Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3020 K.2025/3213

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3020 📋 K. 2025/3213 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3020 E.  ,  2025/3213 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/860 E., 2024/955 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ticaretle uğraşmakta iken acil kredi ihtiyacı olduğunu, 2496 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 20 nolu bağımsız bölümünü kredi temini amacıyla oğlunun arkadaşı olan davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, davalı tarafından kredi temin edildiğini, kredi sözleşmesinin yapıldığı 05.01.2016 tarihinde davalı ile aralarında inanç sözleşmesi imzaladıklarını, ancak kredi borcu ödeninceye kadar emanet olarak verilen taşınmaza ipotek konulması dışında hiçbir yükümlülük altına girmeyen davalının kötü niyetli hareket ederek taşınmazı satmak istediğini, taşınmazda hakkının olmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacının inanç sözleşmesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek kredi taksitlerinin cüzi bir kısmını ödediğini, kalan borcu kendisinin kapatması neticesinde aralarında 02.08.2018 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, böylelikle davacının taşınmazda hak ve yetkisinin kalmadığını, davanın haksız kazanç elde etmek amacıyla açıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; taraflar arasında başta yapılan inanç sözleşmesinin yine tarafların iradesi ile 02.08.2018 tarihinde feshedildiği, satışın gerçek satış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; özellikle başlangıçta temin edilecek kredinin teminatı olarak inançlı işlem ile davalıya devredilen taşınmazın kredi taksitlerinin davacı tarafından ödenememesi nedeniyle sonradan tarafların, aralarında düzenledikleri sözleşme ile taşınmazın davalının mülkiyetinde kalması hususunda anlaştıkları gözetilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş, taşınmazı davalıya devretmesini gerektirir bir nedeninin bulunmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, 02.08.2018 tarihli sözleşmede 05.01.2016 tarihli sözleşmeye atıf olmadığı gibi sözleşmeyi hükümsüz bırakan açık bir kabulün de yer almadığını, asıl olanın 05.01.2016 tarihli inanç sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye göre borcun ödenip ödenmediği hususunun araştırılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 2496 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 20 nolu bağımsız bölümü 05.01.2016 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, davalı tarafından taşınmaz ipotek gösterilerek konut kredisi temin edildiği, temin edilen kredinin davacıya verildiği, taraflar arasında imzalanan 05.01.2016 tarihli "Daire Kredili Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede, kredi taksitlerinin tamamının davacı tarafından ödenmesi halinde taşınmazın davalı tarafından davacıya geri verileceğinin kararlaştırıldığı, aşamada davacının kredi taksitlerinin bir kısmını davalıya göndermek suretiyle ödediği, daha sonra taraflar arasında 02.08.2018 tarihli "Antlaşmadır" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmede davacının, daha önce davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme gereğince davalıya gönderdiği tüm parayı elden teslim aldığını, sattığı taşınmaz için davalıdan hiçbir alacağının kalmadığını, istediği zaman taşınmazı kendisine teslim etmeye hazır olduğunu belirttiği, 22.02.2023 tarihli duruşmada davacının, 02.08.2018 tarihli sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu, imzaya bir itirazının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı
tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.