Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5460 K.2025/3309

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5460 📋 K. 2025/3309 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5460 E.  ,  2025/3309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1563 E., 2024/629 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/23 E., 2022/215 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Bartın ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 102 ada 3 parsel, 105 ada 8 parsel, 110 ada 4 parsel, 125 ada 22 parsel, 129 ada 1 parsel, 215 ada 3 parsel sayılı taşınmazların ... oğlu ...'den mirasçısı kızları..., ... ve ... ...'a intikal ettiğini, mirasçı ...'ün murisi ...'den gelen hisselerini ... Noterliği tarafından düzenlenen 09.10.1998 tarih ve 1874 yevmiye numaralı zilyetliğin devri sözleşmesiyle kendisine satıp devrettiğini, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların muris ...'in kızı...'in eşi ve davalıların babası olan ... mirasçıları adına tespit ve tescil edildiğini, kadastro tespitinde kendisine yapılan satışın nazara alınmamasın hatalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların 1/3 payının tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 20 yıldan fazla bir süredir yalnızca ... zilyetliğinde bulunduğunu, ...'ın 1991 yılında ölümüyle çekişmeli taşınmazların zilyetliğinin mirasçıları olan davalılara intikal ettiğini, davacının noterde düzenlenen devir sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil talep etmenin mümkün olmadığını, söz konusu taşınmazların ...'den intikal ettiği kabul edilse dahi noter senedinin tarihi itibariyle ...'in davacının bayii ... dışında... ve ... ... isimli iki mirasçısı daha bulunduğunu bu kapsamda tereke üzerinde iştirak halinde zilyetliğin söz konusu olduğunu, tüm mirasçıların katılımıyla yapılan bir satış işlemi bulunmaması nedeniyle eldeki davanın dinlenme olanağının bulunmadığını, öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında da davacının davasının reddinin gerektiğini zira davacının dava konusu taşınmazlarda herhangi bir zilyetliğinin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalılar ..., ... ve ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların ...'den intikal ettiği, ...'in ölümüyle geriye ..., ... ve ... ...'ın kaldığı, mirasçılardan ...'ın ... ile evlendiği, diğer mirasçı ...'ün muris ...'den gelen hisselerini ... Noterliğince düzenlenen zilyetliğin devri sözleşmesi ile davacı ...'a devrettiği, mahallinde icra edilen keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazların mevkileri ile 1998 tarihli senette bahsi geçen mevkilerin aynı olduğu ve dava konusu taşınmazların tamamını kapsadığı, dava konusu taşınmazların 1/3 payının ...'e ait olduğu ve adı geçen tarafından davacıya temlik edildiğinin ispatlandığı, bu kapsamda dava konusu taşınmazların ... mirasçıları adına tespit ve tescil edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davada muris ...'in terekesinin usulünce taksim edilmemesi nedeniyle el birliği mülkiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı ...'ın muris ...'in mirasçısı olmadığı ve ... terekesine göre üçüncü kişi konumunda olduğu, el birliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya paylarının bulunmadığı, mirasçıların hakları terekenin tamamını kapsadığına göre mirasçılardan birinin üçüncü kişiye yaptığı pay satışının hukuki sonuç doğurmayacağı, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince muris ...'in mirasçısı ... tarafından davacı ...'a yapılan pay satışına değer verilerek ...'ün 1/3 miras payının davacı adına tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğu, öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerin ancak tüm mirasçıların oy birliği ile yapılmasının mümkün olduğu, bu kapsamda davalılardan ...'ın davayı kabul beyanının tek başına bir sonuç doğurmayacağı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların muris ...'den intikal ettiğinin 2022 yılında tespit edildiğini, bu nedenle söz konusu taşınmazlar yönünden zilyetlik hükümlerinin geçerli kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin hatalı yapıldığını, kadastro tespiti öncesinde miras ortaklığı söz konusu olmadığını, muris ...'in ölümü ile mirasçıları bir miras şirketi oluştursa dahi söz konusu taşınmazların miras şirketinin tasarrufunda olup olmadığının ancak kadastro tespiti ile belirlenebilir olduğunu, kadastro tespitinin ise ... mirasçıları adına yapıldığını, buna karşılık taşınmazın ...'den intikal ettiğini ve adı geçenin ölümüyle zilyetliğin kızları ... ve ...'e intikal ettiği, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın satışı için miras ortaklığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, bu nitelikteki taşınmazlarda zilyedinin tasarruf yetkisine de sahip olacağını, eldeki davada da ...'in mirasçısı ...'ün zilyetliğinde bulunan taşınmazları zilyetliğin devri sözleşmesi ile davacıya devrettiğini, bu kapsamda taşınmazların mülkiyetinin de davacıya temlik edildiğini, ... ile davacı arasındaki sözleşmenin miras payının devri sözleşmesi ya da ölünceye kadar bakım sözleşmesi olarak da yorumlanabileceğini, ...'ün tüm ihtiyaçlarının davacı tarafından giderildiğini, söz konusu devir sözleşmesinin de ...'ün bakımının davacı tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle davacıya duyulan minnet karşılığında taşınmazların zilyetliğinin devri amacıyla yapıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; Bartın ili, ... ilçesi, ... köyünde 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 102 ada 3, 105 ada 8, 110 ada 4, 125 ada 22, 129 ada 1 ve 215 ada 3 parsel sayılı taşınmazların irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... adlarına verasette iştirak halinde tespit ve tescil edildiği, kadastro tespitinin 28.05.2010 tarihinde kesinleştiği, davacının hak düşürücü süre içerisinde açtığı eldeki davada dava konusu taşınmazların ...'den intikal ettiğini ve ... mirasçısı ...'ün de muris ...'den intikal eden payını 09.10.1998 tarihli noter satış senediyle kendisine devrettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların 1/3 hissesinin tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ettiği; İlk Derece Mahkemesince, davanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesince, satış tarihi olan 09.10.1998 tarihi itibariyle muris ...'in terekesinin el birliği mülkiyetine tabi olduğu ve davacının ... terekesine göre üçüncü kişi konumunda bulunduğu, mirasçılardan birinin terekeye göre üçüncü kişiye yaptığı pay temlikinin hukuki sonuç doğurmayacağı, bu kapsamda muris ... mirasçısı ... tarafından davacı ...'a yapılan pay satışına değer verilemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.