Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4982 K.2025/3473

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4982 📋 K. 2025/3473 📅 01.07.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/4982 E.  ,  2025/3473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/893 E., 2023/1223 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/208 E., 2023/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile temyiz edilen davacı vekili Av. ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki ve paydaşı olduğu ... ada 1 ve ... ada 36 parsel sayılı taşınmazları içinde bulunduğu zor durumda yardımcı olacaklarını belirten davalı ...’ya temlik ettiğini, bedelin ileriki tarihte ödeneceğine inandırıldığını, bedel talep edildiğinde ise adına şirket kurup taşınmazların şirkete aktarılacağını belirtiklerini, ancak şirket yetkilisi olarak verdiği vekaletname ile sahte fatura ve makbuzlar düzenlenerek daha kötü duruma düştüğünü, bu hususta şikayetlerde bulunduktan sonra taşınmazların bedellerinin ödenmeyeceğini bildirdiklerini, davalı ... tarafından taşınmazların diğer davalı Şirkete bedelsiz devredildiğini, tescillerin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; beyanların asılsız olduğunu, taşınmazların bedeli ödenerek satın alındığını, iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini, şirketle ilgisi olmadığını beyan etmesine rağmen alacaklarının tahsiline ilişkin takip yaptığını, verilen vekaletin para çekme, hesap açmaya ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının borçlu sıfatıyla yer aldığı kira tahliye emrine dair icra tebligatının davalılar ve azmettirdikleri bir kısım dava dışı kimselerin hukuka aykırı yolla usulsüz şekilde muhtardan teslim aldığı iddiasına dayalı olarak şikayette bulunması üzerine Konya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/337 E, 2020/33 K. sayılı dosyasının doğrudan eldeki dava konusunu ilgilendirmemekle birlikte davalıların en başından itibaren hileli bir kısım hareket ve saiklerle hareket ettiği noktasında kanaat verici olduğu, tanık beyanları ile davacının iddiasının ispat edildiği, davalı Şirketin ortağının diğer davalılar ile akrabalık ilişkileri nedeniyle hilenin varlığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında otuzdan fazla icra takibi bulunması nedeni ile davalılar ... ve ...'nın dava konusu taşınmazların icra takibinden kaçırılması için davacıya ileride tekrar devredileceği veya bedelinin ödeneceği yönünde inancı uyandırmak suretiyle taşınmazın davalı ...'ya, akabinde davalılar ile organik bağ bulunan kayıt maliki davalı Şirkete temlikini sağladıkları, taşınmazın gerçek bedelinin davacıya ödendiğine ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı, dinlenen tanık anlatımlarından devrin hile ile gerçekleştiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süreye ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, davacı ile aralarında 2014 yılından itibaren bir çok dava olduğu ve davacının bu davalara rağmen süresinden sonra dava açtığını, bedelin ödendiğinin resmi belge ile sabit olduğunu, davalı ... yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, davacı tanıklarının husumetli oldukları kişiler olduğunu, tanıklarının husumetli olduğundan beyanlarına itibar edilmediğini, davacının iddiasının hile temeline uymadığını, alacaklılardan mal kaçırmak amaçlı olduğunu beyan ettiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, çelişkili iddialarda bulunduğunu, resmi senedin aksinin ancak aynı güçte delille ispat edileceğini, taşınmazların yüklü miktarda hacizle devralınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; ... ada 1 parsel sayılı 2.343m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazın tamamı davacı ... adına kayıtlı iken üzerinde bulunan bir çok haciz kaydı ile 11.02.2013 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle temlik edildiği, ... ada 36 parel sayılı 26.206,66 m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 28/1620 payı davacı adına kayıtlı iken 7/810 payının 21.03.2013 tarihinde üzerinde bulunan bir çok haciz kaydıyla birlikte davalı ...’ya satış suretiyle temlik edildiği, davalı ... tarafından temlik alınan taşınmazların 06.12.2016 tarihinde diğer davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ’ye devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan; hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; Mahkemece yukarıdaki ilkeler göz önünde bulundurularak hüküm kurmaya elverişli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalılar tarafından delil olarak dayanılan dava dosyaları dosya arasına alınamamış, dosya arasına UYAP üzerinden alınan Konya 4. İcra Dairesinin 2011/768 E. sayılı dosyasının bir çok evraktan oluştuğu ve bir kısmının okunaksız olduğu, Konya CBS 2022/36090 soruşturma dosyasının akıbetinin ise tespit edilemediği, incelemesinin sağlıklı bir şekilde yapılması olanaklı olmadığı gibi bir kısım dava dosyalarının getirtilip inceleme ve değerlendirme yapılmadığı da anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; delil olarak dayanılan dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, tanıkların yeniden dinlenmesi, tarafların dayandıkları tüm deliller eksiksiz toplanarak TBK'nın 39. maddesi gereğince davanın öncelikle hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması halinde yukarıdaki ilkeler uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.