Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3065 K.2025/3312
1. Hukuk Dairesi 2024/3065 E. , 2025/3312 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1680 E., 2024/258 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ve davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Ordu ili, Ünye ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda; 149 ada 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 14; 157 ada 15, 16, 18; 160 ada 1, 2, 3, 162 ada 1, 165 ada 5 ve 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazların babası ...'dan intikal ettiği halde davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, kadastro tespitinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tescilini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesi ile davalılar ..., ... ve ... tarafından dosyaya sunulan senedi kabul etmediğini, herhangi bir para almadığını, okuma yazması olmadığını, söz konusu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, okuma yazması olmaması nedeniyle mühür basarak imza attığını ileri sürmüştür.
II. CEVAP
1.Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçeleriyle; davacının halaları, kendilerinin ise davacının kardeşi ...'ın çocukları olduklarını, babaları ...'ın kardeşi davacıdan miras payını satın aldığını, bu konuda taraflar arasında bir senet imzalandığını ifade etmiştir.
2. Davalılar ... ve ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, aşamalarda davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, aşamalarda davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı itibariyle dava konusu taşınmazlardan 149 ada 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12 parsel sayılı taşınmazlar ile 157 ada 15, 16 ve 18 parsel sayılı taşınmazların kök muris ...'dan intikal ettiği, murisin sağlığında bir paylaştırma yapılmadığı, ölümünden sonra da tüm mirasçıların katılımı ile yapılan bir taksimin bulunmadığı, bu taşınmazların muris ...'ın oğulları ve torunları adına tespit ve tescil edildiği, bununla birlikte söz konusu taşınmazlardan 149 ada 5, 157 ada 16 ve 18 parsel sayılı taşınmazların satış ve ölünceye kadar bakım sözleşmeleriyle farklı şahıslara temlik edildiği ve davacının bu devirlerin kötü niyetle yapıldığını ispatlayamadığı, öte yandan 149 ada 14, 160 ada 1, 2, 3, 162 ada 1, 165 ada 5 ve 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazların muris ...'dan gelmediği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile dava konusu 149 ada 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 157 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, diğer parseller yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından çekişmeli taşınmazların kök muris ...'dan kaldığının anlaşıldığı, murisin terekesinin usulünce taksim edilmediği, bu halde mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından sürdürülen fiili kullanımın tereke adına sürdürülmüş sayılacağı, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın davacı tarafça ispat edilemediğini, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin yaşları itibariyle dava konusu taşınmazların kimden ne şekilde intikal ettiğini bilmelerinin mümkün olmadığını, görgüye dayanmayan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları esas alınarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, dosya kapsamında mevcut 14.02.1992 tarihli sözleşmenin nazara alınmamasının isabetsiz olduğunu, söz konusu sözleşme ile davacının, babası ...'dan intikal eden haklarını kardeş ...'a temlik ettiğini, bu halde davacının dava konusu taşımnazlar üzerinde bir hakkı bulunmadığını ve davanın reddinin gerektiğini, 21.09.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın muris muvazaası olarak nitelendirildiğini ancak yargılamanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak görülüp sonuçlandırıldığını, ön inceleme zaptında tespit edilen uyuşmazlık haricinde başka bir hukuki sebep yönünden inceleme yapılarak sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamına sunulan ve davacı ile davalıların babası ... arasında imzalanan 14.02.1992 tarihli "gayrimenkul satış senedi" başlıklı sözleşmenin değerlendirilmemesinin isabetsiz olduğunu, söz konusu sözleşme ile davacının babasından intikal tüm taşınmazlardaki hisselerini 5 milyon TL karşılığında ...'a temlik ettiğini, ve zilyetliği de devrettiğini, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, davacı tarafça söz konusu senetteki imza inkar edilmiş ve okuma yazma bilmemesi nedeniyle imza atmadığı ileri sürülmüş ise de davacının dava dilekçesinde imzasının bulunduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; Ordu ili, Ünye ilçesi, ... köyünde 2008 yılında yapılan yapılan kadastro çalışmaları sonucunda; 149 ada 5, 157 ada 16 ve 160 ada 2 parsel sayılı taşınmazların ..., 149 ada 6, 157 ada 15 ve 18 parsel sayılı taşınmazların ..., 149 ada 8 ve 12 parsel sayılı taşınmazların ..., 149 ada 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ..., 149 ada 10 ve 160 ada 3 parsel sayılı taşınmazların ..., 149 ada 14 parsel sayılı taşınmazın ..., 160 ada 1, 162 ada 1, 165 ada 5 ve 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazların ... adına tespit gördüğü, kadastro tespitlerinin 09.10.2008 tarihinde kesinleştiği, 160 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden ... tarafından kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine Ünye Kadastro Mahkemesinin 25.09.2013 tarih ve 2012/77 Esas, 2013/90 Karar sayılı ve 31.10.2013 kesinleşme tarihli kararı ile taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verildiği, bilahare 26.05.2009 tarihinde 149 ada 5, 157 ada 16, 160 ada 2 parsel sayılı taşınmazların ... tarafından ...'a satış suretiyle, 157 ada 18 parsel sayılı taşınmazın ise 04.02.2016 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile ...'a temlik edildiği, davacının dava konusu taşınmazların müşterek muris ...'dan intikal ettiği iddiasına dayanarak miras payı oranında tapu iptali ve tescil talebiyle eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 149 ada 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 157 ada 15 parsel sayılı taşınmazların müşterek muris ...'dan geldiği, murisin sağlığında çekişmeli taşınmazları davalılara bağışlamadığı, murisin ölümünden sonra da terekesinin usulünce taksim edilmediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de söz konusu taşınmazların müşterek muris ...'dan intikal ettiği, murisin terekesinin usulünce paylaşılmadığı sürece bir mirasçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına sürdürülmüş sayılacağı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Somut olayda; davalılar ..., ... ve ... tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan 14.02.1992 tarihli "gayrimenkul satış senedidir" başlıklı belgeye karşı davacı tarafından imza inkarında bulunulmuş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu yönde bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan, 28.06.2022 tarihinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ..., ... ... ve ... ile davacı tanığı ...'un keşif zaptına dercedilen beyanlarının kelimesi kelimesine aynı olduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun şekilde bir keşif icra edildiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davalılar ..., ... ve ... tarafından sunulan 14.02.1992 tarihli "gayrimenkul satış senedidir" başlıklı belgenin aslı temin edilerek söz konusu belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda usulünce imza incelemesi yapılmak suretiyle söz konusu imzanın davacının el ürünü olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, söz konusu belgenin davacının el ürünü olduğunun tespiti halinde taraflardan bu belgenin kapsamı, düzenlenme amacı ve miras payının devri iradesini içerip içermediği hakkında açıklamada bulunmaları istenilmeli, bundan sonra çekişme konusu 149 ada 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 157 ada 15 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu mahalde, taşınmazları iyi bilen, tarafsız ve olabildiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi heyeti, daha önce icra edilen keşiflere katılan mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, tüm senet tanıkları ve fen bilirkişisi eşliğinde keşif icra edilmeli, keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların muris ...'dan intikal edip etmediği, kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, kök murisin mirasçıları arasında taksim veya paylaşıma konu olup olmadığı, taşınmazları kimin, ne şekilde ve hangi sıfatla kullandığı, 14.02.1992 tarihli senedin hangi taşınmaza ilişkin olduğu, düzenleme amacının ne olduğu, miras payının devrine yönelik olup olmadığı hususlarında somut olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilmemesi halinde Mahkemece hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmeli; Bölge Adliye Mahkemesi kararının yalnızca davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ile davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edildiği de gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ile davalılar ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.