Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2910 K.2025/3318

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2910 📋 K. 2025/3318 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2910 E.  ,  2025/3318 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/590 E., 2024/1675 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/291 E., 2024/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ... ...'ın 13.07.1978 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ... kızı... ve evlatları ... ve ...’ın kaldığını, murisin eşi ... kızı...’ın da 25.01.1990 tarihinde vefat etmesi üzerine geriye mirasçı olarak evlatları ... ve ...’ın kaldığını, murisin oğlu ...'ın ise 30.12.2000 tarihinde eşsiz olarak öldüğünü, mirasçı olarak evlatları ... ... (...), .... ... (...),... (...), ..., ... ..., ... ... ve ... ...’ın (...) kaldığını, yine muris ...’ın kızı ...’nin bekar ve çocuksuz öldüğünü; Ordu ili, Altınordu ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4384 ada 7, 8, 9, 22, 4386 ada 13 parsel sayılı taşınmazlarda davacının hissesinin az olduğunu, ... Mahallesi 919 parsel sayılı taşınmazın muvazaalı olarak devredildiğini, murisin kadastro çalışmaları sırasında esasen bağışladığı taşınmazları mal kaçırmak amacıyla davalılara muvazaalı olarak devrettiğini, davalılar adına yapılan tescilin hukuka aykırı, yolsuz ve muvazaalı olduğunu, murisin kadastro tespitinden sonra ölmesi nedeniyle muris muvazaasına dayanan davada hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağını belirterek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hissesi oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; ... tarafından ... ve ...’e bir yer verilmediğini, bu nedenle muvazaanın söz konusu olmadığını, kadastro tutanaklarında muvazaa yapıldığı iddiasının dinlenemeyeceğini, 919 parsel açısından davacının iddialarının asılsız olduğunu, dava konusu taşınmazda ... ve ...’den yer alındığını, dava konusu taşınmazlarla ilgili miras taksimi yapılmadığını, bu nedenle diğer mirasçıların muvafakatına gerek duyulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tutanaklarda murisin muvafakati olmasının geçerli olduğu ve taşınmazı devrettiği anlamına geldiğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davada hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 1956, 1984 ve 1985 tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra 08.09.2023 tarihinde dava açıldığı, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının çekişmeli taşınmazların kök murislerinden geldiğini ve taşınmazlarda miras payı oranında hakkı olduğunu öne sürerek Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açmış olmasına göre, Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kök muris ... tarafından davalılara tapu yoluyla yapılan herhangi bir satış bulunmamasının, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden önce davalılara bağışlandığı yönünde yorumlanamayacağını, dava konusu taşınmazların mal kaçırma kastı ile tescil edildiklerini, bu nedenle kadastro öncesi nedene değil, kadastro sonrası nedene dayanıldığını, muris ...’ın kadastro tutanaklarının düzenlenmesinden sonra vefat ettiğini, muris muvazaasına dayalı dava hakkının tutanakların düzenlenmesinden sonra doğduğunu ve 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadığını, muvazaalı işlemlerin yok hükmünde olup hukuken batıl olduğunu, hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Ordu ili, Altunordu ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4384 ada 7, 8, 9, 22, 4386 ada 13 parsel sayılı taşınmazların ilk geldisi olan taşınmazlardan 840, 879 ve 1015 parsel sayılı taşınmazların tespiti 1984 yılında, 874 ve 881 parsel sayılı taşınmazların tespiti 1985 yılında kesinleşmiştir. ... Mahallesinde bulunan ve 22/a çalışmaları sonucunda ... Mahallesi 5670 ada 3 parsel numarasını alan 919 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan ... Mahallesi 488 parsel sayılı taşınmazın tespiti ise 1956 yılında yapılarak kesinleştirilmiştir.
Davacı dava konusu taşınmazların kadastro öncesinde mal kaçırma kastı ile muvazaalı olarak davalılara devredildiği iddiasına dayanarak 08.09.2023 tarihinde dava açmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.