyetin yapıldığı yönünde rapor verildiğini, iki bilirkişi raporu arasında çelişki olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 13.09.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.713,27 m² yüz ölçümlü taşınmaz tescil harici bırakılmış, davacı tarafından çekişmeli taşınmazın babasından miras yoluyla kendisine kaldığı ve lehine zilyetlikte iktisap koşullarının oluştuğu ileri sürülerek adına tescil istemiyle dava açılmıştır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.