Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1280 K.2025/3538
1. Hukuk Dairesi 2024/1280 E. , 2025/3538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/663 E., 2023/586 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/4 E., 2021/123 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazı 2016 yılında dava dışı ...'tan satın aldığını, 1971 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında 260 ve 261 parsellerin aslında bir bütün olduğu belirtilerek ... mirasçıları adına tespit edildiğini, dava dilekçesine ekli krokide A, B, C, D, E harfleri ile gösterilen ... ada 649 parsel içerisinde kalan toplam 1371,86 m2 alanın 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi hükümlerine göre daha önce dere boşluğu olarak tescil harici bırakılmışken ham toprak niteliğinde olduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit edildiğini, ancak bu alanların komşu 261 parsel ile toprak bütünlüğü içerisinde evveliyatından beri tarımsal amaçla kullanıldığını, çalılık ve taşlıkken 261 parselin malikleri tarafından 1960'lı yılların başlarında temizlenerek tarla haline getirildiğini ve kullanıldığını, davacının 2016 yılında bu taşınmaz bölümlerinin zilyetliğini de satın aldığını ve eklemeli zilyetlik süresinin 1987 tarihinden çok daha önceki bir zamanda dolduğunu ileri sürerek 143 ada 649 parsel içerisinde yer alan bu alanların tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın 2013 yılında Hazine adına tespit edildiğini, davacının taşınmazı 2016 yılında devraldığını ileri sürdüğünü, malik olmayan kişilerden yapılan tapu dışı satımın geçersiz olduğunu, tapulu taşınmazın zilyetlikle edinilmesinin mümkün olmadığını, yeni zilyedin önceki zilyedin kazandırıcı zamanaşımı süresini ekleyebilmesi için zilyetlik devrinin geçerli şekilde yapılmış olması gerektiğini, tapunun oluşmasından sonra 2016 yılında yapılan devrin hukuken geçerli olmadığını, 2016 yılında başlayan asli zilyetliğin davacıya hak vermeyeceğini, taşınmazın 17.01.2018 ve 21.06.2019 tarihleri itibarıyla boş olduğunun tutanaklarla tespit edildiğini, davacının 21.12 2015 tarihinde Bozyazı Milli Emlak şefliğine verdiği dilekçe ile taşınmazı satın almak istediğini ancak talebinin taşınmazın imar planında kalması nedeniyle reddedildiğini, davacının Hazine mülkiyetini tanıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hava fotoğraflarının incelenmesinde 1988, 2009 ve 2012 yıllarında taşınmazlar üzerinde herhangi bir toprak işlemesi, sürme, ekme gibi tarımsal faaliyetin olmadığı, herhangi bir yapı veya tarımsal tesisin bulunmadığı, taşınmazların seyrek dağılımda çalılık, taşlık ve doğal hali arazi görünümünde olduğu, davaya konu 649 numaralı parselin tescil edildiği 24.05.2013 tarihinden geriye doğru 20 yıldan önce imar-ihyasının tamamlanmadığının tespit edildiği, TMK'nın 713. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen şartların davacı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının komşu 261 parsel sayılı taşınmazı 07.01.2015 tarihinde satın aldığı, davacı her ne kadar kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanarak tapu iptali-tescil isteğinde bulunmuş ise de davacının 261 parsel sayılı taşınmazdaki mülkiyet hakkının TMK'nın 719. maddesi uyarınca taşınmazı satın aldığı tarihteki çapın ve tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu, önceki malik ...'ın da tespit tarihinden dava konusu taşınmazı devrettiği tarihe kadar taşınmazın yüz ölçümünün esasında daha fazla olduğunu iddia ettiği yönünde dosya da herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, Mahkemece belirtilen gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 261 parsel olmadığını, komşu 143 ada 649 parsel sayılı taşınmazın kullanım açısından 261 parsel sayılı taşınmazla bütünlük oluşturması nedeniyle dava dilekçesinde 261 parselden söz edildiği, 261 parsel maliklerinin davaya konu alanda zilyetliklerini devam ettirdiklerinin izah edildiğini, 261 parsel sayılı taşınmazın edinme tutanağında ...'in ceddinden kalma 30 senelik mülkü olduğu tespit edilmişken jeodezi raporunda 261 parselin de taşlık ve çalılık olduğunun bildirildiğini, hava fotoğrafları çıplak gözle dahi incelendiğinde taşınmazın tarım arazisi olan alan içerisinde kaldığı ve çevresindeki tarım arazileri ile nitelik açısından bütünlük oluşturduğunun ve uzağında bulunan dere ve derenin güney ve doğu tarafında yer alan maki topluluğunun oluşturduğu ağaç kümeleri ile ayrıldığının görüleceğini, taşınmazların kuzeyinde bulunan taşınmazlarla aynı karakteristik özellikleri taşıdığı ifade edilmişken tarım yapılmadığı tespitine yer verilmesinin çelişkili olduğunu, taşınmaz niteliğinin 1956 yılından itibaren incelenen hava fotoğraflarında hiç değişmediğini, üzerinde tarım yapılmadığı takdirde aradan geçen 60 yıl içerisinde tamamen ağaç ve çalılarla kaplı olmasının bekleneceğini, taşınmazın hava fotoğraflarında çıplak arazi olarak görülmesinin tarım yapılmasından kaynaklandığını, taşınmazın bu sayede ağaççık topluluğu haline gelmediğini, bu yöndeki itirazların bilirkişilerce değerlendirilmediğini, taşınmazın meyil nedeniyle öküz vasıtasıyla sürülen tarla olduğunun beyan edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait 261 parsel sayılı 25.350 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın 260 parselle bir bütün halinde 35 tahrir nolu vergi kaydının kapsamında bulunduğu ve ceddinden intikalen ve taksimen 30 yılı aşkın süredir ... tasarrufunda bulunduğu belirtilerek 30.11.1972 tarihinde dava dışı ... adına tespit edildiği, tespitin 04.03.1977 tarihinde kesinleştiği, 24.11.1893 tarihinde dava dışı ...'a, 09.09.2014 tarihinde ...'a ve nihayet 07.01.2015 tarihinde davacıya satıldığı; davaya konu ... ada ... parsel sayılı 18.580,58 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın 1973 yılında yapılan kadastro çalışmasında dere boşluğu olarak tespit harici bırakıldığı ve zemininin ham toprak vasfında olduğu belirtilerek 16.04.2013 tarihinde Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tespitin 24.05.2013 tarihinde kesinleştiği, davanın 06.01.2020 tarihinde satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.